30 Ekim 2014, 20:11:27 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Etiket Giriş Yap Kayıt  

ASiLCaFe ASiLGuRBeT CHaTZaDe ASiLVaTaN
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Cevap SayısıCevap Sayısı: 16
Okunma SayısıOkunma Sayısı 17799 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü  (Okunma Sayısı 17799 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hazal
Ziyaretçi
« : 13 Ocak 2010, 16:05:06 »

E

Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA

Eczacılık. : İSPENÇİYARİ

Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA

Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

Edat. : İLGEÇ

Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL

Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS

Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM

Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET

Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA

Edipler. : UDEBA

Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ

Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE

Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA

Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN

Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE

Efes’te bir tapınak. : SERAPİS

Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK

Efsane köpek.:KITMİR

Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT

Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON

Efsanevi bir kuş. : SİMURG

Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR

Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS

Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP

Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ

Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM

Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ

Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL

Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT

Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK

Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA

Egemenliğini tanıma.:BİAT

Eğerin altındaki belleme. : YUNA

Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH

Eğilim,yönelim.:TANDANS

Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE

Eğirmen,kirmen.:İĞ

Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ

Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET

Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER

Eğreti dikiş.: TEYEL

Eğretileme.: METAFOR

Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE

Ejderha.:DRAGON

Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV

Ek vagon.:FURGON

Ek. : LAHİKA

Eker. : MİBZER

Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ

Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON

Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ

Ekinlerde başak.:KELLE

Ekip gereçleri. : EKİPAJ

Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN

Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN

Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT

Ekler’e benzer bir tür pasta.:PROFİTEROL

Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

Ekmek parçası,lokma. : BANAK

Ekmek.:NAN

Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ

Eksen. : MİHVER

Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN

Eksiksiz,kusursuz.:HAZA

Ekşimik.:KESİK

Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB

Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA

Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA

Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA

Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA

Ekvator para birimi. : SÜKRE

Ekvator. : EŞLEK

Ekzama. : MAYASIL

El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ

El ile dokuma. : PEMAS

El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE

El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA

Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ

Elbise plesi.:BÜZGÜ

Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL

Elbise,çamaşır.:CAME

Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE

Elçi atanma yazısı. : AGREMAN

Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE

Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA

Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS

Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO

Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN

Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA

Ele başı. : SERGERDE

Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ

Elek. : KALBUR

Elektrik direnç birimi. : OM

Elektrik kutusu. : BUAT

Elektrik sıgası birimi. : FARAD

Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON

Elektriksel kapasite.:SIĞA

Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG

Eleman,unsur.: ÖGE

Elemler. : ALAM

Eli açık,cömert. : KERİM

Eli açık,cömert.: KOÇAK

Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK

Elle seyrek dikiş. : OYULGA

Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET

Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT

Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK

Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR

Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA

Emanet.İnam. : VEDİA

Emekçi topluluğu. : PROLETARYA

Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA

Emmeç. : ASPİRATÖR

Emzikli şişe.:BİBERON

En az : EKAL : EDNA

En beyaz.:BEYZA

En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ

En büyük. : EKBER

En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS

En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM

En eski jeolojik sistem.:AZOİK

En iri geyik. : MUS

En kısa zaman.:AN

En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET

En küçük izci kuruluşu. : OBA

En son. : HATEM

En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

En yüksek değer.: KEMAL

Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL

Endonezya plakası. : RI

Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG

Endonezya’da takımadalar. : ARU

Endonezya’da takımadalar.: ARU

Endonezya’nın para birimi.: RUPİ

Enerji.:ERKE

Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ

Engel,uymazlık.BEİS

Engel. : KET

Engerek yılanı. : EFİ

Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK

Enine olan : ARZANİ

Enli çember. : KASNAK

Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN

Erginlik.:RÜŞT

Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI

Erim. : MENZİL

Erime. : ZEVEBAN

Erişim. : MUVASALA

Erişmiş. : NAİL

Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG

Eriyik. : MAHLUL

Erkeğin eşi,zevce.: AYAL

Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM

Erkek balığın tohumu.:SÜT

Erkek çocuk. : KIZAN

Erkek deve.: LÖK

Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

Erkek hindi. : GURK

Erkek kardeş.:DADAŞ

Erkek keçi.:ERKEÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

Erkek ördek. : SUNA

Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET

Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ

Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER

Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN

Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM

Erkeklik organı. : ZEKER

Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE

Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT

Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK

Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN

Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN

Ermenistan’ın para birimi. : DRAM

Erotik,şehevi : KÖSNÜL

Erteleme. : TECİL

Erzak odası. : KİLER

Esenlik dilemek. : SELAM

Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG

Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR

Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

Esinti.:NEFHA

Esir çocuk. : BEÇE

Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL

Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA

Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA

Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM

Eski Asur kenti. : NİNOVA

Eski ayakkabı. : KELİK

Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN

Eski bir çalgı. : MAR

Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN

Eski bir hacim ölçüsü.: KA

Eski bir salon dansı.: KADRİL

Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

Eski bir tüfek. : KARABİNA

Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN

Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE

Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ

Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO

Eski dilde surat,yüz. : RU

Eski dilde acıyan. : RAİF

Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK

Eski dilde ağız.:DEHEN

Eski dilde ağlatma. : IBKA

Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE

Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM

Eski dilde alın. : NASİYE

Eski dilde altın. : ZER

Eski dilde anne. :EM.: ÜM

Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN

Eski dilde arka,sırt.:ZAHR

Eski dilde arkası sıra.: DERADAP

Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED

Eski dilde at,beygir. : ESB

Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL

Eski dilde ateşler. : NİRAN

Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET

Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

Eski dilde azı dişi.: NAB

Eski dilde baba Cet. : EB

Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT

Eski dilde balık. : MAHİ

Eski dilde balta.: TEBER

Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ

Eski dilde bayrak.:RAYET

Eski dilde belediye . : URAY

Eski dilde belirti. : NİŞANE

Eski dilde bencillik.:ENANİYET

Eski dilde berrak,duru.:NAB

Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ

Eski dilde boy,endam. : KAD

Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR

Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

Eski dilde bülbül. : ANDELİB

Eski dilde cam,kristal.: MİNA

Eski dilde cehennem. : TAMU

Eski dilde cıva. : ABEK

Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA

Eski dilde çekirge. : MİK

Eski dilde çeyrek. : RUBU

Eski dilde çizme. : MUSE

Eski dilde çöl. : TİH

Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG

Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH

Eski dilde damar.: REG

Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ

Eski dilde demir. : AHEN

Eski dilde deri kalkan.:DARAKA

Eski dilde derin hale getirme. : İKAR

Eski dilde derinlik.:UMK

Eski dilde deve.:ŞÜTÜR

Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR

Eski dilde dilek.:KAM

Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA

Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ

Eski dilde doku. : NESİÇ

Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR

Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA

Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH

Eski dilde dönence.: MEDAR

Eski dilde dudak. : LEB

Eski dilde duvar. : DAR

Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS

Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN

Eski dilde ekmek. : NAN

Eski dilde elma: . SİB

Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL

Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL

Eski dilde en tatlı.:AZEB

Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS

Eski dilde er,erkek. : NER

Eski dilde erik. : ALU

Eski dilde erkekler.: RİCAL

Eski dilde estetik. : BEDİA

Eski dilde eş,zevce.:REFİKA

Eski dilde eşek .:HAR

Eski dilde eşik.:ASİTANE

Eski dilde etek. :DAMEN

Eski dilde faiz.:RİBA

Eski dilde gece. : ŞEB

Eski dilde geceler : LEYAL

Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR

Eski dilde gelin.: ARUS

Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT

Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ

Eski dilde gerdek. : ARİS

Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS

Eski dilde görme.:RÜYET

Eski dilde gösterme.:İRAE

Eski dilde göz. : AYN: DİDE

Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE

Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN

Eski dilde gün.:RUZ

Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF

Eski dilde haberci,ulak.: SAİ

Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.KahkahaİDON

Eski dilde hastalık , dert. : DA

Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME

Eski dilde hesap defteri.. : ABAR

Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA

Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE

Eski dilde horoz.KahkahaİK

Eski dilde ılgın ağacı.:AC

Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK

Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB

Eski dilde iklimler.:EKALİM

Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR

Eski dilde intikam,öç. : SAR

Eski dilde kadın.: ZEN


Eski dilde kale hendeği. : UR

Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA

Eski dilde kamış. : NAY

Eski dilde kan. : DEM

Eski dilde kaplan.:BEBİR

Eski dilde karınca. : MUR

Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN

Eski dilde kaş.: EBRU

Eski dilde kaz.: BAT

Eski dilde kemik.:AZM

Eski dilde kılıç. : TİG

Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN

Eski dilde kilise çanı.:NAKUS

Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN

Eski dilde kip.:SIYGA

Eski dilde koku. : BU

Eski dilde kolay. : ASAN

Eski dilde korku.:BİM

Eski dilde kovma. : İBAD

Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR

Eski dilde köpek. : SEG : SEK

Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET

Eski dilde kumaş. : KALA

Eski dilde kurban bayramı. : ADHA

Eski dilde kuş gagası.:NAL

Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT

Eski dilde lanet sözü. : LAN

Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ

Eski dilde mermer.:RUHAM

Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM

Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA

Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN

Eski dilde nevale,azık. : TUŞE

Eski dilde oburlar.: EKELE

Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ

Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ

Eski dilde ok.. : TİR

Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL

Eski dilde otlar. : ERA

Eski dilde öç,intikam.:SAR

Eski dilde öd kesesi.:MERARE

Eski dilde öfke.:RİS

Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ

Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH

Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH

Eski dilde örtme,gizleme.: SETR

Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR

Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK

Eski dilde parlama.:LEM

Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA

Eski dilde pirinç. : ERZ

Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH

Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB

Eski dilde sağır. : ASAM

Eski dilde sanık.: MAZNUN

Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF

Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ

Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL

Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK

Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB

Eski dilde sığır çobanı.: RAİ

Eski dilde sıhhi. : ZENİ

Eski dilde soylular.:ZADEGAN

Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE

Eski dilde su.. : AB : MA

Eski dilde sünnet etme.:HİTAN

Eski dilde süs.: ZİVER

Eski dilde şarap.. :HAMR

Eski dilde şehir.:ŞAR

Eski dilde şiirler.:EŞAR

Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA

Eski dilde taç.: İKLİL

Eski dilde taçlar. : TİC

Eski dilde tarak. : ŞANE

Eski dilde toplama. : İCMA

Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA

Eski dilde tuz. : NEMEK

Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM

Eski dilde uzaklık,ara. : KAB

Eski dilde üzengi.: RİKAB

Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME

Eski dilde üzüm.: İNEB

Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM

Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET

Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN

Eski dilde yara.:ZAHM

Eski dilde yardım. : NASR

Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ

Eski dilde yemin etme. : İLA

Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN

Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT

Eski dilde yıl. : AM

Eski dilde yılan.:MAR

Eski dilde yıldırım.: BARİKA

Eski dilde yıldız.:SİTARE

Eski dilde yırtma. : ÇAK

Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD

Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK

Eski dilde yumuşak.:NERM

Eski dilde yumuşaklık.: NERM

Eski dilde yuva.:LANE

Eski dilde yüzyıl.: ASR

Eski dilde zaman.:EYN

Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ

Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA

Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI

Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA

Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA

Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN

Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR

Eski Japon bozuk parası. : RİN

Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO

Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN

Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES

Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN

Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA

Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS

Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV

Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS

Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON

Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM

Eski Mısır’da üretici güç. : KA

Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS

Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU

Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER

Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.KahkahaİANA

Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA

Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM

Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA

Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL

Eski salon danslarından biri. : KADRİL

Eski Sümer su tanrısı. : EA

Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE

Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK

Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA

Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV

Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN

Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA

Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN

Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN

Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL

Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL

Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ

Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK

Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN

Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA

Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN

Eski ve usta gemici.: ÇAÇA

Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ

Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS

Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)

Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT

Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT

Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA

Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE

Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS

Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON

Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE

Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE

Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON

Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.:DEMOS

Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK

Eski Yunanlı,Grek.:HELEN

Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ

Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP

Eski,ezeli. : KADİM

Eskiden adet,tören. : DEB

Eskiden albay. : MİRALAY

Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB

Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN

Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ

Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS

Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ

Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ

Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK

Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR

Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ

Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE

Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH

Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK

Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR

Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR

Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR

Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE

Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN

Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR

Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN

Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ

Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ

Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE

Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ

Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU

Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL

Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM

Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA

Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR

Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA

Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA

Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN

Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA

Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE

Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO

Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ

Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ

Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR

Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT

Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ

Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ

Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH

Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE

Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK

Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ

Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI

Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK

Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA

Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA

Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ

Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO

Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH

Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT

Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN

Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS

Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE

Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ

Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE

Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE

Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA

Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT

Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA

Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE

Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU

Eskil. : ARKAİK

Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR

Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK

Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN

Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU

Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT

Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE

Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR

Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR

Esnaf kuruluşu. : LONCA

Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE

Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK

Eş anlamlı. : SİNONİM

Eş basınç. : İZOBAR

Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON

Eş zamanlı.: SENKRONİK

Eş,zevce. : REFİKA

Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN

Eşek binmeliği. : SEMER

Eşek eyeri.: PALA

Eşek yavrusu. : SIPA

Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN

Eşey bezi. :GONAT

Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO

Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ

Eşgüdüm.:KOORDİNASYON

Eşik. : SÖVE

Eşit. : MÜSAVİ

Eşkenar dörtgen. : MAİN

Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV

Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET

Eşyaya vurulan damga.:EN

Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO

Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF

Et kesimi yortusu. : APUKURYA

Et yemez. : VEJETARYEN

Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES
Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE

Etene,son. : MEŞİME : EŞ

Eter. : LOKMANRUHU

Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK

Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK

Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS

Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ

Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR

Etiket. : PAFTA

Etiyopya’nın para birimi. BİRR

Etken,yapan. : AMİL

Etkime. : TESİR

Etli lahana yemeği.:KAPUSKA

Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ

Etnik. : BUDUNSAL

Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK

Ev halkı,aile. : HORANTA

Ev makarnası. : ERİŞTE

Ev.:BEYT

Evde kalmış kız. : KALIK

Evlek. : MAŞALA

Evlenme.:İZDİVAÇ

Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA

Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ

Evren bilim. : KOZMOLOJİ

Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM

Evrensel alıcı kan grubu. : AB

Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ

Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK

Eytişim. : DİYALEKTİK

Ezgi,makam. : TERANE

Ezgi.:MELODİ

Ezici.:KAHİR

Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 13 Ocak 2010, 16:05:55 »

F

Fabrika yapımı her türlü kumaş,bez gibi dokumalar. : MANİFATURA

Fahri.:ONURSAL

Faizler. : FERAİZ

Fal. : BAKI

Falez.:YARIYAR

Farazi. : HİPOTETİK

Farbala,fırfır.: FARBA

Farsca’da tat,çeşni,tadılacak şey. : MEZE

Fas’ın plaka işareti. : MA

Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN

Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.:RUGİ

Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ

Favori,/gözde sporcu.:AS

Faydalar. : MENAFİ

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU

Fedai. : SERDENGEÇTİ

Felç,inme. : NÜZUL : AKATİZİ

Felç.: PARALİZİ

Felçli. : MEFLUÇ

Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç.: GRANİT

Felsefe,bilgelik. : HİKMET

Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU

Felsefede değişebilen,geçici nitelik.:KİP

Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN

Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM

Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti.:İÇREK

Ferman : YARLIK

Feryat.:VAVEYLA

Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN

Fethiye ilçesi yakınlarında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI

Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET

Fıçıcı keseri. : BARDA

Fıkıh bilgini.:FAKİH

Fıkra.:ANEKDOT

Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA

Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren,uzun gagalı bir kuş. : KELAYNAK

Fırfır.: FARBALA

Fırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN

Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE

Fışkıran su.:DAFİK

Fışkırma. : FEVERAN


Fidan,yeni dikilmiş fidan.KahkahaİKME

Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ

Fide veya fidan dikilen yer.:ARIK

Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.:TAVA

Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA

Fihrist. : KATALOG

Fiiller,eylemler anlamında eski söz. : EFAL

Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri,bağfiil.: ULAÇ

Fildişi kıyısı plakası. : Cİ

Filika büyüklüğünde bir deniz teknesi,küçük vapur,istimbot. : ÇATANA

Filipinler’de yetişen,dokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ

Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA

Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA

Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK

Film seslendirmelerinde,tiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT

Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK

Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.:SEKANS

Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA

Finlandiya’da göl.:İNARİ

Finlandiya’nın plaka işareti.:SF

Fistül.:AKARCA

Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen ad:DARDANİZM

Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.:OPTİK

Fizikte bir iş birimi. : JUL

Formika görünümlü sunta .: SUNTALAM

Fosforun simgesi. : P

Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA

Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM

Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO

Fransa’da bir ırmak. : AİM

Fransa’da bir idari bölge.: AİN

Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA

Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL

Fransa’nın plakası. : FR

Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA

Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR

Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN

Futa. : KİK

Fütüvvet şeyhi.:AHİ

Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 13 Ocak 2010, 16:06:30 »

G

Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA

Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA

Gaf,:POT

Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu. :MUSİKAR

Galeta ununa bulanarak yağda kızartılan bir çeşit köfte,patates v.s.:KROKET

Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE

Gambiya’nın para birimi. : DALASİ

Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM

Gana’nın para birimi.: SEDİ

Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK

Gayrı,başka anlamında eski sözcük. : SİVA

Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE

Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA

Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ

Gazete.:CERİDE

Gazetecilik dilinde uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS

Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü,yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.:NEVZİNE

Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ

Gaziantep yöresine özgü bir cins çörek.:KAHKE

Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY

Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK

Gazinolardaki ilgi çekici,eğlendirici gösteri:. ATRAKSİYON

Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK

Gebe inek. : AVGAN

Gebre otu. : KAPARİ : KEBERE

Gece korkusu.: NYCTOFOBİ

Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS

Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN

Gece. : TÜN : ŞEB

Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL

Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ

Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN

Geceleyin, ateş çevresinde genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu.: SİNSİN

Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ

Geçen yıl.:BILDIR

Geçerli,akan. : CARİ

Geçici,yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF

Geçim. : MAİŞET

Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK

Geçişme.: OSMOS

Gedik,yarık. : RAHNE

Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM

Gelen evrak. : VARİDE

Gelenek. : ANANE

Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE

Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK

Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON

Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA

Gelin başlığı. : KEPEZ

Gelin çiçeği.:KALA

Gelin tacı.:KALAK

Gelincik çiçeği. : KIZALAK : KALA

Gelincik.: ARS

Gelinin çeyizi.KahkahaÜRÜ

Gelip çatma,girme. : HULUL

Gelip geçici. :ARIZİ

Gelirler. : VARİDAT

Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ

Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında: ÇER

Gelişigüzel. : ALELITLAK

Gelişme. : NEŞVÜNÜMA

Gemi bordolarına,küpeştelerine açılan dörtgen biçimli delik.:LOMBAR

Gemi çatmasında eğri parça.:PARAÇOL

Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER

Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK

Gemi enkazı,batık. : LAŞE

Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. : KEMERE

Gemi için,pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN

Gemi kiralama : ISKAPARMA

Gemi omurgası.:KARİNA

Gemi safrası. : SABURA

Gemi yada tren yatağı. : KUŞET

Gemi yapılan yer.:TERSANE

Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad. :DOK

Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA

Gemici çırağı,küçük yaştaki tayfa yamağı. : MİÇO

Gemici düdüğü.: SİPSİ

Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili,danslı yer.:BALOZ

Gemicilerin eğlenmek için gittikleri içkili yer. : BALOZ

Gemicilerin gayret sözü. : HEYAMOLA

Gemicilikte halat germe. : TİZE

Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA

Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA

Gemide hava bacaları. : MANİKA

Gemide tayfa başı. : LOSTROMO

Gemide teslim satış. : FOB

Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk.:NOEL AĞACI

Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA

Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE

Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL

Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA

Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA

Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK

Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR

Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO

Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE

Geminin arkası. : PUPA

Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü :AYNALIK.

Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.:AVARA

Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK

Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA

Geminin en geniş yeri. :MASTURİ

Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA

Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE

Geminin ön tarafı. : PRUVA

Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA

Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme,bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA

Geminin yan kısmı.:BORDA

Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması :APİKO

Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET

Genç,toy. : TORLAK

Genelev işleten kadın,mama.:ÇAÇA

Genelge. : TAMİM

Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM

Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER

Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL

Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER

Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO

Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER

Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ

Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE

Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ

Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE

Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR

Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE

Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad. : ANÇÜEZ

Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.:DENİZ BÖRÜLCESİ

Genellikle Hindistan’da dokunan,özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. ŞAL :

Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.:BONE

Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF

Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay : DERE

Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL

Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA

Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ

Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN

Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO

Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER : KÜRATÖR

Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ

Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL

Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES

General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN

Geniş açılı manzara. : PANORAMA

Geniş cadde. : BULVAR

Geniş kulplu kap. : LENGER

Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL

Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR

Geniş yapraklı bir süs bitkisi.:DEVE TABANI

Geniş,engin : VASİ

Genişlik. : VÜSAT

Genizsi,genzel.:NAZAL

George William Russell (takma adı). : AE

Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM

Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK

Gerçekleşme.: TAHAKKUK

Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.KahkahaİYALEKTİK

Gerçekten,doğrusu. : FİLHAKİKA

Gerekçe. : ESBABI MUCİBE

Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI

Gerekli,lüzumlu.: BECİT

Gerekli. : MUKTAZİ

Gerekme,gerekçe. : İKTİZA

Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE

Geri alma. : İSTİRDAT

Geri çevirme. : İRCA

Gerilim yokluğu. :ATONİ

Gerilmiş halatla taşıma.Getirip götürme halatı. : VARAGELE

Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ

Gevenden çıkarılan ve kestere de denilen bir tür zamk.: KİTRE

Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK

Geveze. : RAAT

Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN

Gevrek bir elma türü.:FERİK

Gevşek,iş bilmez,tembel.:SALPA

Gezegen. : PLANET

Gezgin samuray.: RONİN

Gırtlağın ön tarafında bulunan ve salgısını kana veren bir bez.:TİROİT

Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT

Gidiş. : AZİMET

Gine’nin para birimi.: SİLİ

Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ

Giriş müziği. : PRELÜD

Girişik bezeme. : ARABESK

Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS

Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO

Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST

Giyim süslemede,şapka,çanta ve sepet örmede kullanılan parlak ve renkli şerit.: RAFYA

Giysi kesimi,kesimle verilen biçim. : KUP

Giysi. : LİBAS: ESVAP : FİSTAN

Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE

Gizemcilik.: MİSTİSİZM

Gizemli eski yazı.:RUNİK

Gizleme,örtme.: SETR

Gizli oyun.:DALAVERE

Gizli yer,köşe bucak. : TUN

Gizli,saklı,gizlenmiş.Dil çıkaranİNHAN

Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL

Gomalak’da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK

Gonçarov’un,uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı.:OBLOMOV

Gondol’a benzer kayık. : PEREME

Gondolcu şarkısı.:BARKAROL

Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında,genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM

Göçebe,eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK

Göçebelik:. BETAET

Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA

Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA

Göğün en yüksek katı.: ARŞ

Göğüs kafesinin iç yüzünü kaplayan ve akciğerleri saran zar.:PLEVRA


Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS

Göğüs zarı. : PLEVRA

Göğüs,bağır.KahkahaÖŞ: TORAKS

Gök bilim.:ASTRONOMİ

Gök boşluğu.:CEVV

Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP

Gök gürültüsü korkusu.: BRONTOFOBİ

Gök yakut. : SAFİR

Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA

Gökçeada’nın eski adı. : İMROZ

Gökkuşağı,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA : ALKIM

Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde.:AKYAKA

Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET

Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT

Gökteki ay. : MAH

Gökyüzü. : ASUMAN

Gölge. : SAYE

Gölgede kalan taraf.: KUZ

Gölgeler. : ZILAL

Gölgelik. : TENTE

Gölgelik.: SAYEBAN

Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ

Gömlek. : KAMİS

Gönderme , yollama. : İRSAL

Gönderme kağıdı. : İRSALİYE

Gönlü rahat.Sessiz,sakin. :ASUDE

Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE

Gönül alma.: TALTİF

Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.:SOMELİYE

Görgülü,terbiyeli,olgun kimse. : ÇELEBİ

Görgüsüz.:CUDAM

Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.:DEBDEBE.:ŞAŞAA

Görme. : RÜYET

Görsel sanatlar ve müzik alanlarında,1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkan,biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM

Görsel sunumu içeren özel dosya.:PORTFOLYO

Görülen alemin ötesi.: MAVERA

Görüngü bilimi. :FENOMENOLOJİ

Görüntüleme.: KLİP

Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ

Göstergebilim.: SEMİYOLOJİ

Gösteriş,şatafat.:CAFCAF

Gösteriş. :ALAYİŞ

Gösteriş.:ALAYİŞ

Gösterişi seven,varlıklı kimse.: KALANTOR

Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ

Gösterişsiz,sade yaşamaktan yana olan.:KALENDER

Gösterme,ortaya çıkarma. : İZHAR

Götürü iş yapan.: TAŞERON

Götürü,toptan. : KABALA

Gövde heykeli. : TORS

Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü,beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ

Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP

Gövdesi kızıl kırmızı,ayakları ve yelesi siyah renkli olan at.:DORU

Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi.:ARA

Göz alıcı,göze çarpıcı. : FRAPAN

Göz bebeği.:HADEKA

Göz çukuru. :ÇANAK

Göz tansiyonu.:GLOKOM

Göz.KahkahaİDE

Gözbağcı,büyücü. : RAİB

Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA

Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA

Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA

Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ

Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük,aksu.:KATARAKT

Göze takılan mercek. : LENS

Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,ultraviyole.:MORÖTESİ

Gözlemevi. : OBSERVATUAR

Gözler,pınarlar,kaynaklar. : UYUN

Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ

Gözleri görmeyen. : AMA

Gözpınarları. : AMAK

Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. :OFTALMOSKOP

Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA

Gözüpek. : ACAR

Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL

Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.:DAKRİYOLİT

Gözyaşı.: EŞK

Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF

Gramerde özne.: SÜJE

Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT

Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.:STRATUS

Gri veya sarı renkte,etçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS

Grip,paçavra hastalığı.:ENFÜANZA

Grup,kategori. : ULAM

Guatemala’nın para birimi.:KETZALİ

Guatr. : GUŞA

Gurbete gitme.:CELA

Gurbette yaşayan.:ELGİN

Gurur. : AZAMET

Gübre,tezek. :KEMRE

Gücenme.:İĞBİRAR

Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.: ARGIN

Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE

Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM

Güç vermek,güçlendirmek.:PEKİTMEK

Güçlü ve gösterişli,iri yarı kadın.:BABAÇKO

Güçlü,kuvvetli,sağlam. : BEKEN

Güçlü,şiddetli etki. : ZARP

Güçlük,sıkıntı.:MEŞAKKAT

Güçsüz düşmek,yorulmak.:FARIMAK

Güldürücü öyküler,fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE

Güleç,güler yüzlü.:BESİM

Güleç.:BESİM

Güler yüzlü.:BEŞUŞ

Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ

Gülgillerden bir ağaç.:ÜVEZ

Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ

Güllük körfezi kıyısında,Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK

Gülme,gülüş.: HANDE

Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.:RÜKÜŞ

Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ

Gülüş. : HANDE

Gülüt. : GAG

Gümüş balığı. : ATERİNA

Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA

Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.: LİTYUM

Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL

Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.:SAVAT

Gümüş,altın tellerden süsleme. : TELKARİ

Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS: İLARYA

Gümüşhane ilinde,kayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA

Gümüşhane ilinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:KARACA

Gümüşhane’nın Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale. : TOMARA

Gümüşhane’nin Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale.:TOMARA

Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL

Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA

Gün. : RUZ

Günahtan dönme.: TÖVBE

Günahtan sakınma,züht. : TAKVA

Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ

Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL

Güneş odası. : SOLARYUM

Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS

Güneşin battığı yer, batı. : MAĞRİP

Güneşin doğduğu yer,doğu. : MAŞRIK

Güneşin doğması. : TULU

Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN

Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT

Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF

Güney Amerika’da yaşayan bir cins deve kuşu.: REA

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.:PRETORİA

Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER

Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA

Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bir balık.:DORADO

Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ

Güney Amerika ormanlarında yaşayan,mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş.:AGAMİ

Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR

Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA

Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO

Güney Amerika’da yaşayan büyük su yılanı. : MUSURANA

Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.:PAKARANA

Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ

Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN

Güney Anadolu’da yabani olarak bulunan ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kırmızı çiçekli otsu bir bitki. : NAKIL

Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR

Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK

Güney kutbunda yaşayan bir kuş.:PENGUEN

Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA

Güney yarımkürede bulunan parlak yıldız,Yıldırak.: SÜHEYL

Güney,güney rüzgarı,kaba yel. : LODOS

Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN

Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT

Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA

Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ

Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA

Güneydoğu Anadolu’ya özgü,çekilmiş mercimek,bulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI

Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.:ASEAN

Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ

Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK

Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG

Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN

Gün-gece eşitliği : EKİNOKS

Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA

Gür erkek sesi.:DAVUDİ

Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS

Güreş meydancısı.:CAZGIR

Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO

Güreşte bir oyun.: KAFAKOL

Güreşte bir oyun.:BOYUNDURUK.:KURTKAPANI.:DALMA:ÇİPE

Gürgengillerden,kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ

Gürültü patırtı.:DAĞDAĞA

Gürültü,patırtı,telaş,karmakarışık durum.: DAĞDAĞA

Güven mektubu.:İTİMATNAME

Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER

Güvercin. : KEBUTER

Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA

Güzel avrat otu.:BELLADONNA

Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN

Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA

Güzel koku. : RAYİHA

Güzel koku.:ARF

Güzel kokular.:ITRİYAT

Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL

Güzel kokulu bir kavun türü. : ŞAMAMA

Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ

Güzel kokulu,değişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY

Güzel kokulu,sarı renkte,uzunca bir kavun türü.:TOPATAN

Güzel kokulu.: ITRİ

Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA

Güzel sanatlar evi.:DARÜLBEDAYİ

Güzel sesli bir kuş.:İSKETE

Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE

Güzel sevgili. : NİGAR

Güzel söyleme ve yazma yeteneği. : SELİKA

Güzel söz söyleyen,konuşkan.KahkahaİLBAZ

Güzel ve faydalı şeyler.:BEDAYİ

Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE

Güzel yüz.KahkahaİDAR

Güzel,hoş (kadın). : RANA

Güzel,hoş,nefis.: OFLAZ

Güzel,ince,zarif kadın.Ceylan.: AHU

Güzel,iyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA

Güzel,sevimli insan.:GÖKÇEK

Güzel. : NİK

Güzeli en üstün,en yüce değer sayan kişi.:ESTET
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 13 Ocak 2010, 16:07:08 »



Haberci,ulak. : KARAKULAK

Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO

Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA

Habeş soylusu. : RAS

Habeş Yahudi’si.:FLAŞA

Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ

Hacim,oylum. : CİRİM

Haç : ÇARMIH

Hafıza kaybı : AMNEZİ

Hafif esinti.:İPİLTİ

Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK

Hafif yağmur,serpinti.:ÇİLENTİ

Hafif yaralama : HACAMAT

Hafniyum’un simgesi. : HF

Haiti kökenli bir dans ve müzik.:MAMBO

Haiti kökenli,rumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO

Haiti plakası. : RH

Hak ve adalete uygunluk.: NASFET

Hakim,başat,başta gelen.:DOMİNANT

Hakkı devretme.: TEMLİK

Haksız olarak alınan toprak,mal. : ASABALIK

Haksızlık,kıygı. : GADR (GADİR)

Hala.:BİBİ : ÇİÇE

Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA

Halat ucu.: ÇIMA

Halat yumağı.: RODA

Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA

Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ

Halı dokuma tezgahı.:ISDAR

Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD

Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR

Halı,kilim veya bez dokuma tezgahı. : HAMA: HANA

Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT

Halk arasında yaban arısına verilen ad. : SARICA

Halk arasında ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN

Halk arasında Eylül ayına verilen ad.:VERİMAY

Halk arasında hindiye verilen ad. : CULUK

Halk arasında,herkesin söylediğini yapan,iltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK

Halk bilgisi.:FOLKLOR

Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE

Halk dilinde abla.: MADAMA

Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT

Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ

Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA

Halk dilinde avare,işe yaramaz.:AVARA

Halk dilinde babanın kız kardeşi,hala. : EME : EMETİ: BİBİ

Halk dilinde badem. : PAYAM

Halk dilinde bahane. : MAHNA

Halk dilinde boşboğaz,söz taşıyan. : YALAK

Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK

Halk dilinde çay demliğine veya küçük güğüme verilen ad.: HALASTAR

Halk dilinde çekül sözcüğünün aldığı biçim.:ŞAVUL

Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ

Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE

Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.:SİYEŞ

Halk dilinde dilsiz.:TAT

Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN

Halk dilinde kardeş. : KADA

Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA

Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN

Halk dilinde keser.:KERKİ

Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL

Halk dilinde klitoris,bızır.:DILAK

Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.:OTÇU

Halk dilinde küme,topluluk anlamında kullanılan sözcük.:ÇOM

Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA

Halk dilinde mısır.:LAZUT

Halk dilinde mızıkçı,yaygaracı,gürültücü anlamında kullanılan sözcük.:KACARA

Halk dilinde minnet.: MÜDANA

Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA

Halk dilinde otlak.:ÖRÜ

Halk dilinde parıltı.: IŞILAK

Halk dilinde pestil.: BASTIK

Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK

Halk dilinde sebze bahçesi.:AVAR

Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ

Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK

Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN

Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ

Halk dilinde sperm,meni. : ATMIK

Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük.:HORATA

Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA

Halk dilinde Temmuz ayı.: ORAKAYI.

Halk dilinde termometreye verilen ad.:ISIKERTE

Halk dilinde yabani tereye verilen ad : ISPATAN

Halk dilinde yanık,yırtık.. : YİRİK

Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA

Halk edebiyatında aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME

Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA

Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK

Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT

Halk oylaması.: REFERANDUM

Halk tarafından sevilme,tutulma. : POPÜLARİTE

Halk,topluluk.:CUMHUR

Halkalar geçirilerek yapılmış veya zincirden örülmüş zırh.:CEBE

Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT

Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR

Ham demir madeninin eritildiği büyük ocak,fırın.:HADDEHANE

Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK

Ham ile olgun arası. : ALASULU

Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse.:KAZAZ

Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF

Ham keten rengi. : EKRU

Ham olarak yenilen badem,erik,kayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA

Ham üzüm. : KORUK

Hamal semeri. : ARKALIK

Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.:ARKALIK

Hamam böceği.:KAKALAK

Hamam. : YUNAK

Hamamda kese yapan erkek. : TELLAK

Hamamlarda musluk altında bulunan ve su biriktirmek için kullanılan mermer veya taş tekne.:KURNA

Hamle.: SAVLET

Hamsi,Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT

Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ

Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta.: BİNİT

Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA

Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.:UĞRALAMAK

Hamur tahtası. : SENİT

Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.:ISIRAN

Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ

Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği , üzerinde bekletildiği tahta. : PASA

Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA

Hanay. :AVLU

Hanım,hanımefendi.:BANU

Hanigiller familyasından bir balık türü.: LAKOZ

Hanigillerden bir balık türü.:ORFOZ

Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS

Hap. : DRAJE

Haraç.:BAÇ

Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ

Hareket etmeyen,kımıldamayan,sakin.KahkahaİNGİN

Harfler,kısaltmalar kümesi. : LOGO

Harfler.:HURUFAT

Harita çıkarmaya yarayan bir aygıt.: PLANÇETE

Haritacı.: KARTOGRAF

Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ

Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT .

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak,çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.:BADAS

Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI

Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR

Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN

Has ekmek. : FRANCALA

Has,mahsus. :ÖZE

Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU

Hasattan sonra tarla veya bahçelerde kalan ürünleri toplama.:BAŞAKLAMA

Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL

Hasırotu,saz,kamış.: KOFA

Hasta dinleme aleti. : STETESKOP

Hasta. : SAYRI : BİMAR

Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES

Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR

Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde.:ANTİKOR

Hastalık nöbeti,kriz. : AKSE

Hastalık,dert.: ÇOR

Hastalıklar bilimi. : PATOLOJİ

Hastalıklar. : EMRAZ

Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ

Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ

Hastalıktan sonraki iyileşme. :İFAKAT

Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN

Hastanın veya yakınlarının,onun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ

Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA

Hata ,/ hatalı pul. : ERÖR

Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA

Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ

Hatay yöresine özgü,yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.:ARGUN

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel Açana’da denilen ünlü höyük.:ALALAH

Hatıra,yadigar. : ANDAÇ

Hatırlayan. : ANAN

Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen alet,basınç ölçer.:BAROMETRE

Hava basınç birimi.: BAR

Hava korkusu. : AEROFOBİ

Hava yutma. : AEROFAJİ

Havacı bülteni. : NOTAM

Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM

Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON

Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP

Havadar. : YELEÇ

Havagazı lambasının ucu. : BEK

Havai. : YELEME

Havari.:APOTR

Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP

Havuca renk veren madde. : KAROTEN

Havuç. : YEREGEÇEN

Havuç.: YEREGEÇEN

Havuz,göl,akarsu,deniz,okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında,su hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzen,hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON

Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE

Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU

Hawai’de karşılama veya uğurlama anısı olarak verilen,çiçekten yapılmış kolye.:LEY

Hayal. : İMGE

Hayat hikayesi.:BİYOGRAFİ

Haydut,eşkıya. : ŞAKİ

Haylaz,serseri. : NABEKAR


Hayvan bilimci. : ZOOLOG

Hayvan boyunduruğu. : TASMA

Hayvan çulu.ALIK

Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN

Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ

Hayvan pisliği.:TERS

Hayvan postundan başlık. : KALPAK

Hayvan vebası. : MALKIRAN

Hayvan yavrusu.:BALAK

Hayvan,balık,sebze,meyve gibi yiyecekleri,yerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ

Hayvanca duygu.:BEHİMİ

Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV

Hayvanı otlatmak. : OTARMAK

Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY

Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.:DUŞAK

Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgili Yunanca öntakı: ZOO

Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN

Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip.Hayvan bağlanan ip. : ÖRK

Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT

Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ

Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR

Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi dokularından yada bitkisel yosunlardan elde edilen saydam ve renksiz bir madde.:JELATİN

Hayvanların saman,ot,mısır sapı gibi kışlık yiyeceği.: ALAF

Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK

Hayvanların,özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA

Hazır. : AMADE: ANIK

Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR

Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad. : ALİABA

Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA

Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitap. : SİYER

Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı. : UKBA

Hecelerin uzunluk ve kısalık,kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ

Hediye verilen levha. : ŞİLT

Hediye,bahşiş. : ATİYYE

Hekim,otacı.KahkahaİRGER

Hekimlik taslama.: OLÇUM

Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE

Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA

Hektar. : HA

Hele,özellikle. : BAHUSUS

Hem ısıtmaya,hem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE

Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA

Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK

Her biri başka perdede bir sıra kamış düdük,musikar.:MISKAL

Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ

Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA

Her şeyin evveli,tazesi,turfanda. : REYAN

Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT

Her tür organik yağa verilen ad.: LİPİT

Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK

Her yanı görmeye elverişli,camlı çatı katı veya taraça,kule.: CİHANNÜMA

Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ

Her zaman olduğu gibi.:BERMUTAT

Her zaman.:DAİMA

Herek.:İSPALYA

Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. : RANSEYMAN

Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA

Herhangi bir eserin tanıtılması,okunması,yorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE

Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET

Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ

Hesap defteri.:EVAR

Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ

Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS

Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı,etkili. : PATETİK

Heyelan. : KAYŞA

Heykel,abide anlamında yerel sözcük.:ANAK

Heykel,sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça,ayak,taban. : DURAÇ

Hıristiyan sanatında ellerini kaldırmış dua eder durumda canlandırılmış insan figürüne verilen ad. : ORANS

Hıristiyan bayramı. : YORTU

Hıristiyan beyi. : TEKFUR

Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA

Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA

Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA

Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA

Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ

Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. : AFOROZ

Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.: AFOROZ

Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL

Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ

Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ

Hırslı.:MUHTERİS

Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA

Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisi,muhrip.:DESTROYER

Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN

Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA

Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN

Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE

Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA

Hiçbir koşula bağlı olmayan,istediği gibi davranabilen. : ERKİN

Hikaye,fıkra.:KISSA

Hilal. : AYÇA

Hile,düzen. : DEK: AL

Hileci.:DEKBAZ

Hilekar. : AYYAR

Himalaya dağlarında doruk.:APİ

Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ

Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU

Hindistan plakası. : İND

Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ

Hindistan Prensi. : RACA

Hindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA

Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS

Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON

Hindistan’a özgü,güreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ

Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS

Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA

Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ

Hindistan’da kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ

Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA

Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE

Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL

Hindistan’da, bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer : AKRAMA

Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil.:DRAVİD

Hindistan’ın para birimi.:RUPİ

Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA

Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ

Hinduizm’in temel ilkesi olan,hiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA

Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA

Hinduların kutsal kitabı. : VEDA

Hint bademi. : KAKAO

Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA

Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ

Hint irmiği. : SAGU

Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ

Hint kertenkelesi.:İGUANA

Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA

Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA

Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU

Hint müziğine özgü telli bir çalgı. : VİNA

Hint müziğine özgü telli bir çalgı.:SARANGİ

Hint müziğine özgü yaylı bir çalgı.: SARANGİ

Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB

Hint safranı.: ZERDEÇAL

Hint sülünü.:ALE

Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ

Hintlilerin,bağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA

Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç.:RİTALİN

Hipotez,faraziye.: VARSAYIM

Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA

Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ

Hisse senedi. :ESHAM

Hitabet sanatı.:RETORİK

Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. :ALALU

Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU

Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer. : NEŞA

Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA

Hizip. : KLİK

Hizmet belgesi.:BONSERVİS

Hizmet eden.Sadık,dost. : HADİM

Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK

Hollanda’nın para birimi.:FLORİN

Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA

Hong Kong’un plakası. : HK

Hor görmek. : KARAMAK

Hor görülen,aşağılanan.:ZELİL

Horoz tepeliği,köşe-kenar-uç. : İBİK

Horozun en gösterişli tüyü.ÇIĞA

Hortlak.:CAZU

Hoş kokulu.:ITRİ

Hoşgörü. : TOLERANS

Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA

Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA

Hukuk.: TÜZE

Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU

Huni biçiminde çukur yer.İç bükey. : OBRUK

Hurma dalı veya kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti.:KAVSARA

Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç.: YAVAŞA.: EGEN

Huysuz şirret kadın.:CADALOZ

Huzur,erinç : DİRLİK

Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. : LİNİN

Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ

Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL

Hücre.:GÖZE

Hücrebilim.: SİTOLOJİ

Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ad.:İLİG

Hükümdarın,bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ

Hükümler.:AHKAM

Hükümsüz.:BATIL

Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ

Hünnap,iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME

Hünnapgillerden,hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsi,güvemeriği.:AKDİKEN 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 13 Ocak 2010, 16:08:10 »

I

Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi. : LALES

ırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek.:ISIRAN

Irkçılık. : RASİZM

Irmak ile dere arası büyüklükte akarsu.:ÇAY

Irmak veya dere suyunun hızlı aktığı yer. : AKANAK

Irmaklarda işleyen bir çeşit altı düz tekne. : PELEME : TOMBAZ

Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne. : LİMBO

Isı derecesi,sıcaklık.: SUHUNET

Isı yükselişi. : CEMRE

Isıl. : TERMİK

Isırgın. : İSİLİK

Iskarta mal.:MARDA

Ispanak,pancar gibi sebzelerle pirinç ve bulgur karıştırılarak yapılan bir yemek.: ÇİLEME


Ispanakgillerden yaprakları etli bir bitki. : IŞTIR

Isparta ilinde,doğal değerlerin korunması amacıyla ulusal park kaps***** alınan göl.:KOVADA

Isparta kentinin eski adı. : HAMİDABAD

Isparta yakınında,1991’de tabiat parkı kaps***** alınan krater gölü.:GÖLCÜK

Isparta yöresinde yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen üzüm cinsi. :ALGEMRE

Issız yolda hırsızlık. : KARMANYOLA

Işık ölçer. : POZOMETRE

Işık yoğunluğu birimi.mum. : KANDELA

Işık.:ŞAVK

Işıklar,nurlar.:NİRAN

Işıklı,nurlu.: NURANİ

Işın demeti. : HUZME

Işınbilim. : RADYOLOJİ

Işınım dozu birimi.: REM
İ

İbadet.Allah’ın buyruklarına uyma. : TAAT

İbni Sina’ya batıda verilen isim. : AVİCENNA

İbrahim Peygamberin babasının adı.: AZER

İbrani alfabesinin ilk harfi.:ALEF

İbrani rahiplerinin dinsel törenlerde giydikleri giysi. : EFOD

İbranice v Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.: YİDDİŞ

İç Anadolu’da bir göl. : EBER

İç Anadolu’da volkanik bir göl.: MEKE

İç bükey,konkav,obruk.:MUKAAR

İç donu.: TUMAN

İç duvar.:CIDAR

İç etek.:JÜPON

İç güdü.:İNSİYAK

İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker,ovelit. : PERİDOT

İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.: OVOLİT

İç kulakta kemik dolambacın orta bölümü. : DALIZ

İç sıkıntısı.:AFAKAN : İLİNTİ

İç yüz,sır.:BATIN

İçe kapanıklılık.: OTİZM

İçel’in Silifke ilçesinde bir antik kent ,: URA

İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. : KİST

İçi kremalı,üzeri çikolata kaplı pasta.:EKLER

İçi pamuk yada yün vatka ile doldurularak dikilmiş,döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş.:KAPİTONE

İçimi hoş ve tatlı su.:ZÜLAL

İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların,resimlerin bulunduğu eser.:BAHNAME

İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz. : LİVAR

İçinde fosil bulunmayan toprak.:AZOİK

İçinde gemi yapılan veya onarılan üstü örtülü büyük havuz.:DOK

İçinde yağ yakılan toprak kandil. : PESÜS

İçine çamaşır,elbise gibi şeyler koyup sarmaya yarayan bez veya kumaş.:BOHÇA

İçine demir çubuklardan kafes konulmuş beton.:BETONARME

İçine doğduğu gibi söylenerek,doğaçlama.: İRTİCALEN

İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası.:HARDALİYE

İçine kor kömür doldurulan , açık havada ısınmaya yarayan ayaklı ve delikli madeni kaba verilen ad :BRASERO

İçine mendil,gecelik gibi şeylerin konulduğu kumaş bohça. : ŞASE

İçine pekmez,peynir,yağ vs konulan yada yayık olarak kullanılan deri tulum. : TULUK

İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.:TALAŞKEBABI

İçine soğan,sarımsak,maydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.Dil çıkaranİLAKİ

İçine su biriken doğal çukur.:OBRUK

İçine yalnız kürek çekenin girebildiği uzun ve dar yarış kayığı. : SKİF

İçitim.:ZERK

İçki bardağı.Dil çıkaranİYALE

İçki içerken birinin şerefine,sağlığına kadeh tokuşturulması.:TOKA

İçki mahzeni.:KAV

İçki meclisi.: BEZM

İçki sunanlara verilen ad. : SAKİ

İçki veya uyku sersemliği.:HUMAR

İçki. : AYŞ : İŞRET

İçkiye düşkün,içkici,ayyaş. : BEKRİ

İçli,acıklı şiir.:ELEJİ

İçmeye veya tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayan,ortası bombeli,ayaksız,az derin,geniş ağızlı kap.:PATERA

İçten çürümüş ağaç : ARDAK.

İdam mahkumlarının asıldığı ağaç.:DAR

İdare kandili. : İLİKMEN

İdare,yönetim. : ZİMAM

İdrar kesesi iltihabı.:SİSTİT

İdrar yolları hastalıkları,üroloji.:BEVLİYE

İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi,İdrarın kesilmesi.:ANÜRİ

İftihar etme,öğünme. : ULVAN

İğ : EĞİRMEN

İğne deliği. : YURDU

İğne korkusu.: BELONOFOBİ

İğne yaprakları yaz kış yeşil olan bir orman ve süs bitkisi. : PORSUK

İğneye yol açmak için kullanılan,çelikten,ince ve sivri uçlu bir alet.:BİZ

İğrenme,tiksinme. : KERAHET

İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.: ERBAŞ

İhtiyar kimse.Dil çıkaranİRİFANİ

İki gövdeli (birbirine paralel tutturulmuş iki kütükten yapılmış) deniz taşıt aracına verilen ad. :KATAMARAN

İki akarsuyun birleştiği yer.:KOYAR

İki anlamı olan bir sözcüğün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirme sanatına verilen ad. : İHAM

İki atlı kızak. : ZANKA

İki ayrı ırktan gelme. : LETİS

İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça. : NİPEL

İki çenetli yumuşakça.:ARCA

İki dağ arasındaki sırt. : SENİR

İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı.: ÇATAK

İki denizi ayıran dar kara parçası veya dünya ile ahret arasındaki yer. : BERZAH

İki direkli yelkenli bir gemi.:USKUNA

İki direkli,seren yelkenli,birkaç top taşıyan gemi.:BRİK

İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan,on dört dizeli bir Batı şiir türü.:SONE

İki gemi veya gemi ile kıyı arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.:SEMAFOR

İki kaş arası.: BELCE

İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit yelkenli. : PİRAT

İki kişilik,alçak,oldukça geniş koltuk.:MARKİZ

İki kişilik,sportif amaçlı bir tür küçük yelkenli.Dil çıkaranİRAT

İki kulplu ve küfe biçimindeki büyük sepete halk dilinde verilen ad. : KELET : KELETER

İki olay arasındaki süre.: FETRET

İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET

İki renkten oluşan.:YANAL

İki sıra kürekli Antikçağ Roma teknesi. :BİREMİS

İki tarla arasındaki sınır. : AN

İki ucu açık küçük boru.ZIVANA

İki ucuna birer kişi oturup,karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan,ortasından bir yere dayalı tahta kalas.: TAHTEREVALLİ

İki veya daha çok katlı ev.:HANAY

İki veya üç telli bir saz türü.:CURA

İki veya üç yaşındaki erkek koyun.: ÖVEÇ

İki yanı ağaçlıklı yol. :ALE

İki yaşına girmiş manda.:EVERE

İki yataklı karyola. : RANZA

İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.:REDRESÖR

İki yüzlü,riyakar. : MÜRAİ

İki,üç veya dört kişi arasında oynanan bir tür iskambil oyunu. : PİKET

İkilem. : DİLEMMA : KIYASI MUKASSİM

İkinci Abdülhamit’in Selanik’e sürgüne gönderildiği köşkün adı.:ALATİNİ

İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas : ADLİ

İkinci çağın yaklaşık 45 milyon yıllık dönemi.:TRİYAS

İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’li erlere verilen ad.:Gİ

İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. : Gİ

İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.:TAYGELDİ

İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.:FERAHİ

İkinci Mahmut döneminde,yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.:ASAKİRİMANSURE

İkinci. : SANİ

İkisi dikili,üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş taş devri mezarı.:DOLMEN

İkiyüzelli kiloluk bir ağırlık birimi.:ÇEKİ

İklimbilim. : METEOROLOJİ : KLİMATOLOJİ

İknalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU

İlaç bilimi. : FARMAKOLOJİ

İlaç kullanmadan,yalnız ısı yardımıyla aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.:ASEPSİ

İlaç tedavisi. : KEMOTERAPİ

İlaç,çare,deva. : EM

İlaçların formüllerini gösteren resmi kitap.:KODEKS

İlahi duyuru.:VAHİY

İlahiyat. : TEOLOJİ

İleri atılmış,ortaya çıkarılmış.:LANSE

İletim. : KONVEKSİYON

İletişim dizgesi birliği.:LİNK

İletki.: MİNKALE

İlgi eki. : Kİ

İlgisiz.:BİGANE

İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk tarafından 1952’de çıkarılan siyasi mizah dergisinin adı. : KIRKBİRBUÇUK

İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad.:YASAVUL

İlişik. : MERBUT

İlk çağdaki uygarlıkla ilgili olan. : ANTİK

İlk doğan çocuk.:BEŞE

İlk İncil’in yazarı sayılan, İsa’nın on iki havarisinden biri. : MATTA

İlk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.: EOLİT

İlk kez Hindistan’da dokunan,yumuşak ve hafif bir çeşit ipekli kumaş.:SÜRA

İlkbaharda kırlarda yetişen,ufak yeşil yapraklı,ıspanak gibi yenilen bir bitki.:MADIMAK

İlkel benlik. : İD

İlkel. : PRİMİTİF

İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme.:RİŞLİYÖ

İmkansız. : MUHAL

İmren.:GIPTA

İnanç ve bilgiyi kiliseyle,özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.:SKOLASTİK

İnandıran,ikna eden. : MUKNİ

İnanılan kimse. : İNAL

İnanma,güvenme.: İTMİNAN

İnanmış,emin olan.:MUTMAİN

İnatçı,ayak direyen:. ANUT

İnce alay.:İRONİ

İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.:İLEİT

İnce bağırsak iltihabı. : ANTERİT

İnce dövülmüş tavuk eti veya dana eti.(Yağsız ve sinirleri alınmış).:ESKALOP

İnce halat. : URGAN

İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. : LASTİKOTİN

İnce kabuklu bir erik cinsi. : ÜRYANİ

İnce kumaştan yapılan bir tür kadın üstlüğü. : MAŞLAH

İnce pide halinde ekmek.:LAVAŞ

İnce ruhlu.RAKİK

İnce yağan yağmur. : ÇİSENTİ : ÇİSE

İnce yapılı,zarif,narin.:YEPELEK

İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan sistli kayaçlara verilen ad.:. ARDUVAZ

İnce yassı elmas. : KARAVANA

İnce,düzgün dokunmuş pamuklu kumaş.:OPAL

İnce,parlak nakış.:MİRE

İncelik. : RİKKAT

İnci çiçeği.:MÜGE

İnci çiçeği.:MÜGE

İnci,boncuk,deniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık.:KISTI

İncik boncuk işleri. : TUHAFİYE

İncil bölümü.:LUKA

İncil’den önceki kutsal kitaplar.:AHDİATİK

İncil’den.:AHDİCEDİT

İnciler. : LEAL

İncirlerde döllenmeyi sağlayan sinek. : İLEK

İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülkelere verilen ad.:DOMİNYON

İngiliz uzunluk ölçüsü. : İNÇ : YARDA

İngiltere’de at yarışı.:DERBY

İngiltere’de kullanılan bir ağırlık ölçüsü. : ONS

İnişli yer,bayır.: ŞEV

İnkalar’ın atası olduğuna inanılan güneş tanrısı. : İNTİ

İnleme,inilti. : ENİN:NALE

İnleyen. : NALAN

İnorganik madde. : MİNERAL

İnsaf,haklılık. : NASFET

İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan. : AURA

İnsan bilimi uzmanı. : ANTROPOLOG

İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.:FANİ

İnsan kalabalığı.:CEMAAT

İnsan nüfusunu yapı,gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.:DEMOGRAFİ

İnsan omzunda veya deve,fil,at gibi hayvanlara yüklenerek götürülen,üstü örtülü,tekerleksiz taşıt.: TAHTIREVAN

İnsan sever.:FİLANTROP

İnsan topluluğu. : CEMİYETİ BEŞERİYE

İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık,şiş. : KOP

İnsan zihninin deney edinmeden önce,üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyci filozofların kullandıkları deyim.:TABULARASA

İnsan,hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.:ANATOMİ

İnsan. :İN


İnsanbilim.:ANTROPOLOJİ

İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.:TARAK

İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi.:REM

İnsanın yaratılış özelliği. : NATURA

İnsanın,makinenin veya çevrenin bir arada uyumlu ve verimli çalışmasını inceleyen bilim dalı.:ERGONOMİ

İnsanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA

İnsanlar,dünya adamları. :ALEMİYAN

İnsanların ırklara ayrılışını,bunların nereden çıktığını,oluşumunu,yeryüzüne yayılışını,aralarındaki niteliklerini inceleyen bilim. : ETNOLOJİ

İnsanların ince bağırsağında yaşayan bir solucan türü. : TRİŞİN

İnsanüstü. : FEVKALBEŞER

İonya adalarından biri.: İTHAKİ

İpek ibrişim yapan kişi. : KAZAZ

İpek sargılı ip.Pamuk veya ipekten sicim. : KAYTAN

İpekli bir kumaş türü.:CANFES

İpekli peştamal.:FUTA

İpekli veya yünlü esnek dokunmuş kumaş.:JARSE

İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. : ABANİ

İplik eğirmek için kullanılan bir alet.:ÇIKRIK

İplik kangalı.:ÇİLE

İplik sarılan zıvana.:MASURA

İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabukları,yapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği. : İKAT

İpotek,rehin. : TUTU

İpucu. : KARİNE

İran Moğolları döneminde bastırılan bir tür kağıt para. : ÇAV

İran pilavı.:ÇİLAV

İran saray ve evlerinde avluya bakan,üç yanı açık sundurma.:TALAR

İran takviminde 6. ay.: ŞEHRİR

İran,Yemen ve Umman’ın para birimi. : RİAL : RİYAL

İran’da Sasani hükümdarlarına verilen unvan.:KİSRA

İran’ın plakası. : İR

İran’ın resmi haber ajansı.:İRNA

İri dişli törpü: RASPA

İri gövdeli bir papağan türü.:ARA

İri gövdeli ve kısa saplı bir tambura türü.:ÇÖĞÜR

İri gözlü kalbur : ÇİLİNGİR

İri kemik. :OMACA

İri kepekli un.:RAZMOL

İri köpek,,çoban köpeği.:ÇOMAR

İri muşmula. : BEŞBIYIK

İri taneli misket üzümü. : MALAGA

İri taneli misket üzümü.:MALAGA

İri taneli siyah üzüm çeşidi.:İRİKARA

İri taneli tahıl.:YARMA

İri ve boru biçiminde beyaz veya sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi.: KALA

İri ve çok mayhoş bir elma cinsi. : HÜRYEMEZ

İri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. : İRİS : SÜSEN

İri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : RAZAKI

İri ve verimli kiraz çeşidi. : VAN

İri yarı,kırıcı,sinirli,asık yüzlü kimse.: AZNAVUR

İribaş. : TETARİ

İrilik.:CESAMET

İrinli yara. : UFUNET

İrlanda Kurtuluş Ordusu. : İRA

İrlanda’nın plakası.:EİR

İrlanda’nın resmi adı. : EİRE

İrmik ve şekerle yoğrularak fırında pişirilen bir tür kurabiye.:ACIBADEM

İsa Derneği denilen bir Hıristiyan derneğinin üyesi.: CİZVİT

İsa Peygamberi ele vermesiyle tanınan Yahudi. : YAHUDA

İsa Peygamberin doğum ve gizli yaşam yeri olduğu sanılan bugünkü İsrail kenti. : NASIRA

İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın. : REBEKA

İsilik. : ISIRGIN

İsimler. : ESAME : ESAMİ : ESMA

İskambil kağıtlarında karoya verilen ad.:ORYA

İskambil kağıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı,kalp biçiminde olanı.:KUPA

İskambil kağıtlarıyla oynanan bir oyun.:LASKİNE

İskambilde birli.:AS

İskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad. : KONÇİNA

İskambilde karo. : DİNERİ

İskambilde koz. : ATU

İskambilde sinek işaretine verilen bir başka ad. : İSPATİ

İskambilde vale,bacak,oğlan. : FANTİ

İskambildeki karo rengine verilen bir başka ad. : ORYA

İskambillerle oynanan bir oyun.: OHEL

İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri okyanusta evine götüren,okyanus tanrısı Aegir’in karısı.:RAN

İskandinav mitolojisinde,göksel güçlerin tanrısı.:THOR

İskandinav ülkelerine özgü üflemeli bir çalgı,tarih öncesi tunç korno. : LUR

İskele gibi yerlere yanaşan teknelere girip çıkmayı sağlayan tahta köprü,gemi merdivenine verilen ad. : DOSA

İskele kuşu,yalı çapkını. : BAHRİ

İskenderun’a özgü bir fırtınanın yerel adı. : YARIKKAYA

İskoç erkeklerin giydiği kısa eteklik. : KİLT

İskorpitgillerden,Akdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan lezzetli bir balık. : LİPSOS

İslam inancına göre ölüleri mezarında sorguya çeken iki melekten biri. (Diğeri Münkir). : NEKİR

İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı. : RİBAT

İslam devletlerinde maaş yerine veya hizmet karşılığı olarak askere ve ricale bırakılan toprak. Padişahın toprak bağışlaması. : IKTA

İslam devletlerinde posta ve haberleşme örgütü.:BERİD

İslam dininde,Cebrail’e verilen bir ad.: RUHÜLKUDÜS

İslam dinine dönmüş olan. : AVDETİ

İslam hukuk bilgini.:FAKİH

İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.:RECİM

İslam ordularında piyade erlerine verilen ad. : RACİL

İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz. : REBAB

İslamlıktan önce Arapların taptıkları bir put. : TAGOT

İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası.: MAÇUNA

İspanya plakası. : E

İspanya’da soylu kadınlara verilen onur unvanı. : DONA

İspanya’da,Endülüs Araplarından kalma saraylara verilen ad.:ALKAZAR

İspanyol mutfağına özgü pirinç yemeği. : PAELLA

İspanyol tiyatrosunda güldürücü kısa oyun. : SAİNETE

İspermeçet balinası. : KAŞALOT

İsrail Hava Yolları. : ELAL

İsrail Kuzusu’da denilen tavşan iriliğinde bir memeli hayvan.:DAMAN

İsrail parlamentosuna verilen ad.:KNESSET

İsrail’de bir tür kooperatif tarım yerleşmesi.: MOŞAV

İsrail’de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk.: KİBUTZ

İsrail’in para birimi. : ŞEKEL

İsrail’in plakası. : İL

İstanbul boğazına adını veren tanrıça. : LO

İstanbul Rum Patrikhanesinde,patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı. : LOGOFET

İstanbul Sarayburnu,Ankara Ulus,Konya ve Samsun’daki Atatürk anıtları ile Afyon’daki zafer anıtını yapan ünlü Avusturyalı heykeltıraş. : KRİPPEL

İstanbul’da Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılan haftalık dergi. : ÇINARALTI

İstanbul’daki Beyoğlu semtinin eski adı. : PERA

İstanbul’daki en eski Bizans kiliselerinden biri.:AYA İRİNİ

İstanbul’un Ali Bey Deresi üzerinde,Mimar Sinan’ın en önemli yapıtlarından biri sayılan su kemeri : MAĞLOVA

İstanbul’un eski adlarından biri. : ASİTANE : DERALİYE

İstanbul’un Güneşli köyünde bir dere.: AYAMAMA

İstatistik. : ASAR: AMAR

İstatistikte,bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi.: MATRİS

İstavrit balığının küçüğü. : KIRAÇA

İste kurutulmuş ringa balığı.:FRİGA

İsteğe bağlı. : İHTİYARİ

İsteğine kavuşmuş olan,mutlu. : KAMRAN

İstek,arzu. : UMU

İstekli.:ŞATKA

İstenç yitimi. : ABOLİ:ABULİ

İstenmeyen diplomatik kişiler için kullanılan terim. : PERSONANONGRATA

İster istemez.:ÇARNAÇAR

İstikrar.:STABİLİZASYON

İstiridye,midye gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağız kısmı demirden yapılmış bir ağ. : ALKARNA

İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri. : LAN

İsveç’te ortaya çıkan ,daha sonra başka ülkelerde de uygulanan ve yurttaşların idareden olan şikayetlerini inceleyen kamu denetçisi. : OMBUDSMAN

İsviçre’de ırmak. : AARE

İsviçre’de kanton. : URİ

İsviçre’nin plakası. : CH

İsviçre’ye özgü ,ağaç kütüklerinden yapılma uzun saçaklı çatısı olan dağ evi .Kır köşkü. :ŞALE

İş bilimi. : ERGONOMİ

İş dünyasında başarılı ve hırslı genç insanlara yapılan bir yakıştırma. : YUPPİE

İş,hizmet buyruğu.:YUMUŞ

İşaret için yapılmış çentik veya iz.: KERTE

İşaret olarak kullanılan küçük bayrak.:FLAMA

İşe yaramaz,yıpranmış,bozulmuş,eskimiş eşya. : KURADA. : BATTAL

İşe yaramaz. : AMELİMANDA

İşini bilen,ölçülü ve hesaplı iş gören.:EVİRGEN

İşiten. : SEMİ

İşitme taşı.:OTOLİT : OTOSİST

İşleme,oya ve yazmalarda kullanılan ve adını aynı adlı bitkiden alan geleneksel Türk bezeme öğesi.:ÇARKIFELEK

İşlemede kullanılan altın suyuna batırılmış ince gümüş tel.:SIRMA

İşlenmemiş bakır.: GEN

İşlenmemiş,ekilmemiş toprak. : BOR

İşlenmiş timsah derisi. : KROKODİL

İşletmen. : OPERATÖR

İştahsızlık.:ANOREKSİ

İt dirseği. : ARPACIK

İtaat eden.:ESLEK

İtalya’da manda sütünden üretilen, tadı hafif, dokusu pürüzsüz peynir türüne verilen ad. : MOZZARELLA

İtalya’da 20. asır başında ortaya çıkan modern şiir hareketi.:HERMETİZM

İtalya’da ve Güney Fransa’da üretilen kokulu bir likör. : AKUET

İtalya’da yaşamış antik halk.: LATİN

İtalya’nın Po’dan sonra en uzun nehri.:ADİGE

İtalya’ya özgü bir tür peynir. : ROMANA

İtalyan mutfağına özgü bir cins pasta. : TİRAMİSO

İtenek. : PİSTON

İyi haber,iyi talip,uğur. : YOM

İyi haber.:BEŞARET

İyi konuşma. : BELAGAT

İyi nitelik,hayır.:MEYMENET

İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek.:FRANCALA

İyi terbiye edilmemiş vahşi binek hayvanı.Azgın at. : ALAŞA

İyi,güzel,mükemmel.: OFLAZ

İyi,hoş.:NİK

İyice dövülmüş ve uzun süre birlikte kaynatılmış et ve buğdayla yapılan bir tür yemek : KEŞKEK

İyice olgunlaşmamış ekin. : ALACATEK

İyiden iyiye. : ENİKONU

İyilik ederek gönül alma.: TALTİF

İyilik,lütuf,ihsan. : İNAYET: SALAH

İyilikler. : HASENAT

İyiliksever kimse..: NİMETŞİNAS

İyimser,optimist. : NİKBİN

İzafiyet. : RÖLATİVİTE

İzin belgesi.: İCAZETNAME

İzin,müsaade.:CEVAZ

İzlanda’nın plakası. : İS

İzmarit türü bir balık. : KUPES

İzmaritgillerden boyu 35 cm kadar olan bir Akdeniz balığı. : SARPA

İzmaritgillerden kemikli bir balık.:TRANÇA

İzmaritgillerden kılçıklı bir balık.:ÇİTARİ

İzmaritgillerden,boz renkli,beyaz etli bir balık.:KARAGÖZ

İzmaritgillerden,ılıman denizlerde yaşayan bir balık.:KUPES

İzmir tavlası da denilen ve daha çok Ege yöresinde oynanan bir tavla oyunu. : MÜSTECİR

İzmir ve Ayvalık yöresinde çokça bulunan,kumun 5-6 cm altında yaşayan lezzetli bir midye türü. : AKİVADES

İzmir yöresine özgü, özellikle sabah kahvaltısında yenilen bir çeşit börek. : BOYOZ

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı turistik bir belde.:ALAÇATI

İzmir’in Çeşme ilçesinin eski adı. : ERYTHARİ

İzmir’in eski adı.:SMYRNA

İzmir’in ilçesi Urla’nın eski adı. : KLAZOMENDİ

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinin eski adı. : NİF

İzmir’in Menderes ilçesindeki antik bir kent. : NOTİON : KLAROS

İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ünlü antik kent. : TEOS

İzmir’in Selçuk ilçesinin eski adı.:AYASULUK

İzmir-Aydın karayolunda Türkiye’nin en uzun tüneli. : SELATİN
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 13 Ocak 2010, 16:10:11 »

J

J. M. Barrie’nin,çocuk edebiyatı klasiklerinden biri olan eseri.:PETER PAN

Jacques Brel’in bir şarkısı.: JOJO

Jamaika’da 1960’lı yıllarda doğan ve daha sonra reggae’ye dönüşen müzik türü.:SKA

Jamaika’dan yayılmış iki zamanlı bir dans.: KALİPSO

Jamaika’nın plakası.:JA

James Joyce’un tanınmış yapıtı.: ULYSSES

Jant. : İSPİT

Japon çiçek düzenleme sanatı. : İKEBANA

Japon halk türküsü. : UTA

Japon içkisi. : SAKE

Japon imparatorlarının öldükten sonra memurlarına verdiği unvan ve görev. : ZOKVAN

Japon imparatoruna verilen ad. : MİKADO

Japon intihar uçağı. : KAMİKAZE

Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.:RAKU

Japon kirazı. : SAKURA

Japon lirik dramı: NO

Japon mafyası. : YAKUZA

Japon mitolojisinde askeri diktatör.(1192-1867 arasındaki dönem. : ŞOGUN : (SHOGUN)

Japon mitolojisinde balıkçıların tüccarların koruyucusu olan yedi su tanrısından biri. :EBİSU

Japon mitolojisinde köylü sınıfı. : NOMIH

Japon mitolojisinde savaşçılar sınıfı. : SAMURAİ : BUİSHİ

Japon mitolojisinde zenaatkar sınıfı. : KOŞO

Japon müziğine özgü kısa ve çift kamışlı nefesli çalgı.:HİÇİRİKİ

Japon müziğine özgü telli bir çalgı. : KOTO

Japon tarihinde,özel malikane veya çiftliklere verilen ad.: ŞOEN

Japon tiyatro türü. : KABUKİ

Japon Tiyatrosu Go’da erkek oyuncunun maskesi.:OTOKO

Japonca yaratıcı anlamında sözcük.:KAMİ

Japonlara özgü bir güreş türü.: SUMO

Japonların pirinç tanrısı. : İNARİ

Japonların ulusal Şinto dininde kutsal güneş tanrıçası. : AMATERASU


Japonların ulusal dini Şintoizm’in en önemli güneş tanrıçası.:AMATERASU

Japonya’da bir ırmak. : AKİTA

Japonya’da bir kent. : OSAKA

Japonya’da Buda Rahibesi.:AMA

Japonya’da Buda tapınaklarına verilen ad.: TARA

Japonya’da büyük çocukların yakalandığı dizanteriye benzer salgın hastalık.:EKİRİ

Japonya’da dinsel törenlerde okunan nesir. : NARİTO

Japonya’da kullanılmış eski bir hacim ölçüsü birimi. : TO

Japonya’nın eski adı. : YAMATO

Japonya’nın plakası. : JA

Japonya’ya atom bombası atan uçak : ENOLA GAY

Japonya’yı oluşturan dört adanın en küçüğü.:ŞİKOKU

Jeloz’da denilen ve Eskimoların besin olarak kullandıkları yosun türü.:AGARAGAR

Jeneratör,dinamo.:ÜRETEÇ

Jeolojide buzul dönemi.:PLEİSTOSEN

Jeolojide ikinci çağın triasla kretase arasında kalan dönemi.:JURO

Jeolojide üçüncü çağ.:SENOZOİK

Jeolojide,üçüncü çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi. : MİYOSEN

Jing’un terminolojisinde insanoğlunun kadınsı bölümünü belirten ilk örnek.:ANİMA

Jiujitsu ve öteki dövüşme sanatlarında elin keskin tarafı,dirsek veya ayakla vurulan darbe.:ATEMİ

John Dos Passos’un ünlü üçleme romanı. : USA

John Ronald Reuel Tolkien’in alegorik romanı. : YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

Jokeylerin giydiği kenarsız başlık. : TOK

Judo gibi sporlarda minder olarak kullanılan ve pirinç saplarının örülmesiyle yapılan kalın halı./Japon hasırı. : TATAMİ

Judo ve karatede hareketleri çabuklaştırmak içi n yapılan bir dizi egzersiz. : KATA

Judo’da teknik olarak rakibinden zayıf kalan taraf.:UKE

Jüpiter gezegeninin bir uydusu. : ELARA: EUROPA: ARİEL

Jüpiter.Müşteri yıldızı. : ERENDİZ

Jüpiter’in uydusu olan uzayın en kızgın kayası. : İO
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 13 Ocak 2010, 16:11:26 »

L

Labada,efelek. : EVELİK

Laboratuarda damıtma işlerinde kullanılan geniş karınlı ve eğri boyunlu cam kap. : KARNİ

Laciverde yakın koyu mavi renk.:SAKS

Lacivert kumaştan veya gri flanelden yapılma düz veya kruvaze spor ceket.:BLAZER

Laf,söz. : KAL

Lagos balığı. : KAYAHANİSİ

Lahana,şalgam gibi bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerinde yerleşebilen yosunumsu mantar.: AKPAS

Lahor şalı. : LAHURİ

Lahos’da denilen eti lezzetli bir balık. : GİRİDA

Laiklik,laik olma durumu. : SEKÜLARİZM

Lale bahçesi. : LALEZAR

Lale devrinin en ünlü minyatür sanatçısı.:LEVNİ

Lamaya benzeyen koyunumsu hayvan. : ALPAKA

Lanet sözcüğünün “nalet”, kirpik sözcüğünün “kiprik “ biçiminde telaffuzunda görüldüğü gibi bir sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesi olayına verilen ad. Göçüşme, yer değiştirme. :METATEZ

Lanet okuma. : LİAN

Lanet. : KARGIŞ

Lantanın simgesi. : LA

Lapina balığının büyük cinsi.: LABROS

Lapinagillerden,güzel renkli,50 cm uzunluğunda bir balık.: KİKLA

Latin Amerika’da siyasal önderleri yüceltip putlaştırma geleneğine verilen ad.:PERSONALİSMO

Lav. : MAGMA

Lavabo.:CAV

Lehçe. KahkahaİYALEKT

Lehçebilim.: DİYALEKTOLOJİ

Lekecilik’de denilen soyut resim anlayışı.:TAŞİZM

Lenf düğümlerinin iltihabı. : ADENİT

Lenin’in yeni ekonomi politikası. : NEP

Lesotho’nun başkenti. : MASERU

Leş.:CİFE

Leşle beslenen bir kuş. : KERKENEZ


Letonya’nın başkenti.:RİGA

Letonya’nın para birimi,:LAT

Levreğe benzeyen bir balık. : KALİNOS

Levrekgillerden bir balık.:SUDAK

leylak rengi.,açık mor:. LİLA

Leyleğe benzer bir kuş. : İBİS

Lezzetli bir balık. : İŞKİNE

Lezzetli bir tür turşuluk hıyar.: KORNİŞON

Liberya’nın plaka işareti.:LB

Libya’nın plaka işareti.:LAR

Lifler,teller. : ELYAF

Lihtenştayn plakası. : FL

Likapa,çay üzümü gibi adlar da verilen ve Doğu Karadeniz’de yetişen bir meyve ağacı.:ARONYA

Liman. : MERSA

Limanlarda kıyı ile gemi arasında yük taşımada kullanılan altı düz,sağlam yapılı sac tekne.:LAYTER

Linyit,kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen,tuğla biçimli yapı malzemesi.:BRİKET

Lipsos balığının bir diğer adı. : ADABEYİ

Litvanya’nın para birimi. : LİTAS

Litvanya’nın plakası. : LT

Lodos. : AKYEL

Loğusa humması. : ALBASTI

Loğusalık. : NİFAS

Lokma,dilim.:TİKE

Lozan antlaşmasının yapıldığı saray. : RUMİNE

Lozan Antlaşmasının yapıldığı saray.:RUMİNE

Lösemi durumuna tıpta verilen ad.:LÖKOZ

Lübnan plakası. : RL

Lübnan ve Suriye’de oturan Katolik Süryani topluluğu.:MARUNİLER

Lüfer balığının irisi. : KOFANA

Lüfer balığının küçüğü. : ÇİNAKOP

Lüferin bir türü. : SIRTIKARA
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 13 Ocak 2010, 16:13:44 »

K

Kaba ayakkabı. : KAZGAL

Kaba bir komedi türü. : FARS

Kaba dikiş.:LEKENDE

Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş : ŞAYAK

Kaba saba kimse.: HIRBO

Kaba sofu. : ZAHİT

Kaba ve çirkin,iğrenç.: GALİZ

Kaba,biçimsiz.:KUBAT

Kaba.:SAKİL

Kabadayı Rum delikanlısı. : PALİKARYA

Kabak kemaneye benzer bir Orta Asya çalgısı.: GİZEK

Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK

Kabakulak hastalığı.: YAZMA

Kabarıklık.:BOMBE

Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ

Kabartma. : RÖLYEF

Kabartmalı pamuklu kumaş. : PİKE

Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM

Kabe.:BEYTULLAH

Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK

Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ

Kabuğu kırmızı veya erguvani renkte olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA

Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON

Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç.:KINAKINA

Kabuk. : KIŞIR

Kabuklu pirinç.:ÇELTİK

Kaburga altı. : DÖŞ

Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.:BÖĞÜR

Kaburga kemiği. : EĞE

Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE

Kaçak tütün.:AYINGA

Kadeh.: KESİ

Kadeh.:PEYMANE

Kader,alınyazısı. : TECELLİ : FATALİTE

Kadercilik.:FATALİZM

Kadın arkadaş. : NEDİME

Kadın başörtüsü. : YAŞMAK

Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN

Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı,nisaiye. : JİNEKOLOJİ

Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO

Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.: VUALET

Kadın yeleği.:JİLE

Kadın. : ZEN

Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. : UTEROMANİ

Kadında örtünme.:TESETTÜR

Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR

Kadınlar,kızlar anlamında eski sözcük. : İNAS

Kadınlarda doğurma yeteneğinin sona ermesi.:MENOPOZ

Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE

Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR

Kadınların yüzlerine örttükleri peçe,yaşmak. : LİSAM

Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE

Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.: FONDÖTEN

Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE

Kadırga balığı. : BALİNA

Kadife.:VELUR

Kadifenin ince tüyü,kumaş tüyü. : HAV

Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse,kısakafalı.: BRAKİSEFAL

Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK

Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK

Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı. : KRANİYOLOJİ

Kafes biçiminde bir tür el işi.:MUŞABAK

Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA

Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL

Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER

Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. : AHAR

Kağıt parçası.:VARAKPARE

Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP

Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI

Kahırlar. : SATAVAT

Kahraman,güçlü kimse : BÖKE

Kahramanlık yada din konularında yazılıp bestelenmiş şiir : KANTAT

Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET

Kahve kreması.:MATE

Kahve tortusu. : TELVE

Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER

Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ

Kahya.:KETHÜDA

Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA

Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ

Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ

Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA

Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ : DEMOFOBİ

Kalabalık,yoğun insan topluluğu. : MAŞER : MAHŞER

Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış veya kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad.:OPALİN

Kalayın simgesi. : SN

Kalb kasının kasılması. : SİSTOL

Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK

Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ

Kalça kemiği,bel kemiği. : OMA

Kaldıraç. : MANİVELA

Kaldırılmış. : MÜLGA

Kaldırma,giderme. : REF

Kale çukuru. : MELE

Kale muhafızı.KahkahaİZDAR

Kale,duvar,: BAR

Kalenderler.: RİNDAN

Kalıba dökme. : İSAĞA

Kalıcılık,ölmezlik: BEKA

Kalımlı.:PAYİDAR

Kalın bağırsak iltihabı : KOLİT

Kalın biçilmiş uzun tahta. : KALAS

Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA

Kalın gözleme.:BAZLAMA

Kalın kafalı,anlayışsız. : GABİYE

Kalın öğütülmüş buğday. : İRMİK

Kalın sopa,değnek.:MATRAK

Kalın tüylü battaniye. : VELENSE

Kalın ve dar tahta. : LATA

Kalın,kısa ve düzgün sopa.:LOBUT

Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI

Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ

Kalıp çıkarma işi. : MULAJ

Kalıplaşmış,basmakalıp.:KLİŞE

Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. : TART

Kalıtım bilimi.:GENETİK

Kalıtım,soya çekim. : İRS : GEN

Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan madde. : DNA

Kaliforniya’da yetişen büyük bir orman ağacı.: SEKOYA

Kalite. : NİTELİK

Kalkan balığının yavrusu. : PARPA

Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan,huni yada çanak benzeri çöküntü. : DOLİN

Kalori. : ISIN

Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ

Kalp kası.: MİYOKART

Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL

Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi. : BARÇA

Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. : LOMBOZ

Kamboçya para birimi. : RİEL

Kamelya.:JAPON GÜLÜ

Kamış elek. : TEPİR

Kamıştan yapılmış kulübe. : HUĞ

Kampus. : YERLEŞKE

Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.:OMBUDSMAN

Kamuflaj.:ALALAMA

Kan aktarımı. : TRANSFÜZYON

Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON

Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ

Kan grubunda sabit işaret.:RH

Kan hastalıkları bilimi. : HEMATOLOJİ
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 13 Ocak 2010, 16:14:25 »

Kan işeme. : HEMATÜRİ

Kan kanseri: . LÖSEMİ

Kan kardeşi. : KANKA

Kan korkusu.: HEMATOFOBİ

Kan kurutan.: ADAMOTU

Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. : ERİTEM

Kan pıhtısı:. TROMBUS .:ALEKA

Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre,lökosit.:AKYUVAR

Kan.:HUN

Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR

Kanama. : NEZİF

Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL

Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS

Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN

Kanaviçe,el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. : KANAVA

Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ

Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.:SEPTİSEMİ

Kanda,lenfte,safrada v.s.’de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN

Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı. : HEMATİ

Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.: HEMATİ

Kanıtlanabilen bilimsel önerme. : TEOREM

Kansızlık. : ANEMİ

Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. : ARABİS

Kanun,santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. : YATUK

Kanuna benzeyen bir çalgı.: SANTUR

Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ

Kanyon.:KAPIZ

Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA

Kapalı formülleri aynı,açık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ

Kapalı jimnastik ayakkabısı. : KES

Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET

Kapı mandalı. : TIRKAZ

Kapı ve pencerelerin üst eşiği. : LENTO

Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç,taş veya beton destek.:ATKI

Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ

Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş,lento.:BOYUNDURUK

Kapı,geçit,boğaz,:BAB: DER

Kapıcı.:BEVVAP

Kaplama olmayan.:SOM

Kaplama yada doldurma olmayan. : MASİF

Kaplıca,ılıca.: ÇERMİK

Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA

Kapsam. : ŞÜMUL

Kapsama,içerme,içine alma. : TAZAMMUN : TEŞMİL

Kapsız yorgan. : MİTİL

Kaptanın ve tayfaların, gemi sahibine yada sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar: BARATARYA

Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. : LEKEN

Kara ordusu. : NİZAMİYE

Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. : TAFLAN

Kara yumuşakçası. : ENA

Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK

Karabulut.:NİMBÜS

Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. : MORİNA

Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA

Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA

Karadeniz’de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ

Karagöz balığına benzer bir Akdeniz balığı. : ÇİPURA

Karagöz oynatan kimse.:HAYALİ

Karagöz oyununda Ermeni tipi.:HAY

Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE

Karagöz’ün başlığı. : IŞKIRLAK

Karagözdeki kambur ve cüce tip. : BEBERUHİ

Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA

Karakalem resimde çizgiyi yada pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt veya deri.:ESTOMP

Karakter çözümlemesi veya geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ

Karakter,huy,yaratılış. : SECİYE

Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.:ASTRAGAN

Karakul kuzusunun postu. : ASTRAGAN

Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. : ŞELF

Karaman’da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ

Karaman’ın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN

Karamsarlık.:PESİMİZM

Karanlık. : ZİFİR

Karar veremeyen,mütereddit.: DURUKSUN

Kararsız. : MÜTEREDDİT

Karasevda. : MELANKOLİ

Karayla toprakla ilgili. : BERRİ

Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ

Karbonatlı kum taşı. : MOLAS

Kare : DÖRDÜL.

Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN

Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN

Karı kocanın baba ve analarının her biri.KahkahaÜNÜR

Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ

Karın zarı iltihabı. : PERİTONİT

Karın zarı. : PERİTON

Karınca yiyen hayvan. : TAPİR : NUMBAT

Karınca yuvası.: KÖRE

Karınca. : MUK

Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. : RAPANA

Karışık durum.:CURCUNA

Karışık iş. :ÇAPARIZ

Karışık renkli,birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA

Karma,karışık. : MUHTELİT

Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM

Karmaşık.:KOMPLEKS

Karnı şiş,altı düz su kabı. : FIÇI

Karnın açılması. : LAPARATOMİ

Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI

Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME

Kars yöresine özgü bir halk oyunu. : ASKERANİ

Kars,Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi.:TUJ

Kars,Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ

Karşı koyan , karşı çıkan:. MUARIZ

Karşılıklı alıp verme. : TEATİ

Karşılıklı yer değiştirme. : BECAYİŞ

Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA

Karşıtlık. : TEZAT

Kartal,atmaca gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN

Kartalgillerden,leşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ

Kas faaliyeti. : KİNEZİ

Kas yapılı ur. : MİYOM

Kasap.:CEZZAR

Kasaplık hayvanların sırtında,dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO

Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK

Kasatura,bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU

Kasık biti. : KIRKAYAK

Kasık.,: ANE

Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT

Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM

Kasların kasılmasını giderici,hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA

Kasların,özellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM

Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ

Kastamonu’nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA

Kaş boyası. : MASKARA

Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. : MONOKL

Kaşındırıcı bir deri hastalığı.: UYUZ

Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.:YABRAK

Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.: OS

Kat,makam. : ORUN

Katalog. : FİHRİST

Katar’ın başkenti.: DOHA

Kategori,zümre.:ULAM

Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti. :ANASU

Katışıksız,saf. yalın. : MAHZ: RAİK

Katışıksız.:HALİS

Katip. : YAZMAN

Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü.:SİPOLİN

Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur ve alçak bölümü. : İNEÇ

Katolik Arnavutlar. : MALİSOR

Katolik din adamı.Dil çıkaranİSKOPOS

Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma.:ENDÜLJANS

Katolik Kilisesinin başkanı.: PAPA

Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik .Ölünün hatırasına yapılan tören. : REQUİEM

Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. : SÖR

Katotta toplanmış iyon. : KATYON

Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun.:BİLAR

Kauçuklu yağmurluk. : GAMSELE

Kavalılar’a mensup Mısır valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867’de verilen resmi unvan.: HİDİV

Kavim. : BUDUN

Kavisli,kısa,uç bölümü geniş,kabzasına doğru daralan bir tür kılıç.: PALA

Kavram Kavram. : MEFHUM : NOSYON

Kavşak.: ÇATAK

Kavşak.İki yolun birleştiği yer. : ÇAT

Kavun ve ahududu karışımı bir tada sahip olan, C vitaminince zengin tropikal meyveye verilen ad. :PEPİNO

Kavun,karpuz,kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN

Kaya balığı. : TOKMAKBAŞ

Kaya hanisi. : LAGOS

Kaya lifi.Taş pamuğu. : ASBEST

Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi. : KAK

Kayabalığının bir çeşidi. : AZMANKAYA

Kayaç. : LİPARİT

Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi.:KARST

Kayak. : SKİ

Kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. : LAPİNA

Kaygı,üzüntü.: STRES

Kaygusuz Abdal’ın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası. : SARAYİ

Kayı boyuna bağlı olan ve Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yaşayan büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ

Kayık,mavna,küçük gemilerin kıyıda çekildiği yer.:ÇEKEK

Kayıngillerden bir orman ağacı.:KESTANE

Kayısı,zerdali gibi meyvelerin kurusu. : ÇİR

Kaymakam : İLÇEBAY

Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. : LİR

Kaynak,pınar.:BULAK

Kaynaklar,kaynakça.:BİBLİYOGRAFYA

Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.: MAMALİGA

Kaz dağının mitolojideki adı. : İDA

Kaz dağlarında yaşayan yarı göçebe çobanların meskeni olan kollektif yapı. : İGERM

Kaza ile, rastgele.: EZKAZA

Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe.:POTKAL

Kazak reisi. : ATAMAN

Kazak Türklerinin soyundan geldiklerine inandıkları,efsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN

Kazak_- Kırgız Türklerinin saz şairleri. : AKIN

Kazakistan’ın başkenti. : ASTANA

Kazakistan’ın para birimi. : TENGE

Kazanma,edinme,iş. : KİSB

Kazı.:HAFRİYAT

Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru.:EVELEM

Kebaplık demir şiş.:SİH

Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.: MUTAF

Keçi kılından yapılmış kumaş. : KEÇE

Keçi yavrusu : OĞLAK

Keçi yolu,patika,yolak.: İZLEK

Kediden aşırı derecede korkma.: AİLUROFOBİ

Kedigillerden,çakala benzer bir hayvan.: KARAKULAK

Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK

Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN

Kefal türünden bir balık. : PAÇOZ

Kehribara verilen ad. : SAMANKAPAN

Kekelemek yada söyleyiş hatası yapmaktan çekinerek konuşmaktan korkma. : LALOFOBİ

Kekeme. : REKİK : KEKEÇ

Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.: MOTAMOT

Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. : REBEK

Keman yayı. : KEMANE : ARŞE

Kemanla viyolonsel arası büyük keman,viyola. : ALTO

Kement. : LASO

Kemik bilye. : AKAT

Kemik veremi. : AKARCA

Kemiklerin toparlak ucu,: OM

Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık Dil çıkaranİSİ BALIĞI

Kemikli balıklardan,15-25 cm uzunluğunda,sırtı zeytuni bir tatlı su balığı. : PLATİNA

Kenar süsü.Mendil ve peçetelerde kenara yapılan işleme. : SU

Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar.: LAHİT

Kendi biten,kendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT

Kendi kendini tatmin. : ONANİZM

Kendi türünün en iyi konuşanı sayılan ve Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan bir papağan. : JAKO

Kendine çekmek,ilgi toplamak.:CELBETMEK

Kendini becerikli,usta gösteren kimse.:OLÇUM

Kendini beğenmiş. : KAKAVAN

Kendir dokuma. : KETEN

Kendir tohumu : ÇEDENE

Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, ip, çuval gibi kaba örgüler yapılan bitkiye verilen ad. : KENEVİR

Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. : MÜREBBİYE

Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.:CEREME

Kene. : SAKIRGA

Kenevirden yapılmış kalın ip : HALAT

Kent civarı yerleşim: . BANLİYÖ

Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları. : YERLEŞKE

Kent soylu. : BURJUVA

Kent veya kasabada dış mahalle. : VAROŞ

Kerestesi makbul bir Afrika ağacı. : OKUME

Kerestesinden yararlanılan bir tropikal bölge ağacı. : OBEŞE

Kerevet,divan.:SEDİR

Kertenkele derisi.: LEZAR

Keseli ayı.Amerika etçil memelisi. : KOALA

Kesenek. : İLTİZAM

Keser.: KERKİ

Kesilme,kesinti. : İNKITA

Kesilmiş ağaç kökü. : OMACA

Kesimevi.,mezbaha. : KANARA

Kesimi pantolona benzeyen bir tür şalvar.:ELİFİ

Kesin bilgi. : YAKİN

Kesin bilgi.:YAKİN

Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis hükümleri.: NAS

Kesit. : MAKTA

Kesme,kesip ayırma. : HAZA

Kestane rengi.:MARON

Keşişleme karşıtı rüzgar. : KARAYEL

Keten dövmeye yarayan tokmak. : FİLARİZ

Keten tohumu. : BEZİR

Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.:BEZİRYAĞI

Kıbrıs’a özgü iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO

Kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.:ÇEKELEVE

Kıdem bakımından başta gelen. : DUAYEN

Kıl dokuma.:ÇUL

Kıl elek. : LEÇER

Kıl ve saçların dökülmesi veya yokluğu.:ALOPESİ

Kıl.:MU

Kılıç kını.: NİYAM

Kılıç,bıçak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü. : PIRAZVANA

Kılıç.: TİG

Kılıçla yapılan spor. : ESKRİM

Kır hayatını ve törelerini anlatan. : PASTORAL

Kır renkli.:KIRÇIL

Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL

Kıranlar. : AFAT

Kırbaç kurdu. : TRİKOSEFAL : ARİKOSEFAL

Kırgızistan ve Kazakistan’da bir ırmak. : ÇU

Kırgızistan’ın başkenti. : BİŞKEK

Kırgızistan’ın para birimi.: SOM

Kırgızların ünlü destanı. : MANAS

Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne. : ATEL: CEBİRE

Kırık taş döşeli yol. : MAKADAM

Kırılma,parçalanma. : İNKİSAR

Kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral.:ASBEST

Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san. : GİRAY

Kırıntı. : UFANTI

Kırk çeşit yiyecekli sofra. : ZEKERİYA SOFRASI

Kırkılmış koyun tüyü. : YAPAĞI

Kırklareli’nde Demirköy ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri. : DUPNİSA

Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde,tabiatı koruma alanı kaps***** alınan eşsiz bir orman alanı. : LONGOZ

Kırlangıç balığı küçüğü. : DERVİŞ

Kırmızı acı biberli sirkeli sos.:TABASKO

Kırmızı biber.:PAPRİKA

Kırmızı çuhadan yapılan,tepesinde püskülü olan bir tür başlık.:FES

Kırmızı mercimekle yapılan bir çorba. : EZO GELİN

Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.:MALHITA

Kırmızı pancar.:ÇÖĞÜNDÜR

Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG

Kırmızı renkli,pis kokulu,zehirli sıvı bir element.: BROM

Kırmızı renkli,tatlı,sulu ve kokulu bir erik cinsi.:ALBARDAK

Kırmızı renkte olan.: LALİN

Kırmızı zırnık. : REALGAR

Kırmızıya çalan eflatun renk. : SİKLAMEN

Kırsal aşk şiiri. : İDİL

Kısa bacaklı köpek cinsi. : BASE

Kısa çizgi.:TİRE

Kısa çizme . : EDİK

Kısa çorap. : ŞOSET

Kısa hırka. : LİBADE

Kısa kepenek. : KEBE

Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı. : ALAGARSON

Kısa ökçeli bağsız ayakkabı.:MOKASEN

Kısa saplı odun baltası.:NACAK

Kısa tüylü bir av köpeği cinsi.:BRAK

Kısa ve özlü söz,veciz.:LAKONİK

Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.:STENO

Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. : ANEKDOT

Kısa,güldürücü oyun.:SKEÇ

Kısa,kestirme yol.:KESE

Kısacası.:VELHASIL

Kısık sesli küçük keman. : KİT


Kısır döngü.:FASİT DAİRE

Kısır,hiç doğurmamış insan veya hayvan. : EREMİK

Kıskaç. : PENSE

Kıskançlık korkusu. : ZELOFOBİ

Kıskanma. : REŞK

Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan eski Türk içkisi. : KIMIZ

Kış. : ŞİTA : DEY

Kışın sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası. : KIRÇ

Kışın en soğuk günleri.Karakış. : ZEMHERİ

Kışın yapraklarını dökmeyen mor çiçekli bir ağaççık. : KOMAR

Kışkırtma.:AJİTASYON

Kıvırcık saç.:CAD

Kıvrımları olan yün,pamuk veya ipek kumaş.:KREPON

Kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer. : ARASAT

Kıyamet günü İsrafil’in öttüreceği borunun adı.:SUR

Kıyı sağlık idaresince,gemilere verilen giriş-çıkış izni. : PRATİKA

Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. : VARDAKOSTA

Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.: SOSİS

Kız evlat.: KERİME

Kız Kulesinin eski adı. : DAMALİS

Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek. : TİRİT

Kızgın,yakıcı. :HAR

Kızıl ötesi. : ENFRARUJ

Kızıl veya yeşil renkte sert bir mermer. : SOMAKİ

Kızıl,kırmızı. : AHMER

Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram. : POTLAÇ

Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı. : ŞİRPENÇE

Kızlık zarı. : HİMEN

Kibirli.:KASALAK

Kil ve kum karışımı sarı renkli balçık.:LÖS

Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik. : ZIVANA

Kilime benzer,renkli ve motifli uzun yolluk,yaygı. : ZİLİ : SİLİ

Kilise müziği : KORAL

Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ

Kiliselerde ana kapıdan koroya değin uzanan bölüm.:NEF

Kilit dili.: PERİCİK

Kimi su bitkilerinin, suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.: AERANKİMA

Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek.Dil çıkaranİROMANİ

Kimi bitkilerde ve özellikle çamlarda oluşan salgı maddesi.:REÇİNE

Kimi bitkilerden elde edilen yumuşak bir reçine. : ELEMİ

Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli özsu.: ÇİS

Kimi gemilerde,baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi.:TALİMAR

Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.:PEŞ

Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk. : AVUL

Kimi iskambil oyunlarında aynı cins iki karta verilen ad. : PER

Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi,resim veya yazı.:FİLİGRAN

Kimi mantarlarda üreme organı.:ASK

Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta.: TREMA

Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse. : AGREJE

Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad.:FALANJ

Kimi yörelerde az kavrulmuş un ve tavuk eti ile dövülerek yapılan,pelte kıvamında bir tür yiyecek.: HERİSE

Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN

Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük : ANİK .

Kimi yörelerde uzun tüylü,güreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ

Kimliği bilinemeyen gök cismi. : UFO

Kimononun üzerine bağlanan Japon kemeri.:OBİ

Kimsesiz : . BİKES

Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.: KİNETİK

Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.Devinim bilim. : KİNETİK

Kira geliri getiren mülk. : AKAR (AKARET)

Kiraya veren.:MUCİR

Kirazın mayalanması ve damıtılmasıyla yapılan bir tür içki.: KİRŞ

Kireç taşı. : KALKER

Kireç,sönmemiş kireç.: KİLS

Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karışımından elde edilen bir tür harç. : HORASAN

Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konan ince tahta. : HARTAMA

Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konulan ince tahta.:HARTAMA

Kirli yada donuk sarı renk. : NOHUDİ

Kirli,pis. : MUNDAR : MURDAR

Kişi. : ZEYD (ZEYT)

Kişiler,zatlar. : ZEVAT

Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ

Kişiliksiz,boş,serseri.: SAPISİLİK

Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ

Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.: LİRİZM

Kitap düşkünlüğü. : BİBLİYOMANİ

Kitap getirmemiş peygamber. : NEBİ

Kitap korkusu.:BİBLİYOFOBİ

Kitap,takip,patik,katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM

Kitap. : MECELLE

Kitapçı. : SAHAF

Kitre. : KESTERE

Klarnet. : GIRNATA

Klarnetin atası olan eski müzik aleti.: ŞALÜMO

Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak. : İAMBOS

Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri. : SEMAİ

Klasör. : SIRALAÇ : CİLBENT

Klavsene benzer,telli,mızraplı,tuşlu bir çalgı. : EPİNET

Klavsene verilen bir ad. : ÇEMBALO

Klavyeli ve telli bir çalgı.: KLAVSEN

Kocabaş./ İspinoza benzer bir kuş. : FLURCUN

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınmış ünlü kanyon.:BALLIKAYALAR

Kocakarı.:CADALOZ

Koç burcu : HAMEL

Kokar ağaç. : AYLANDIZ

Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.:LEVİN

Koku satıcısı.:AKTAR

Koku.:BU

Kokulandırılmış. : AROMATİK

Kokulu reçine. : PELESENK

Kolay düğüm. : İLMEK

Kolay.:ASAN

Kolayca bükülebilen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.: AMYANT

Kolaylıklar. :TESHİLAT

Koleksiyon.:DERLEM

Kolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket : KOPARAN

Kolombiya’nın para birimi.:PEZO

Kolsuz kadın giysisi.: JAPONE

Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit.:FİTİL

Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.:LATERNA

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.:ARIŞ

Komisyon,komite : ENCÜMEN

Komisyoncu. : SİMSAR

Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak. : GİDON

Kompozisyon. : KİTABET

Konak hizmetçisi. : AYVAZ

Konak yeri : KONALGA

Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan,bağcıklı yada yan tarafı lastikli ayakkabı.:FOTİN

Konferans,konser veya tiyatro gösterilerinin yapılabileceği gibi düzenlenmiş büyük salon.:ODİTORYUM

Konforlu,lüks hayat,parlayan,parlatıcı. : LEYAN

Kongo Demokratik Cumhuriyetinin başkenti.: KİNŞASA

Kongo Demokratik Cumhuriyetinin eski adı.:ZAİRE

Kongo ilkellerinin inandıkları yeteneklilik gücü.:ELİMA

Kongo’nun yağmur ormanlarında yaşayan memeli bir hayvan. Bir cins antilop.: OKAPİ

Konik. : MAHRUTİ

Konsolos . : ŞEHBENDER

Konu,husus./Bölüm. : BAP

Konusal.: TEMATİK

Konusu cansız varlıklar veya nesneler olan resim. : NATÜRMORT

Konusu dansla anlatılan müzikli sahne gösterisi. : BALE

Konusunu efsanelerden veya tarihi olaylardan alan,acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri.:TRAJEDİ

Konuşma bozukluğu. : AFEMİ

Konuşmalı ve şarkılı bölümleri bir arada olan oyun.:OPERAKOMİK

Konuşulan dil,lisan.:ZEBAN

Konuşulan konu. : SADET

Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.: SEREN

Konya’da bir baraj.:MAY

Konya’nın antik dönemlerdeki adı.:İKONİON

Konya’nın Çumra ilçesinde bir göl. : HOTAMIŞ

Konya’nın Çumra ilçesinde bir göl.:HOTAMIŞ

Konya’nın Karapınar ilçesinde bir göl.: MEKE

Konya’nın Meram ilçesinde,2.Kapadokya da denilen,tüf kayalara oyulmuş antik kent.:KİLİSTRA

Konya’nın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent. : KİLİSTRA

Kopça,kanca. : AGRAF

Koridor.:DEHLİZ

Korkak.:CEBİN

Korkma. : TAHAŞİ

Korkmak,ürkmek,çekinmek.:OCUMAK

Korku,tehlike. : BİM

Korkulu yerler veya işler. : MEHALİK

Korkunç güzel ,erkek hemşire örneğinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad. : OKSİMORON

Korkunç hayal. : HEYULA

Korkusuz,gözü pek,yürekli,cesur.:BIÇKIN

Korkutucu. :MEHİP

Koroner damarları genişletici ilaç.: İMOLAMİN

Koruma,esirgeme,gözetme. : VİKAYE : SAHABET

Koşmaca . : JOGGİNG

Koşu hayvanlarına yardımcı olarak koşulan hayvan.:ÇIVGAR

Koşullar.: ŞERAİT

Kovma. : TARD

Koyu gri veya sarımsı kahverengi.:BARUDİ

Koyu pekmez. : BULAMA

Koyu renkli,sert,bir çeşit yanardağ kütlesi.:BAZALT

Koyu sarı veya açık kestane rengi.:KUMRAL

Koyun barınağı.:AĞIL

Koyun postundan kürk. : KEVEL

Koyun sütünden yapılan,mahzenler de olgunlaştırılan,içi özel küflü peynir.: ROKFOR

Koyun veya keçi postu.Dil çıkaranÖSTEKİ

Koyun veya kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılan bir yemek.:SURA

Koyun yada keçi sürüsü. : DAVAR

Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.: RES

Koyun,keçi veya deve pisliği. : KIĞ

Koyunlarda görülen bir tür hastalık.:KARAMUK

Koyunların başlarındaki kabarık yün.:KEPEZ

Koza. : KORUNCAK

Kozadaki kurtçuk. : KRİZALİT

Kozalaklardan,boyu 40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı.: SEDİR

Kök boyası. : ALİZARİN

Kök,asıl,cevher. : TÖZ

Kök,sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.:TAL

Kök.:CEZR

Kökenbilim. : ETİMOLOJİ

Kökeni Orta Asya’ya kadar uzanan,en eski,serbest biçimdeki Türk güreşi.:KARAKUCAK

Köklerinin kısaltılması,dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi suretiyle saksıda yetiştirilen bodur ağaç. : BONSAİ

Kökten dincilik. :FUNDAMENTALİZM

Kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir bitki.: RATANYA

Kökü yukarıda dalları aşağıda olduğuna inanılan cennet ağacı. : TUBA

Kölelik,kulluk.:UBUDİYET

Kömür kalem.:FÜZEN

Kömür kalemle yapılmış resim.:FÜZEN

Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet. : TORAK

Köpeğin arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. : SALTA

Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan yiyecek. : YAL

Köpek. : KELP

Köpekgillerden,postundan kürk yapılan bir memeli türü.:KARSAK

Köpekten aşırı korkmak. : SİNOFOBİ

Köpük kıvamında,tuzlu yada tatlı yiyecek.:MUS

Köpük.:KEF

Kör tırnak. : BAKANAK

Körelme. :ATROFİ

Körelme.:DUMUR

Köroğlu’nun gerçek adı.:RUŞEN ALİ

Körpelik,tazelik.: TARAVET

Köstebek. : AKUR

Köşe,kenar,uç.: İBİK

Köşegen.KahkahaİYAGONAL

Köşk. : KAŞANE

Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım.:POT

Kötü işlerde birine yardım eden kimse.:YARDAKÇI

Kötü kalpli.:BEDHAH

Kötü,çirkin. : ŞENİ

Kötü,sevimsiz. : MADARA

Kötücül bağ dokusu uru.: SARKOM

Kötüleme,yergi.:ZEM

Kötülük.:ŞER

Kötümser,karamsar. : PESİMİST : BEDBİN

Köy köy dolaşarak ufak tefek eşyalar satan gezgin esnaf.:ÇERÇİ

Köy muhtarı yardımcısı. : KİZİR

Köy oyunlarını yöneten kimse. : AYNAZ

Köy yada mahalle ihtiyar heyetindeki kişi. : AKSAKAL

Köyceğiz’in eski adı. : KAUNOS

Köyle ilgili,köylü.:RUSTAİ

Köylere para toplamak için çıkan din adamı veya medrese softası. : CER HOCASI

Köylü kadınların giydiği kollu veya kolsuz uzun elbise.: SARAFAN

Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek : ALİNAZİK

Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir meze.: BABAGANNUŞ

Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir tür meze. : BABAGANNOŞ

Közlenmiş patlıcanla yapılan bir tür yemek. : HÜNKAR BEĞENDİ

Kral karısı. : MELİKE

Kral sarayı. : BAZİLİKA

Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.: RATİNG

Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.:SLİP

Kristof Kolomb’un Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri. : NİNA

Kubbe. : KÜMBET

Kucak. : AGUŞ

Kucaktaki tombul çocuk. : APALAK

Kudret helvası. : ÇİS : MANNA

Kudret sahibi.:CEBBAR

Kuduz. : AKUR

Kul,köle.:BENDE

Kulağa asılan uzun küpe. : ASIRGA

Kulağı duymayan. : KER

Kulak iltihabı. : OTİT

Kulak yıkama aracı. : ENEMA

Kulak. : GUŞ

Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.:LUK

Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı. : ARGO

Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin,bir yapının özelliği.:ARKAİK

Kullanım alanına göre bir çok modeli olan sondalara verilen ortak ad.:KATETER

Kulplu ve ağzı kapaklı,bakırdan yapılmış su kabı,güğüm.:DEBBE

Kulplu ve emzikli su kabı. : İBRİK

Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen toprak kap.: TESTİ

Kulpsuz toprak çömlek. : ÜZLÜK

Kuluçka.: GURK

Kum falı. : REMİL

Kum,çakıl,çimento ve su gibi maddelerin karışımıyla elde edilen yapı malzemesi.:BETON

Kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. : VATOZ

Kumar oynatanın oynayanlardan,kazançtan aldığı para,pay. : MANO

Kumar oyununu yöneten. : KRUPİYE

Kumarda ortaya sürülen para.: MİZA

Kumarda sürülen para. : MİZA

Kumardan eşit kalkma. : TAPİ

Kumaş ve deri üzerine yapılan bir tür işleme. : AJUR

Kumaş ve kağıt süslemede kullanılan bir yöntem : BATİK

Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.: MONT

Kumaş veya ince deriden,çoğunlukla düz topuklu,ayağı bütünüyle saran ayakkabı.: ŞOSON

Kumaş,kağıt v.b.’de bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım.:PLİ : PİLE

Kumaşın veya derinin cilalanması. : APRE

Kumaşlara ve çinilere uygulanan bir süsleme motifi.:ÇİNTOMANİ

Kumluk yer.:KUMLA

Kumru. : HAKURAN

Kumtaşı. : GRE

Kumul.Kum yığını. : ERG.: EKSİBE

Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası.:KONAK

Kundak çocuklarının beline zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. : FASKA

Kundaklama. : BELEME

Kunduracıların delik açmakta kullandıkları sivri uçlu çelik tığ./Mersin balığı türü. : BİZ

Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.:MUŞTA

Kunduz kürkü. : KASTOR

Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke.:NORM

Kural. : DÜSTUR

Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.:AKADEMİCİ

Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.:AYET

Kuran ve hadislerin görünüşteki açık anlamlarından başka hiçbir yorum kabul etmeyen ve kıyasa yer vermeyen Sünni mezhep. : ZAHİRİYE

Kuran’da adı geçen sekiz ce nnetten dördüncüsünün adı.: NAİM

Kuran’dan on ayet okuma : AŞİR.

Kuran’ın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri.:CÜZ

Kuran’ın harflerinden bir takım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep.:HURUFİLİK

Kuranda bir sure. : ABESE : ALAK:TAHA:RAD:MAİDE

Kuranı düzgün ,usulünce ve yüksek sesle okumak. :TİLAVET

Kuranı ezberlemiş kişi. : HAFIZ

Kuranı Kerim,Kelamı Kadim.:MUSHAF

Kuranı usulüne göre ve güzel okuyan.:KARRA

Kurbağa kurtçuğu. : ARİBAS : İRİBAŞ

Kurbağaların bilimsel adı. : ANURA

Kurdeşen. : ÜRTİKER

Kurnaz,cin fikirli.:HİN

Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan ucu sivri takoz.: BAT

Kurşun. : RASAS

Kurt.:BÖRÜ

Kurtarıcı.:HALASKAR

Kurtçuk korkusu.: AKARFOBİ

Kurtulma. : NECAT

Kurtuluş,kurtulma. : REHA : SEHA

Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.:TABA

Kuru,sıska.:KAKNEM

Kurucu, Bina inşa eden. : BANİ

Kurul. : ASAMBLE

Kurultay. : KONGRE

Kurumuş ama devrilmemiş ağaç. : AYAĞAN

Kurumuş saplarından mobilya yapılan bambu türü. : HEZAREN

Kurumuş sığır gübresi. : TEZEK

Kuruntuya düşürme :İHAM

Kurutma kabı. : DESİKATÖR

Kurutulmuş meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık. : GİLABURU

Kurutulmuş riga balığı.:FRİSA

Kurutulmuş su kabakları içine çakıl taşı doldurularak yapılan ritim sazı. : MARAKAS

Kusur,ayıp. : AVAR

Kusursuzluk.:CEVDET

Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİ PAŞA KEBABI

Kuş başı etle yapılan bir tür börek. : KÖBETE

Kuş bilimi.: ORNİTOLOJİ

Kuş gagası. : NUL

Kuş kanadı.:CENAH

Kuş kanadının büyük tüyleri. : PER

Kuş tutmakta kullanılan,aynı adlı macunla bulanmış değnek.: ÖKSE

Kuş tuzağı.: KUŞMAR

Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.: ÇİFTEHANE

Kuş yiyecek büfesi.:BÜVET

Kuş yuvası:. AŞİYAN. : UŞ : LANE

Kuş,tavuk yavrusu.:CÜCÜK

Kuş. : TAYR

Kuşatma,çevirme. : İHATA

Kuşatma.:ABLUKA

Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen bir bitki.:BİBERİYE

Kuşku,sanı. : REYB

Kuşkucu,şüpheci.: SEPTİK

Kuşların taşlık,katı gibi adlar da verilen midesi.:KONSA;KURSAK

Kuşların tüy değiştirme zamanı.:KARINSA

Kuşluk yemeği. : BRUNCH ( BRANÇ)

Kuşun kanat tüyü. : TELEK

Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. : BEN

Kutlu. : SAİD

Kutsal Hint destanı:. RAMAYANA

Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.: AUM

Kutsal kimse.: AYA

Kutsal Mısır öküzü. :APİS

Kutsal nitelikte müzik eseri.:ORATORYO

Kutuların katlama yeri. : RİL

Kutup Yıldızı. : DEMİRKAZIK

Kutup Yıldızına verilen bir başka ad.:POLARİS

Kutuplanma. : POLARİZASYON

Kuvars,mika ve feldspattan oluşmuş kayaç. : GNAYS

Kuyruğun iskeleti.:KEMİRDEK

Kuyruk sokumu kemiği. : PÖÇ : UCA

Kuyruklu biber’de denilen ve karabibere benzer bir tür baharat.:KEBABE

Kuyruklu yıldız.:KOMET

Kuyruklular.:URODEL

Kuyruksokumu kemiği.:UCA

Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu.:İRİBAŞ

Kuytu ve sıcak yer: ARAN

Kuyuda pişen et. : TANDIR

Kuyumculara taslak hazırlayan kimse.:SADEKAR

Kuyumculukta kullanılan,yüzde 80 bakır,yüzde 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım.:TOMBAK

Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan bir uyuşturucu madde.:KİF

Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan sarhoşluk verici toz.: KİF

Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat. : TİCANİLİK

Kuzey Amerika’nın beş büyük gölünden biri. : ERİE

Kuzey Anadolu dağlarında yetişen mor çiçekli bir ağaççık.:KOMAR

Kuzey Buz Denizinde yaşayan bir martı türü.:ALK

Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü. : ALK

Kuzey Hindistan’a özgü,lavta ailesinden telli çalgı.: SİTAR

Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).:JAYADEVA

Kuzey İspanya’da tarih öncesi devirlere ait resimler bulunan mağaralardan ilki.:ALTAMİRA

Kuzey ispanya’da,özellikle Aragon’da yapılan geleneksel kur dansı.: JOTA

Kuzey kutbuyla ilgili,kuzey kutup yakınında olan. : ARKTİK

Kuzeydoğu ve Güney Anadolu’da türkülü halk öykülerine verilen ad. : BOZLAK

Kuzeydoğu. : ŞİMALİŞARKİ

Kuzgun kılıcı da denilen çiçek. : GLAYÖL

Kuzu ağılı.: ÇİTEN

Kuzu derileri üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad. : AŞKİ

Kuzu sesi. : ME

Küçük ada.:CAYO

Küçük ağıl. : KÜM

Küçük akarsu.:CAFER

Küçük bal teknesi. : LAZA

Küçük bir kelebek türü : FELFELEK

Küçük bitkilere verilen ad. : OT

Küçük bohça. :ÇIKIN

Küçük cariye. : KENİZEK

Küçük çan.:ÇINGIRAK

Küçük çocuğun yürümeye başlaması.:ADAKLAMAK

Küçük çocuk salıncağı.:ILINCAK

Küçük dana.:BUZAĞI

Küçük demiryolu treni. : DEKOVİL

Küçük fıçı.:VARİL

Küçük hediye.:BERGÜZAR

Küçük hıyar turşusu.:KORNİŞON

Küçük Hindistan cevizi.:MUSKAT

Küçük ispirto ocağı. : KAMİNETO

Küçük kareli kumaş.Dil çıkaranÖTİKARE

Küçük kertik.:ÇENTİK

Küçük kervan.:BARHANA

Küçük kıvrım.:BÜZGÜ

Küçük kova.:BAKRAÇ

Küçük kulaklı koyun yada keçi. : ÇOMU

Küçük lirik şiir türü. : BALAD

Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.:UNUTMA BENİ

Küçük mızrak.:NİZEK

Küçük nesne. : ZERRE

Küçük ney. : NEYÇE

Küçük ok. :TİREK

Küçük orak. : ROSA

Küçük otel. : MOTEL

Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.:SOTE

Küçük parçalardan oluşan nakışlı ve ince bir kilim türü.:CİCİM

Küçük salkımlı bir üzüm çeşidi. : NEFERİYE

Küçük saray. : KASR

Küçük su birikintisi,gölcük.: AZMAK : BUGET

Küçük taneli bakla türü. : FUL

Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm. : KİŞMİŞ

Küçük taneli fındık türü. : PİKOLA

Küçük tekke.: ZAVİYE

Küçük testi,çömlek.: KUMKUMA

Küçük testi.:DODURCUK

Küçük tonajlı yük gemisi. : KOSTER

Küçük vagon. : VAGONET

Küçük ve sevimli kimselere söylenen seslenme sözü.: MİNNOŞ

Küçük yayık. : ATIK

Küçük yokuş.:BAYIR

Küçük zurna. : ARAKİYE

Küçükbaş hayvan.:DAVAR

Küçümseme. : İSTİHFAF

Küfürbaz. : TAAN

Kükürt elementinin simgesi. : S

Kükürtle demir birleşimlerinden biri.:ZAÇ

Kül rengi.:BOZ

Külde pişen çörek. : KETE

Külhanbeyi,hayta. : APAŞ

Kültür. : EKİN : HARS

Küme,yığın. : LODA: TUDE

Kümes hayvanlarının en yaşlı ve iri olanı. : BABAÇ

Künk.:BÜZ

Küpe ve yüzük taşı gibi bezek işlerinde kullanılan,mavi renkli,saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.:FİRUZE

Küpeşte,korkuluk. : PARAPET

Küre biçimli flüt.:OKARİNA

Kürekle yürütülen dar,uzun,hafif tekne. : KANO

Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.: SİYA

Kürkü değerli bir hayvan,kakım,as.:ERMİN

Kütahya’nın Simav ilçesinde bir kaplıca.: NAŞA 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 13 Ocak 2010, 16:15:01 »

M

Maaş,aylık. : RATİBE

Macar göçebesi.:ÇİGAN

Macun.:KİT

Madagaskar plakası. : RM

Madagaskar’da yaşayan bir cins maymun. : VARİ : AKUMBE

Madagaskar’ın başkenti. :TANANARİVE

Maddeler. : MEVAD

Maden bilimi.:MİNERALOJİ

Maden eşya üzerine vurulan bir cins cila.:EMAY

Maden fırını. : KÜRE

Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen antiseptik bir hidrokarbon.:NAFTALİN

Maden külçelerinin eritilip arındırılması. : KAL

Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerleri. : ARIN

Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş.,simli kumaş. : LAME

Maden pisliği,balmumu. : RİM

Maden posası. :CÜRUF

Maden yada kağıt para üzerindeki kafa resmi. : EFİJİ

Maden yeri.:ERGENE

Madeni para.: SİKKE

Madeni paranın resimli yüzü. : TURA

Madenleri sıvılaştırma,ergitme. : İZABE

Madenlerle birleşince tuz verebilen elementlere verilen ad. : HALOJEN

Madrid’de bulunan,dünyanın en ünlü müzelerinden biri.:PRADO

Mafyada suskunluk yasası.:OMERTA

Mağara.:KEHF

Mağaraları inceleyen bilim dalı. : SPELEOLOJİ

Mahkeme davetiyesi.:CELP

Makam,kat,özel yer.:ORUN

Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatmak işi. : TİRAMOL

Makarna üretiminde kullanılan bir buğday türü.:DURUM

Makedonya’da yaşayan etnik bir grup. : TORBEŞLER

Makedonya’nın başkenti.:ÜSKÜP ( SKOPJE )

Maki de denilen bir maymun cinsi. : LEMUR

Makine yağı. : GRES

Makinede yapılan işleme,dikiş. : PİKO

Maksim Gorki’nin bir romanı. : FOMA

Mal değişimi,trampa.:TROK

Mal olarak verilen. : AYNİ

Mal,mallar. : EMTİA

Malak. : BALAK

Malavi para birimi. : KIVACA

Malaya dilinde delirme. : AMOK

Maldivler’in başkenti.:MALE

Malezya’nın başkenti.:KUALA LUMPUR

Malezya’nın para birimi. : RİNGGİT

Malın satış değeri. : RAYİÇ

Mali plakası.: RMM

Mali’nin başkenti. : BAMAKO

Malta humması.:KALAAZAR

Maltalıların altı düz,pruva tarafında bir direği olan,küçük teknelerine verilen ad.:SİPARONER

Manavadharmaşastra diye de adlandırılan Hindu yasalarının en önemli metnine verilen ad. : MANU SMRİTİ

Manda bağırması.:BÖĞÜRME

Manda pastırması. / Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek: KAKAÇ

Manda yavrusu. : MALAK

Mangal. : KORLUK

Manganezin simgesi. : MN

Manisa’daki Ağlayan Kaya’nın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi. : NİOBE

Manisa’daki Spil Dağı Milli Parkında bir yayla.:ATALAN

Mankafa , sersem.: SEME

Mantar bilimi. : MİKOLOJİ

Mantar enzim karışımı. : SAMA

Mantar meşesi.Mantar katmanı çok gelişen bir tür meşe.:SEZÜ

Mantar.:MİKOZ

Mantık. : ESEME

Mantıkta önerilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla ileri sürülen tasım. : EPİKEREM

Mantıkta ve felsefede küçük önerme.:MİNÖR

Mantıkta,birbirine bağlı iki önermeden sonraki.: SONURTU

Marangozların dört köşe delik açmakta kullandıkları alet.: ECENE

Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan,kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal.: KİNİŞ

Maranta adlı kamıştan elde edilen ve bebek maması yapılan un. : ARAROT

Mardin ilinde yaşayan Hıristiyan Nasturiler’e verilen ad. : ASURİLER

Mardin’in geleneksel sokaklarındaki kemerli geçitlere verilen ad.: ABBARA

Marksist terminolojide , proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakasına verilen ad. : LUMPEN

Marksist terminolojide,dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan etkinliklerin tümü.:PRAKSİS

Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı.:ISTRANCA

Marmara denizinde turistik bir ada. : AVŞA

Martıya benzer bir deniz kuşu. : FULMAR

Masaj aktiviteli havuzlu banyo,sağlık havuzu. : JAKUZİ

Masif. : SOM

Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi. : DOMİNO

Mason.: FARMASON

Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri. : LETRASET

Matematiğin sayıları,bunların arasındaki bağıntıları ve işlemleri konu alan dalı.:ARİTMETİK

Matematik. : RİYAZİYE

Matematikte çizgilerle ilgili olan.:LİNEER

Matematikte,aynı cinsten onluk bir küme.:DESTE

Matematikte,bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.:TEĞET

Matematikte,herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.:ASKAT

Matematikte,karmaşık geometrik şekillerin ortak adı. : FAKTAL

Matematikte,türevi bilinmeyen fonksiyon.:İNTEGRAL

Maun da denilen bir ağaç. : AKAJU

Mavi hareli ela göz. :ÇAKIR

Mavi ile yeşil arası bir renk.:CAM GÖBEĞİ

Mavi kantaron,peygamber çiçeği.:BELEMİR

Mavi peri kuşu.:İRENA

Mavi renkli değerli bir taş. : FİRUZE

Mavi. : MAİ

Mavimsi beyaz renkte parlak yüzlü bir maden veya bu madenden yapılmış eşya.:ÇİNKO

Mavimsi bir göz rengi.:ÇAKIR

Mavimtırak esmer renkte katı bir element.:İYOT

Maya. :FERMENT

Mayakovski’nin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu. : LEF

Mayakovski’nin sevgilisi.: LİLİBRİK

Mayalanma. : FERMANTASYON

Mayalanmış pirincin süzülüp arındırılmasıyla yapılan alkollü Japon içkisi.: SAKE

Mayalar’da yağmur tanrısı. : CHAC

Mayalı hamurdan,içine çeşitli katkılar konarak hazırlanan bir tür kokulu çörek.:NOKUL

Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide,yufka.:KATLAMA

Maydanozgillerden 20-60 cm boyunda bir bitki,kara kimyon.:KİŞNİŞ

Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu.:ÇEMEN

Maydanozgillerden bir bitki.:REZENE : NARDİN

Maydanozgillerden uyuşturucu ve zehirli bir bitki.:BALDIRAN

Maydanozgillerden,hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki.:ANASON

Maydanozgillerden,ince yapraklı,bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki.: DEREOTU

Maydanozgillerden,kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:KEREVİZ

Maymun türü. : LANGUR

Maymunlar dahil memeliler takımı. : PRİMAT

Mecazen beceriksiz,başarısız,dikkate alınmayan.: TATARAĞASI

Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.Kaba konuşma.: ARGO

Meclis,toplantı.:NADİ

Mehter müziğinde yer alan ve iki değnekle vurularak çalınan davul, bir tür kös. :NAKKARE

Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyalı yatak.:RULMAN

Mekanik. : MİHANİKİ

Mekansız. : LAMEKAN : BİMEKAN

Mekke ve Medine’de oturan ileri gelenlere dağıtılmak üzere törenle gönderilen parayı taşıyan topluluk. : SÜRRE ALAYI

Mekke’de kutsal tepe.:MERVE

Mekke’nin kuzeydoğusunda Hz Muhammed’in Allah’tan ilk buyruğu aldığı dağ.: HİRA

Mekke’ye giden yollarda hacıların ihrama geldikleri noktalar. : NİKAT

Meksika’da mısır unuyla yapılan ekmeğe verilen ad. : TORTİLLA

Meksika’da yabani olarak yetişen bir ağacın yapraklarından çıkarılan bitkisel lif.:TAMPİKO

Meksika’da yetişen ve tohumlarından elde edilen yağı kozmetik sanayinde kullanılan bir bitki. : JOJOBA

Meksika’ya özgü bir tür mısır ekmeği.:TAKO

Meksika’ya özgü sert bir içki.:TEKİLA

Meksika’ya özgü,bir tür mısır ekmeği.: TAKO

Meleke.: YETİ

Melez bir koyun cinsi.:DAĞLIÇ

Melez,kırma. : METİS : AZMA: KIRIK

Melodi. : EZGİ

Melun ,kovulmuş,lanetlenmiş,istenmeyen. : LAİN

Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç. : TİRLE

Meme emen çocuk. : REDİ

Meme. : EMCEK

Memleket. : SILA

Memur maaş,derece ve miktarını gösteren cetvel.:BAREM

Menteşe. : REZE

Menzil,amaç. : EREK

Mercan köşk.: ŞİLE

Mercimekten az büyük ,buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç,melengiç.: ÇİTLEMBİK

Merdiven basamağı. : AYAKÇAK

Merdiven biçiminde çıkıntıları olan kubbe.:MUKARNAS

Merdiven parmaklığı. : TRABZAN

Merkez. :ÖZEK

Merkür.Güneşe en yakın gezegen. : UTARİT

Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top.:ÇAKALOZ


Mermilerin namlu içinde veya dışındaki hareketlerini inceleyen bilim dalı.:BALİSTİK

Mersin ağacının nohut büyüklüğünde ve morumsu siyah renkli meyvesi. :HAMBELES

Mersin balığı türü. : ÇIĞA

Mersin’deki antik bir kent.:URA

Mersin’in Çamlıyayla ilçesinin eski adı.:NAMRUN

Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent.:OLBA

Mesir macununu bulan ve bunun dağıtımıyla ilgili törenler düzenleyen 16.yy Türk mutasavvıfı ve hekimi. : MERKEZ EFENDİ

Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse.: BEZİRGAN

Meslek,uzmanlık. : KARİYER

Meşe palamudu. : PELİT

Meşime,son. : ETENE

Meşin keskisi. TEBER :

Meşin torba.:DAĞARCIK

Meşinden yapılan döşek, sofra örtüsü. : NAT

Meşru olmayan çocuk.:ANSIZ

Metal büyük tepsi.:SİNİ

Metal çubuk ve borulara diş açan aygıt.: PAFTA

Metal paranın resimli yanı.:TURA

Metal parlatma aracı. : MISKALA

Metal saplama. : PİM

Metal yada tahta üzerine kazıldıktan sonra basılan resim.:ESTAMP

Metal,toprak gibi şeylerden yapılmış,ağzı açık,kulplu,bardağa benzeyen küçük kap.:MAŞRAPA

Metalleri birleştirmede kullanılan,kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.:LEHİM

Metrekare de 1 kandela’ya eşdeğer ışıltı birimi. : NİT

Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi. : ANGSTRÖM

Mevlevi dervişlerinin ney,nısfiye gibi çalgılar eşliğinde,kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.: SEMA

Meydan korkusu. : AGORAFOBİ

Meyhane. : HARABAT: HANUT

Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.:LALE

Meyve kurusu. : KAK

Meyve posası. : CİBRE

Meyve salkımlarına verilen ad.:UNKUD

Meyve sebze satmak için yapılmış eğreti dükkan.:SALAŞ

Meyve şekeri,früktoz.:LEVÜLOZ

Meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK

Mezar anıt taşı.:BALBAL

Mezar,gömüt.:KABİR : SİN

Mezar,kabir. : MERKAT

Mezar. : SİN

Mezhebini gizleme. : TAKİYE

Mezopotamya tanrısı Enki’ye verilen bir ad.:EA

Mezopotamya’da gök tanrısı.:ANU

Mezopotamya’da kullanılan eski bir hacim ölçüsü.: NEF

Mezuniyet plakası. : BRÖVE

Mıknatıs.:DEMİRKAPAN

Mısır Güneş Tanrısı : . ATON

Mısır hava tanrısı.: ŞU: SHU

Mısır inanışında gök tanrısı. : NUT

Mısır mitolojisinde ölülerin koruyucusu olan tanrı. : OSİRİS

Mısır tanrısı. : SETH

Mısır turnası.:İBİS

Mısır unu yemeği. : MAMALİKA

Mısır unuyla yapılan yağlı bir yemek. : KAÇAMAK

Mısır ve Suriye’deki geleneksel konutlarda sofa benzeri mekan. : KAA

Mısır. : KOKOROZ : LAZUT

Mısır’da eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı aslan vücutlu heykel.:SFENKS

Mısır’da ölüler tanrısı. : ANUBİS

Mısır’ın plakası. : ET

Mısırlıların ölüler ülkesine verdikleri ad.:İALU

Mızmız,sevimsiz. : SİNAMEKİ

Mızrak. : CIDA

Mızrap,çalgıç. : PENA: TEZENE

Mihrace.: MAHARANİ

Miken kralı. : ORESTES

Mikrobik hastalıklar.:İNTANİYE

Mikrobiyoloji.:BAKTERİYOLOJİ

Mikropla oluşan,mikroplu. : İNTANİ

Mikroptan ileri gelen hastalık.:İNTAN

Milas ovasında bir dağ.:SODRA

Milas’ın eski adı. : MYLASA

Milli yada mahalli konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik eseri. : RAPSODİ

Milliyetçi ve terörist,1929’da kurulan Hırvat derneği.:USTAŞA

Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik.: URBANİZM

Mimarlıkta sahın anlamında kullanılan sözcük.:NEF

Miras,bırakıt. : TEREKE

Mirasçılar arasında mirası paylaştıran ve yetimlerin hakkını koruyup idare eden şeriat memuru.:KASSAM

Mis keçisine benzer bir hayvan. : LERCİ

Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu.:MADİK

Miskin,aptal,mıymıntı. : SÜMSÜK

Misvak ağacı. : ERKE

Mitoloji. : ESATİR

Mobilya kasası.: BAZA

Mobilya koruyucu madde.:VERNİK

Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme. : LAMİNAT

Mobilyaların ve otomobil koltuklarının kaplanmasında kullanılan döşemelik bir kumaş cinsi.: ALKANTARA

Modacılıkta ve dekorasyonda kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.:SKAY

Modern mantık.:LOJİSTİK

Modern Yunanca. : ELENİKA

Moğolistan’ın başkenti.: ULANBATOR

Moğollarda vergi toplamakla görevli devlet memuru.:AVAN

Molibdenin simgesi. : MO

Monist.:TEKÇİ

Mora çalan kırmızı renk. : BORDO.: GALİBARDA

Mora dönük canlı kırmızı renk:. RUBİ

Mora yarımadasını Yunanistan’dan ayıran boğaz.: KORENT

Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti.Her türlü siyasal düzeni inkar eden ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş. : NİHİLİZM

Moritanya’nın para birimi. : UGİYA

Motif. : ÖRGE

Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.: BALATA

Motorlu araçlarda sarsıntıyı en aza indirmeye yarayan düzen. :AMORTİSÖR

Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. : ROT

Motorlu taşıtlarda yedek olarak bulundurulan tekerlek. : STEPNE

Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet.:JİKLE

Motorlu tulumba : MOTOPOMP

Motorsuz büyük tekne. : MAVNA

Mozambik’in başkenti. : MAPUTO

Mozart’ın,Türk müziğinden esinlenerek bestelediği ilk operası.:ZAİDE

Mucizeler. Bacakların yere basan bölümü. : AYAT

Muğla ilinde antik bir Likya kenti. : TLOS

Muğla’da koy. : KATRANCI

Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Dalyan köyü yakınlarındaki antik kent.:KAUNOS

Muhasebeci,sayman.:AMAREGİR

Mum.: ŞEM

Muma batırılmış fitil.:ŞAMA

Mumlu boya ile yapılmış aziz resimlerine Hıristiyanların verdikleri ad.: İKON

Mumun hammaddesi.:PARAFİN

Musa’nın gönderdiği 12 kaşiften biri. : KALEB

Musevi din adamı. : HAHAM

Musluksuz su borusu.: LÜLE

Musul bölgesinde yaygın bulunan,Tanrının iyiliği,şeytanın kötülüğü temsil ettiğine,Tanrı ile Şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir İslam mezhebi.:YEZİDİ

Mutfakta bulaşık teknesi. : EVİYE

Mutlaka.:LACEREM

Mutlu,dileğine ulaşmış.:BERHÜDAR

Mücevher.:CEVAHİR

Mühendis cetveli.: TE

Müjde,iyi haber.:BEŞARET

Müjde.: SAVA

Mükemmel. : OFLAS

Münazara.:CEDEL

Mürekkep balığından elde edilen koyu siyah boyaya ve bu boya ile yapılan resimlere verilen ad./ Mürekkep balığı. : SEPYA

Mürekkep hokkalarına konan ham ipek. : LİKA

Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum. : RIH

Müridin tarikata girerken Şeyhe verdiği söz./Ant. : AHİT

Müslüman egemenliği altındaki Doğu Hıristiyanlarına verilen ad. : NASRANİ

Müslüman olmayanlar. : KEFERE

Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.:RUM

Müslümanların bir çocuğun doğumundan yedi gün sonra Allah’a şükretmek amacıyla kestikleri kurban. : AFİKA

Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri. : LAT: MENAT: UZZA

Müstahkem mevki. : OR

Müşteri yıldızı.: ERENDİZ

Müzik eşliğinde ve kadın erkek birlikte gerçekleştirilen,temelinde dinsel duyguların egemen olduğu coşkulu oyunlara Alevilerce verilen ad.: SEMAH

Müzikli ve konuşmalı bölümlerin bir arada olduğu hafif konulu sahne gösterisi. : OPERET

Müzikte armoni kurallarına göre üst üste bindirilmiş sesler.Üç yada daha çok sesin bir arada tınlaması. : AKOR

Müzikte beşli.:KENTET

Müzikte bir akor oluşturan seslerin birbiri ardına çalınması. : ARPEJ

Müzikte bir sesin yarım ses kalınlaşacağını belirten nota işareti : BEMOL

Müzikte dörtlü.:KUARTET

Müzikte geceden esinlenen veya geceyi çağrıştıran beste: NOKTÜRN

Müzikte ikili.:DUO

Müzikte makam. : TONALİTE

Müzikte sus işareti. : ES

Müzikte üçlü. : TRİO

Müzikte yapıt. : OPUS

Müzikte yarı yavaş,orta hızda.:ANDANTE

Müzikte,ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça. : RERONDO

Müzisyenlerin topladığı bahşiş. :ALATURA 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 13 Ocak 2010, 16:15:54 »


Nabız atışlarını kaydeden alet.:SFİGMOGRAF

Naiplik.:NİYABET

Nakitler,paralar. : NUKUT

Nalıncı çivisi. : KABARA

Namaz. : SALAT

Namazda ayakta durma.:KIYAM

Namazlar.: SALAVAT

Namlusu ince, sivri ve hafifçe eğik uzun İspanyol bıçağı. Keskin İspanyol bıçağı. : NAVAHARİ : NAVAJA

Namlusu genellikle yivli,kısa ve hafif bir tüfek.:KARABİNA

Namlusu kısa,kurşun atan bir çeşit küçük tüfek.:FİLİNTA

Namuslu,iffetli kadın.:AFİFE

Namuslu,iffetli. Temiz.: SİLİ

Namuslu.:DAVER

Napoli balıkçılarının söylediği halk türküleri.:NAPOLİTEN

Napoli mafyasına verilen ad. : CAMORRA

Napolyon döneminde Fransa’da ve Avrupa’da yaygın olan yapı,mobilya ve giyim biçemi.:AMPİR

Nar çiçeği rengi.:VERMİYON

Nar çiçeği renginde bir süs taşı. : GRENA

Nar,erik,kızılcık gibi yemişlerden yapılan pekmez. : NARDENK

Nargile ile içilen bir tütün cinsi. : TÖMBEKİ

Nargileyi kolayca içmeyi sağlayan ve nargileye takılan hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru.:MARPUÇ

Narin,nazenin. : YEPELEK

Nasıl,niçin.: NİTE

Nazım Hikmet’in Akşam gazetesine yazdığı yazılarda kullandığı takma ad . :ORHAN SELİM

Nazım Hikmet’in soyadı. : RAN

Nazi hücum kıtası. : SA

Nazi partisinin askeri polis örgütünü simgeleyen harfler. : SS

Negatif uç. : KATOT

Neon’un simgesi. : NE

Nepal ve Tibet’te silah olarak kullanılan ağır pala.:KUKRİ

Nesne,şey. : NEN

Nesnel. : AFAKİ

Neşeli olmak. : ŞETARET

Neşeli,hareketli,sokulgan.:CİVELEK

Neyzen Tevfik’in bir şiir kitabı. : HİÇ

Nezle. : NEVAZİL: İNGİN : DUMAĞI


Nijerya para birimi. : NAİRA

Nikaragua plakası. : NİC

Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.:LOTUS

Nişasta,süt ve su karışımının önce pişirilmesi,buz dolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek sunulan bir tatlı türü.:SU MUHALLEBİSİ

Nişasta,şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı.:PELTE

Nişasta.: KET

Nişastanın sindirilmesine yarayan,tükürükte bulunan bir enzim.:PTİYALİN

Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim. : AMİLAZ

Nitelik,özellik,ölçü.:UZANIM

Niteliksiz odun kömürü.:MARSIK

Nitrik asidin halk arasındaki adı. : KEZZAP

Noel Baba olduğuna inanılan efsanevi aziz.:AYANİKOLA

Noel yortusu. : NATİVİTAS

Nohut,patates,tahin ve soğanla yapılan bir tür meze.:TOPİK

Nohutla yapılan bir yemek. : FALAFEL

Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf sistemi.:MORS

Noktalar. : NUKAT

Normal olarak yalnızca şizofrenlerde,düş görenlerde ve dinsel coşkuyla kendinden geçen kişilerde görülen ruh durumuna benzer etkiler yaratan maddelerin ortak adı,psikomimetik.:HALÜSİNOJEN

Norveç,İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı,derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez.:FİYORT

Norveç’te kent. : STAVANGER

Notada bir sesin yarım ton inceltildiğini gösteren işaret.KahkahaİYEZ

Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması.:SOLFEJ

Noter. : KATİBİADİL

nuca bağlanmamış.:MUALLAK

Nurdan varlık.:MELEK

Nuri Bilge Ceylan’ın bir filmi.:KASABA: MAYIS SIKINTISI: UZAK

Nüans. : ANAT

Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim.:MEGATON

Nükleer birleşme. : FÜZYON

Nükleer bölünme. : FİZYON

Nyobyum’un simgesi. : NB
O

Obur.. : HIRA

Oburlar.:EKELE

Ocak ayının 28’inde başlayan fırtına. : AYANDON

Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaştırıcı mercek.:BÜYÜTEÇ

Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA

Odun kömürü. : ALAS

Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.:RAFİNATÖR

Odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan,kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç.:İĞAĞACI

Odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. : BAKAM

Odunundan tarak,kaşık yapılan çok sert kereste veren bir ağaç. : ŞİMŞİR

Oğlancı.:LUTİ

Oğul otu. :MELİSA

Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. : EĞMÜR

Oğuzların Bozok kolundan bir Türkmen boyu olarak Selçuklularla birlikte Anadolu’ya gelen ve Osmanlı hanedanının kökenini oluşturan konar göçer topluluk.:KAYILAR

Ok atan,okçu.:TİRENDAZ

Ok torbası,kılıfı. : SADAK : GEDELEÇ

Ok. : TİR

Okuma yitimi. : ALEKSİ

Okun kirişe geçen ucundaki kertik.:GEZ

Okutman. : LEKTÖR

Okuyucu,okur. : KARİ

Okyanus bilimi. : OŞİNOGRAFİ

Okyanus rüzgarı. : ALİZE

Okyanusların çok derin yeri. : ABİS

Olağanüstülüğüne inanılan düşsel sıvı.Büyülü içki. : İKSİR

Olası,olabilir. : MUHTEMEL

Olay. : FENOMEN

Olgunlaşınca kendiliğinden çatlayıp açılmayan,tek odacıklı ve tek tek tohumlu kuru meyve.:AKEN

Olgunluk sınavı. : BAKALORYA

Olta veya tuzağa konulan yem.:BEN

Oltaya yerleştirilen düzenek.:MASARA

Oluntu. : EPİZOT

Omlet . : KAYGANA

Omurgalıların karaciğerinden salgılanan kahverengimsi sarı renkte safra pigmentine verilen ad. : BİLİRUBİN

Omuzdan bele çapraz olarak inen kılıç askısı. : HAMAİL

Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ.:HAMAİL

Omuzluk. :APOLET

On beşinci asırda önce İtalya’da başlayan sonra Avrupa’ya yayılan sanat ve bilim. : RÖNESANS

On dokuzuncu asırda Fransa’da ortaya çıkan ve iki kişiyle oynanan bir kağıt oyununa verilen ad. : EKARTE

On altı taşla oynanan bir zeka oyunu.:DAMA

On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngiltere’de,on sekizinci yüzyıldan başlayarak da İrlanda’da yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı.:JİG

On beş beyitten az olmayan,bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı bulunan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı manzumesi.:KASİDE

On birinci yüzyılın ikinci yarısında İzmir’e egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk Beyi. : ÇAKABEY

On dokuzuncu asır sonlarında Fransa’da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.:DEKADAN

On dokuzuncu asırda İstanbul tiyatrolarında ortaya çıkan eğlendirici şarkı. : KANTO

On dokuzuncu asırdan başlayarak İstanbul’da gerçekleştirilen renkli çizgili ve hareli cam eşyaya verilen ad.Noktalı yada dumanlı sırça,işlemeli cam işi. :ÇEŞMİBÜLBÜL

On dördüncü asırda Fransa’da kullanılmaya başlanan,taşınabilir ateşli silah. : ARKEBÜZ

On dördüncü asırda kullanılan ince,uzun çoğu kez üç köşeli hançer.: ALENAS

On dördüncü asırda Orta Anadolu’da kurulmuş Türk beyliği. : ERETNA

On iki düzine. : GROSA

On iki hayvanlı eski Türk takviminde timsah yılına verilen ad.: NEK

On iki imamdan biri. : TAKİ

On iki parmak bağırsağının şişkince olan başlangıç bölümü. : BULBUS

On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran’ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.:LAKABİ

On para değerinde olan sikke.:METELİK

On sekizinci asırdan başlayarak Fransa’da gelişen bir edebi tür.:FANTASTİK

On tabanlı logaritmanın kısaltması.:LOG

On üçüncü asırda İngiltere’de despot kralların yetkilerini büyük oranda daraltan siyasal bir anlaşmaya ve belgeye verilen ad. : MAGNACARTA

On yedinci asırdan On dokuzuncu asra kadar kıyı taşımacılığında ve iç sularda kullanılan küçük Hollanda yelkenlisi. : KAAG

Onbeş ve bazen elli altmış kilo çeken sinagrite benzer bir balık. : AKYA

Ondan sonra.:BADEHU

Ongun. TOTEM :

Onun için.:BİNAENALEYH

Onurlu,şerefli.: ALİCENAP

Onurlu,yüce gönüllü. : ALİCENAP

Operada tek solist tarafından söylenen şarkı.: ARYA

Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.: UVERTÜR

Operalarda baş kadın rolünü oynayan oyuncu. : PRİMADONNA

Operatör.:CERRAH

Optik aletlerde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi. : OKÜLER

Optik kaydırma. : ZUM

Ordu ili yöresinde lokma tatlısına verilen ad.:ZİRİTLA

Organ aktarımı.:TRANSPLANTASYON

Organ katılaşması. : SKLEROZ

Organik kimyada bir önek. : NOR

Organizmada darbeyle oluşan bozukluk. : TRAVMA

Organizmada oluşan bir sıvının akışının durması. : STAZ

Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.:RASYON

Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması. : METASTAZ

Orhan Boran’ın yarattığı radyo oyunu tipi.:YUKİ

Orhan Hançerlioğlu’nun bir romanı.: ALİ

Orman gülü. : AÇELYA

Ormanlara zararlı bir böcek. : KESE

Ormanlarda oldukça yaygın bir mantar türü.:AMANİTA

Orta çağda Fransa’da derebeyinin maddi ve manevi esareti altında bulunan kimse. : VASSAL

Orta Karadeniz yöresinde dokunan kalın ve dayanıklı bir tür kumaşa: KAZAKA

Orta ve doğu Avrupalı Yahudilere verilen ad. : ESKENAZİ

Orta Anadolu’da bir göl.:EBER

Orta Anadolu’da bir ilk çağ yerleşmesi.:ABARNA

Orta Anadolu’da Kızılırmak kıvrımı içinde kalan bölgenin eski çağlardaki adı. : HATTİ

Orta Asya Türkleri ve Hintliler arasında yaygın olan telli bir çalgı. : DUTAR

Orta Asya’da eski Türk mezarlarının üzerindeki türbe türü yapılara verilen ad. : BARK

Orta Avrupa’da bir göl. : BALATON

Orta boylu,düşük kulaklı,tüyleri kısa bir tür av köpeği.:KOPOY

Orta çağda okyanusta kullanılmış yelkenli büyük gemi. : NEF

Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı. : LAİ

Orta irilikte bir deniz kuşu.:YELKOVAN

Orta kaldırım.: REFÜJ

Orta oyunu ve Karagöz’de Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD

Orta oyununda ,Karagözde Rum tipi. : BALAMA

Orta oyununda Kavuklu ile konuşarak oyunu açan oyuncu. : PİŞEKAR

Orta oyununda taklitçi.: ZUHURİ

Orta oyununun sergilendiği genellikle oval biçimli alan. : PALANKA

Orta ve Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:ASKENAZİ


Orta,ara. : MEYAN

Ortaçağda Avrupa’da kullanılmış bir tür eğri hançer.:ALENAS

Ortaçağda nakliye gemisi.:BARÇA

Ortaçağda Slav ülkelerinde,bugün Batı ülkelerindeki kontun karşılığı.:ZUPAN

Ortaçağda,şövalyelerin savaşta ve avda kullandığı,çoğu zaman zengin oymalarla işlenmiş fildişi boru.: OLİFANT

Ortaçağın en önemli atış silahı.:ARBALET

Ortadan kaldırma,yok etme. : İZALE

Ortadoğu’da doğmuş Avrupalı. : LEVANTEN

Ortadoğu’da ve Afrika’da görülen yerel frengi.:BEJEL

Ortaklar. : ŞÜREKA

Ortalama.:VASATİ

Ortasında lagün bulunan Mercanada. : ATOL

Ortodoks Hıristiyanların bağlı olduğu kilisenin başkanlarına verilen san. : PATRİK

Ortodoks resmi.: İKON

Oruç tutan,oruçlu.:SAİM

Oryantalizm.:ŞARKİYAT

Osman Gazi’nin kayınpederi.:EDEBALİ

Osmaniye ilinde antik bir kent.:KASTABALA

Osmaniye ilinde,ulusal park kaps***** alınan ünlü Hitit yerleşmesi.:KARATEPE

Osmanlı devletinin yargı sisteminde Şeyhülislamdan sonra gelen en yüksek görevliye verilen ad. : KAZASKER

Osmanlı mimarlığında çatı arasında veya dükkanların üstünde yer alan alçak tavanlı asma kat. : ŞİRVANİ

Osmanlı borçları yönetimi. : DÜYUNU UMUMİYE

Osmanlı da devlet malı otlaklardan alınan vergi. : OTLAKİYE

Osmanlı devlet ileri gelenlerinin kullandığı bir bıçak türü.:AKVA

Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke.:MECİDİYE

Osmanlı devletinde celeplik yapanlara verilen ad. : İZLATKO

Osmanlı devletinde din,yargı ve öğretim işleriyle uğraşan devlet görevlileri sınıfı ve bunların mesleği.:İLMİYE

Osmanlı Devletinde has ahırın en büyük yöneticisi.:MİRAHUR

Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.:LİVA

Osmanlı Devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.: ULEMA

Osmanlı devletinde kamu gelirlerini kiralamaya dayanan vergi toplama sistemi.:İLTİZAM

Osmanlı devletinde padişahların hükümet anlayışları bakımından yönetiminden sorumlu oldukları halk. : EMANETULLAH

Osmanlı Devletinde,Rumeli’de tutulan tevzi defterlerine verilen ad.:PURUZ

Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı. : PEYK

Osmanlı Devletinin Karadeniz’in kuzeyinde kalan sınır eyaleti.: ÖZİ

Osmanlı Devletinin son saray ressamı olan İtalyan ressam. : FAUSTO ZONARO

Osmanlı donanması askeri. : LEVENT

Osmanlı donanmasında tümgenerale eş bir rütbe. : RİYALA

Osmanlı döneminde kazaskerlere verilen san.:SADIR

Osmanlı idaresinde sancak beylerine verilen ad veya unvan.:BEYLERBEYİ

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.:RUMELİ

Osmanlı İmparatorluğunda , saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen gençlere verilen ad. : İÇOĞLANI

Osmanlı İmparatorluğunda başbakan.:SADRAZAM

Osmanlı İmparatorluğunda deniz subay ve erlerine verilen ad.: TERSANELİ

Osmanlı imparatorluğunda okul kitaplarının genel adı. : SUPARA

Osmanlı İmparatorluğunda okul kitaplarının genel adı.: SUPARA

Osmanlı imparatorluğunda Rumeli’de gece bekçilerine verilen ad. : PAZVANT

Osmanlı İmparatorluğunda sipahilerin aldığı en büyük tımar.:ZEAMET

Osmanlı İmparatorluğunun Trablus ve Bingazi’deki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.: LEZ

Osmanlı imparatorluğunun yedi saltanat sancağından biri.:AKALEM

Osmanlı mimarlığında,mukarnaslı başlıkların en üst bölümü. : ASABA

Osmanlı padişahlarının her yıl yeniçeri ağası başta olmak üzere ocak ağalarına dağıttıkları yazlık giysi veya kumaş. : BAHARİYE

Osmanlı sarayında bir lalanın altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.:LALADAŞ

Osmanlı Sarayında bostancı,baltacı ve kapıcıların giydikleri kırmızı çuhadan veya keçeden yapılmış,yukarısı geniş ve kıvrık,boyu uzunca başlık.: BARATA

Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi.:HASEKİ

Osmanlı toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik.:HAS

Osmanlı’da gece bekçisi. : ASES

Osmanlıca nasipsiz,kısmetsiz anlamında. : BİVAYE

Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi. :IKTA

Osmanlılar zamanında vergi ve haraç vermeyen Müslüman ahaliye verilen ad.:BERAYA

Osmanlılarca Avusturya’ya ve halkına verilen ad.: NEMSE

Osmanlılarda Rumeli’deki büyük toprak sahipleri.: GOSPODAR

Osmanlılarda başkomutan.: SERDAR

Osmanlılarda eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker: SARICA

Osmanlılarda gümrük vergisi.:BAÇ

Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.: RİKABDAR

Osmanlılarda önceleri olağanüstü durumlarda,sonraları ise sürekli olarak toplanan vergiye verilen ad. : AVARIZ

Osmanlılarda sancak beylerine verilen unvan:. BAN

Osmanlılarda saraylarda hizmet eden hadımların genel adı,hadım ağası.:TAVAŞİ

Osmanlılarda sınır nişanı. : URA

Osmanlılarda topraksız köylüden alınan kazanç vergisi. : BADIHAVA

Osmanlılarda vergi denetimi ve tahsili ile Maliyeye ilişkin soruşturmaları yapan memura verilen ad. :BAKIKULU

Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü.KahkahaİVANİ

Osmanlılarda yeni evlenen erkeklerden alınan vergi. :ARUSİYE

Osmanlıların Avrupalılara,özellikle de Fransızlara verdikleri ad. : FRENK

Osmanlıların Avusturya’ya verdikleri ad.:NEMÇE

Osmanlıların Cenova Cumhuriyetine verdikleri ad.:CENEVİZ

Osmanlı-Rus savaşında Aziziye tabyalarındaki yararlılıklarıyla ün kazanmış Türk kadın kahraman.(1877-1978).:NENE HATUN

Osmiyumun simgesi. : OS

Otlak. : ÖRÜ

Otlar,otlak.:ERA

Otları inceleyen bilim dalı. : HERBOLOJ İ

Otlatmak.:OTARMAK

Otomobilin ön düzeninde yer alan parça.: ROTİL

Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi.: TRİPTİK

Otsu bir bitki. : RAVENT

Oturum.:CELSE

Oturuş.Namazda,rekat sonlarında belli bir süre oturma. : KADE

Ova. : YAZI

Oval. : BEYZİ

Ovarak sürülen ilaç. : LİNİMENT

Oymacı,hak işleri yapan sanatçı.: HAKKAK

Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi. : ANKİLOZ

Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi.:ANKİLOZ

Oynayan (kuşbaz,kumarbaz,cambaz).: BAZ

Oyun.:BAZİÇE

Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket,gülüt.:GAG

Oyunda berabere kalma. : PATA

Oyunda kazanılan her parti.:KAMA

Ozanların çaldığı telli bir Türk sazı. : KOPUZ
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 13 Ocak 2010, 16:17:22 »

Ö

Öbek. : İLE

Öbür dünya ile ilgili,ahret ile ilgili.:UHREVİ

Öbür dünya.:DARI BEKA

Öbür dünyada verilecek olan ceza.:UKUBET

Ödünç mal. : ARE

Ödünç verilmiş bir paranın,bir yıldan daha kısa bir dönem için hesaplanan faizlerinin ana paraya eklenmesi.:ANATOSİZM

Ödünç verme. : İARE

Ödünç,iğreti.,emanet. : ARİYET

Öfke,kızgınlık.:CELAL

Öfke,sinir.: HARAZA

Ögeler. : ANASIR

Öğrenim görmeyen,kendi kendini yetiştiren,çocuklara yönelik öyküler ve romanlarıyla tanınan,1996 yılında hayatını kaybeden yazarımız. : KEMALETTİN TUĞCU

Öğretici. : DİDAKTİK

Öğretim kuruluşlarında,öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim.:ÖZYÖNETİM

Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu. :TAHİN

Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç.: ŞIPIDIK

Öksürük otu da denilen ve sarı çiçekler açan otsu bir bitki.:KAVALAK

ökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.: SAÇULA

Öküz yemliği: AKERE

Öküzgözü de denilen papatyaya benzer çiçek. : ARNİKA

Ölçek. : MİKYAS : EŞEL

Ölçü,kıstas. : KRİTER

Ölçülerin başına konulduğunda onda bir anlamını veren bir önek.:DESİ

Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam. : AZİR

Öldürme,telef etme,yok etme.: İTLAF

Öldürücü hastalık salgını. : ÖLET

Öldürülmüş.:MAKTUL

Ölen yeniçerilerin çocuklarına verilen ad. : NANHAR

Ölene yakılan ağıt.: SAĞU

Ölmüş kimselerle cinsel ilişki kurma biçiminde kendini gösteren cinsel sapıklık. :NEKROFİLİ

Ölü doğan kuzunun derisi.:BAĞAN

Ölü yıkama. : GASİL

Ölüler.:MEVTA

Ölülerin yakıldığı yer. : KREMATORYUM

Ölüm. : MEMAT: MEVT

Ölümsüz ,ölmez. : LAYEMUT

Ölümsüzlük suyu.:BENGİSU

Ölümün ve ölme olayının psikososyal boyutlarıyla incelenmesi.: TANATOLOJİ

Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. : ISKAT

Ön taraf,cephe,karşı,yamaç. : ALNAÇ

Ön. Dil çıkaranİŞİGAH

Önalım. : ŞUFA

Öncecilik. : İNİSİYATİF

Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.: STRATEJİ

Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgahı bağlama aleti.:MALAFA

Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi : ABONE

Önceden yazılmış ve gerekli süre içinde cevaplandırılmamış bir yazıyı yineleme.:TEKİT

Öncesiz. : EZELİ


Öncü.:AVANGARD

Öndelik. : PEY

Önel,vade . : MEHİL

Önerme.:KAZİYE

Önünde çelik kanadı bulunan paletli traktör.:DOZER

Ördeğe benzer bir su kuşu.,av kuşu. : MEKE

Ördeğe benzer,tüyleri kiremit renginde bir yaban kuşu.:ANGUT

Ördekgillerden bir yaban kuşu.:ANGUT

Örnek alınacak söz. : MESEL

Örnek veya temel olarak alınan tek biçim.:STANDART

Örnek,göstermelik,model.: MOSTRA

Örnek. : NÜMUNE

Örten,bağışlayan. : SETTAR

Örtme,kapatma. : SETR

Örtünme.:TESETTÜR

Öte. : MAVERA

Öteki dünya,ahiret.: UKBA

Ötürü,dolayı. : NAŞİ

Övendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi. : NODUL

Över gibi görünüp yerme,yeriyormuş gibi görünüp övme sanatı.:İSTİDRAK

Över gibi yerme,yeriyormuş gibi övme sanatı. : İSTİDRAK

Övme. : SENA : SİTAYİŞ

Özbek güreşi,yada ayakta judo’da denilen spor dalı. : KURAŞ

Özdemir Asaf’ın soyadı. : ARUN

Özdeş.: İDENTİK

Özdeyiş. : KELAMIKİBAR

Özel bir biçimleri olmayan maddeler için kullanılan sözcük.:AMORF

Özel bir cam kap içinde likör,şarap,meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içkiye verilen ad. : BOL

Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek.:KEFİR

Özel bir şiir diliyle yazılmış yazılan epik İzlanda şiiri türü.:RİMUR

Özel görev. : MİSYON

Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını. : GEYŞA

Özellikle Ayvalık yöresine özgü acıçaça’da denilen bir balık.: PAPALİNA

Özellikle diş hekimliğinde dezenfektan olarak kullanılan benzalyum klorür’e verilen ad.:ZEFİRAN

Özellikle İran’da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü.:TÖMBEKİ

Özellikle kafatası sinirlerinin denetlediği kas gruplarında çabuk yorulma ve zayıflık,halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan kronik hastalık.:MİYOSTENİ

Özellikle resim yapımında kullanılan sentetik bir boya./Suda ezilmiş pigmentlerin lateks içinde dağılımı sonucunda elde edilen emülsiyon boya. : AKRİLİK

Özellikle sığırların kanını emen bir cins sinek. : İVEZ : (İVİZ)

Özellikle Trakya yöresinde yetiştirilen sulu ve hoş kokulu bir kavun cinsi. : HASANBEY

Özgün çizim,harita,plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi.Kalıptan çekilen resim kopyası. : OZALİT

Öznel.:SÜBJEKTİF

Özsu. : USARE

Özümleme. : ANABOLİZMA

Özür dileme. : İTİZAR

Özür,kusur,bozukluk.: DEFO
  P

Padişah ve devlet ileri gelenlerinin seferden dönmeleri dolayısıyla yazılan şiire verilen ad. : KUDUMİYE

Padişah III. Selim’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : İLHAMİ

Padişah sarayında harem dairesi ile dış daireleri arasındaki bölüm.: MABEYİN

Padişah,sadrazam,vezirler ve yüksek dereceli devlet erkanının giydiği kavuk. : YUSUFİ

Padişaha yakın olan görevliler,mabeyinciler. : KURENA

Padişahın giyeceklerine bakan memur.:ÇUHADAR

Padişahların adına yaptırılan ve birden çok minaresi bulunan büyük camilere verilen ad,Sultanlar.SELATİN

Pafta.:YİVAÇAR

Pakistan’da müzik eşliğinde ve koro halinde söylenen şiirlerden oluşan tasavvuf musikisi türü. :KAVVALİ

Palamut balığının bir türü. : ALTIPARMAK

Palamut balığının iki kilodan büyük olanına verilen ad. : ZİNDANDELEN

Palamut balığının iri bir türü.Dil çıkaranİÇUTA

Palamut balığının irisi. : TORİK

Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.:LAKERDA

Palmiye türü.:LATANYA

Paltoya benzer bir tür üstlük. : SAKO

Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet.:ÇIRÇIR

Pamuk çeşidi:. AKALA

Pamuk ipliği.Dikiş ipliği. : TİRE

Pamuk ipliğinden dokunmuş havlu. : PEŞKİR

Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim. : SAVAN

Pamuk ipliğini saran el çıkrığı.: ALAMİT

Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.: KASAR : KASTAR

Pamuk kale’nin mitolojik dönemlerdeki adı. : HİERAPOLİS

Pamuk kozası. : ŞİF

Pamuk yada ipekle karışık,pamuktan kalın,ensiz kumaş çeşidi. : KUTNU

Pamuk,keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş.:POPLİN

Pamuk,yün gibi şeylerden iplik eğirmek için kullanılan,ağaçtan yapılmış araç.: İĞ

Pamukkale örneğinde olduğu gibi,kimi kaynak sularının yığdığı kalker tortu.:TRAVERTEN

Pamuklu kumaş.:BASMA

Pamuktan düz dokuma. : AMERİKAN

Panama’nın para birimi.:BALBAO

Panik. : ÜRKÜ

Panzehir. : ANTİDOT: TİRYAK

Papağan,kartal gibi kuşların kemerli gagası.:TUMŞUK

Papağan. : TUTİ

Papağana benzer bir kuş. : KAKADU

Papağanla akraba küçük bir kuş. Endonezya ve Yeni Gine’de yaşayan bazı papağanların ortak adı. : LORİ

Papalığın simgesi olan üç katlı taç.:TİARA

Papua Yeni Gine’nin para birimi. : KİNA

Para cüzdanı.:PORTFÖY

Parafinli veya plastikli kumaştan su geçirmez giysi. : SİRE

Paragraf başındaki büyük harf.: İNİSİYAL

Paraguay çayı. : MATE

Paraguay’ın başkenti. : ASUNCİON

Paraguay’ın para birimi. : GUARANİ

Paralel. : MUVAZİ

Paralı oyunlarda kar ve zarar olmadığını belirtmekte kullanılan sözcük.:TAPİ

Parça,lokma,dilim : TİKE

Parça. : LİME

Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleriyle olan ilgilerini araştıran yerbilim dalı. : TEKTONİK

Parçalardan oluşmuş bütün.:İNTEGRAL

Parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatan müzik terimi. : AMABİLE

Parıldayan. : DİRAHŞAN: LAMİ

Parıltı. : LEMA

Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak.: FOYA

Parkinson hastalığının başlıca belirtisi olan hareket yeteneğinin kaybolması. :AKİNEZİ

Parlak deri. : RUGAN

Parlak pamuk ipliği. : PAMUKAKİ

Parlak perkal olarak da adlandırılan,çok ince pamuklu bez.: SİNTZ

Parlak renkli tüyleri olan çok küçük bir kuş.:MANDARİN

Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru.:NECEF TAŞI

Parlak yıldız.:AYYUK

Parlak yüzlü ipekli kumaş. : ATLAS

Parlak,aydınlık. : RUŞEN

Parlak,kaymak kağıt. : KUŞE

Parlak,mavi renkli gündüz kelebeği. : ADONİS

Parlak.: RUŞEN

Parlak.:CELİ

Parlaklığı geçici olarak artarak patlayan yıldız. : NOVA

Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi.: DAKTİLOSKOPİ

Parmaklara takılarak çalınan bir tür zil.: KASTANYET

Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı alet.:ÇALPARA

Parmaklarda oluşan iltihap.,tırnakta ağrılı şiş. : DOLAMA

Parmaklık,korkuluk.: CAĞ

Parola,işaret,alamet. : İM

Pas açıcı.:ZİDA

Pas.:KÜF

Pasaklı,kılıksız.:LOKA

Paskalya Adasındaki devasa heykellere verilen ad. : MOAİ

Pasta hamuru. : ŞU

Pasta,çörek. : GATO

Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.: RULET

Pastırmalı börek.:PAÇANGA

Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta.: FEKÜL

Patika. : YOLAK

Patlak çukur.: MAAR

Patlıcangillerden kötü kokulu bir bitki.:ADAMOTU

Patlıcangillerden,çeşitli renkte çiçekler açan,kokulu bir süs bitkisi.:PETUNYA


Patlıcangillerden,geniş yapraklı,kötü kokulu bir bitki,kankurutan.:ADAMOTU

Patlıcangillerden,kasların kasılmasını giderdiği için hekimlikte kullanılan bir bitki.:TATULA

Patolojide mantar.: MİKOZ

Pay,hisse,nasip.:BEHRE

Payı olmayan,pay almamış.: BİBEHRE

Paylama,azar. : İTAP

Pedro Almodovar’ın bir filmi.: ANNEM HAKKINDA HERŞEY:KONUŞ ONUNLA

Pehlivanları çeşitli övgü ve dualarla seyirciye tanıtan kimse.:CAZGIR

Pek bol,pek çok. : İBADULLAH

Pek bol,pek çok.: İBADULLAH

Pek çok bilgisayar ağını birbirine bağlayan ve kendine özgü bir adresleme sistemi ile iletişim protokolüne dayalı ağ;dünya ölçeğinde ağ.: İNTERNET

Pekmez toprağı da denilen ve üzüm şırasının tortularını çökeltmekte kullanılan kille karışık kireçli toprak. : MARN

Pekmezle kar karıştırılarak yapılan kar helvası. : KARSAMBAÇ

Pekmezle yapılan bir tür tatlı.:KEDİBATMAZ

Pelerin. : HARMANİ

Pelerinli bir çeşit palto.:REGLAN

Pembe dizi de denilen,gerçek yaşamdan kopuk TV dizilerine verilen ad. : SOAP-OPERA

Pembe renkli şarap. : ROZE

Pembe,beyaz çiçek açan,kışın yaprak dökmeyen,zehirli bir ağaççık. : ZAKKUM

Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm.:VASİSTAS

Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.:REÇME

Perçem. : KAKÜL

Perdeli bir üflemeli çalgı.:FAGOT

Perslerde il yöneticisi,vali.: SATRAP

Peru ve Bolivya’da yünü için yetiştirilen evcil alpaka türü. : PAKO

Peru ve Patagonya arasında yaşayan bir geyik türü. : PUDU

Peru’da mısırdan elde edilen bir içki. : ÇİÇA

Peru’da yaşayan uzun tüylü bir memeli hayvan.:ALTES

Pervane balığına verilen bir ad.:AY BALIĞI

Pestil.:BASTIK

Peşinat. Bir kimseye, pazarlığında anlaşılmış bir paranın küçük bir bölümünü önceden vermek. : KAPARO

Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı.:GAYAKOL

Peygamber çiçeği.:BELEMİR

Peygamber. : YALVAÇ

Peygamberimizin hane halkı. : EHLİBEYT

Peygamberler. : ENBİYA

Pırıltılı kristallerden oluşan doğal demir sülfürü. : PİRİT

Pik. : FONT

Piliç. : FERİK

Piramit. : EHRAM

Pirinci kabuğundan ayırmak için kullanılan dibek.KahkahaİNK

Pirinç ayıklamaya yarayan taş silindir. : DİNK

Pirinç.:ERZ

Pirinçli ve yoğurtlu ıspanak yemeği. : BORANİ

Pirzola. : KOTLET

Pis koku.:UFUNET

Piston kolu.:BİYEL

Pişirilmiş olan yemeğin üzerine parmesan,kaşar,dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyerek pişirmek. / Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek.:GRATEN

Pişman. : NADİM

Pişmiş balçık.:ÇİNİ

Pişmiş hamurla yenen,özellikle tavuğun göğüs etiyle hazırlanan bir tür çorba. : ARABAŞI

Pişmiş toprak,cüruf ve beton karışımından yapılan kiriş,putrel ve nervürler arasına konulan delikli tuğla.: ASMOLEN

Piyale,ayaklı içki kadehi. :AYAG: (EYAG)

Plan. : TASAR

Plazma sıvısının deri altı dokusuna ve seroz zarlara yaygın biçimde sızması. : ANAZARK

Plili.:PLİSE

Po nehrinin kolu olan bir ırmak. : PANARA

Poker,konken gibi kimi oyunlarda aynı cins iki kağıda verilen ad.:PER

Pokerde aynı renkten oluşan ama sıra izlemeyen beş karta verilen ad.:FLOŞ

Pokerde kağıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin yere sürdükten sonra önünde fişi yada parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz.:TAPİ

Pokerde ortaya konulması zorunlu para,: POT

Pokerde rest. : SOLT

Pokerde,sırayla birbirini izleyen değişik renkten beş karta verilen ad.:KENT

Polonya para birimi. : ZLOTİ

Polonya,Litvanya,Belarus ve Ukrayna’da siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.:RADA

Polonya’da millet meclisine verilen ad.: SEJM

Porselen yapımında kullanılan bir çeşit beyaz ve gevrek kil.:KAOLİN

Portekiz halk şarkısı.:FADO

Portekiz’de ağaçlı dağlık kütle. : GERES

Posta beygiri. : YAM

Posta havalesi. : MANDAPOST

Postu kaplan postu gibi çizgili bir tür Afrika zebrası./Antilop. : DAV

Pozitif elektrot. : ANOT

Pörsümek.:SALKIMAK

Praseodim’in simgesi. : PR

Pratik. : AMELİ : KILGIN

Prensip,umde,ilke,din ve felsefe temellerinden biri./ Hipostaz. : UKNUM

Prensip. : UMDE

Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit. : RNA

Proton verebilen maddelerin genel adı.:ASİT

Psikolojide sözsel anlatım bozukluğu.:AKATAFAZİ

Puan,nokta. : BENEK

Pullu ve kılçıklı,küçük bir balık. : İZMARİT

Put,totem,çok güzel kadın. : SANEM

Pürüz alır. : RAYBA 
     
 

   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : 13 Ocak 2010, 16:18:41 »



Rabindranath Tagore’un ünlü romanı. : GORA

Raca. : MİHRACE

Radyasyon dozu birimi.:REM

Radyasyon ölçümlerinde kullanılan temel birim.:BEKEREL

Radyasyon.:IŞINIM

Radyo ve televizyon yayınlarında, film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.: EFEKT

Radyumun simgesi. : RA

Raf. : SERGEN

Rafadan. : ALAKOK

Rahat eden. : MÜSTERİH

Rahim,döl yatağı.:UTERUS

Rahip,keşiş. : KARABAŞ

Raket. : VURAÇ

Rakı içilen masa. : ÇİLİNGİR SOFRASI

Rakı konan 15- 20 cl’lik kulpsuz sürahilere verilen ad. : KARAFAKİ : KARAF

Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana yada arkaya savurma,devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.:SALTO

Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek.:SAHUR

Rap başta olmak üzere 1980’lerin siyah ABD müziğini ve Newyork popunu içine alan müzik türlerinin genel adı.: HİPHOP

Rapor. : YAZANAK

Rasathane.:OBSERVATUAR

Ray aralığı 60 cm eninde veya daha az olan,arabaları buhar,hayvan ve insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu.:DEKOVİL

Razı olma,uzlaşma. : MUVAFAKAT

Reasürans şirketlerine işveren şirket. : SEDAN

Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi. : REGAİP

Reçine sakızı.:MIRRA

Reçine.Çam sakızı. : EDEMİK

Reçinesi hekimlikte kullanılan bir ağaççık. : LADEN

Refakat muhribi. : ESKORT

Refik Halit Karay’ın mizah yazılarında kullandığı takma ad. : KİRPİ

Rehin verme. : TERHİN

Rekoru ele geçirme.,skoru yenileme. : EGALE

Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.:UMİAK

Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen doğal kurşun oksit.: MASİKO

Renk körlüğü. : DALTONİZM

Renk yuvarı,renk küre. : KROMOSFER

Renkler.Türlü renklerde olan. : ELVAN

Renkli cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi veya resim.:VİTRAY

Renkser. : KROMATİK

Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem.: FÜZEN

Resim ve heykel(yontu) sanatlarında varlıkların biçimi.:BETİ

Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.:RAKURSİ

Resimli. : MUSAVVER

Resmi bir daireye yazılan mektuplar. : TAHRİRAT

Resmi bir erkek ceketi. : REDİNGOT

Resmi temsilci heyeti.:DELEGASYON

Resmi törenlerde giyilen uzun etekli,eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı,siyah,resmi erkek ceketi.: FRAK

Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri,arkası yırtmaçlı,etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. : JAKETATAY

Ressam Gürkan Coşkun’un bilinen adı. : KOMET

Ressam tarafından kullanılan boya hacmi. : PAT

Rezene bitkisine verilen bir ad.:RAZİYANE

Rezonans. : SESELİM

Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.:SOM

Rivayet eden.:RAVİ

Rize ilinde balıyla ünlü bir yayla. : ANZER

Rize ilinde,aynı adlı balıyla ünlü bir yayla.:ANZER

Rize yöresinde dokunan ince bez.: FERETİKO


Rize-Erzurum karayolunda bir dağ ve geçit. : OVİT

Rodyumun simgesi. : RH

Roket atar.:BAZUKA

Roma iffet tanrıçası. : DİANA

Roma imparatorlarının tacı. : ATENA

Roma imparatoru Sezar’ın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.:VENİ-VİDİ-VİCİ

Roma mitolojisinde aşk tanrısı. : AMOR

Roma mitolojisinde bereket ve toprak ürünleri tanrıçası.:OPS

Roma mitolojisinde Jüpiter ve Mars’ın sıfatı. : ULTOR

Roma sanatında,tapınak yada mezarlarda Tanrı heykelinin,ölü heykelinin yada kutsal eşyanın konulduğu küçük niş. : AEDİCULA

Roma tanrısı. : LAR

Roma’nın eski adı. : RİM

Roma’yı tekrar görebilmek için,içine para atılması adet olan ünlü çeşme.:TREVİ

Romalılarda tanrı olarak düşünülen ölü ruhları.: MANES

Romanya para birimi. : LEY

Romanya’nın plaka işareti. : RO

Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı. : ROMATOLOJİ

Romen rakamında bin. : M

Ruanda’nın başkenti.:KİGALİ

Rubidyum’un simgesi. : RB

Ruh biliminde nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.Uza devim. : TELEKİNEZİ

Ruh ve sinir hastalıklarıyla,kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme,teşhis ve tedavi etmeye uğraşan uzmanlık dalı.:PSİKİYATRİ

Ruh. : TİN

Ruhbilim.: PSİKOLOJİ

Ruhsal bunaltı. : ANGOR

Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi.:YOGA

Rulet oyununda 1-35 arasındaki tek sayılardan her biri.:EMPER

Rum asıllı Türk besteciler.:ALEKO BACANOS-YORGO BACANOS

Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar. : AYAZMA

Rus alfabesi. : KİRİL

Rus dilinde evet. : DA

Rus halk destanı veya rapsodisi. : BİLİNA

Rus imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülkler.: UDEL

Rus komünisti.:BOLŞEVİK

Rus köylü kadınların giydiği uzun elbise.:SARAFAN

Rus köylü topluluğuna verilen ad. : MİR

Rus köylüsü.: MUJİK

Rus, Leh, Sırp, Hırvat, Bulgar ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ad. : SLAV

Rusların ünlü destanı. : İGOR

Rusya federasyonuna bağlı,doğu ucunda bir ada.:SAHALİN

Rusya ikinci meclisi. : DUMA

Rusya’da bir ırmak. : LENA

Rusya’da kıyı ırmağı. : TAZ

Rusya’da yaklaşık 15 bin kişinin konuştuğu Aramca lehçesi. : AYSOR

Rusya’da,bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük. : RAYON

Rusya’nın St. Petersburg kentinde 1764 yılında kurulmuş ünlü saray müzesi.:ERMİTAJ

Rusya’ya özgü,taze krema ile birlikte yada yahninin yanı sıra sunulan veya yağda pişirilmiş,ayıklanmış karabuğday irmiği.:KAŞA

Rutenyumun simgesi. : RU

Rüşvet verenle alan arasında aracılık eden.:RAİŞ

Rüyaları inceleyen bilim dalı. : ONİROLOJİ

Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur.:ÇIVGIN

Rüzgar,şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.:BORAN

Rüzgar,yel,hava,nefes, : BAD

Rüzgarın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki ağaç. : PİNEL

Rüzgarın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.:ANEMOMETRE
S

Sabah ve öğle arası. : KUŞLUK

Saban demirinin toprakta bıraktığı iz. : ÇİZİ

Sabanın kaldırdığı toprak. : KESEK

Sabit fikir,saplantı. : İDEFİKS

Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan,üç veya dört kollu halat.:YOMA

Sabun otu,çevgen.:ÇÖVEN

Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta aygıt : ATARAÇ

Sacda pişirilmiş yuvarlak pide. : BAZLAMA

Saç kepeği,baş konağı.: DONRA

Saç kıvrımı.: LÜLE

Saç lülesi,zülüf.:BÜRÇÜK

Saç örgüsü. : BELİK

Saç tutturacağı. : FİRKETE

Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.:MEÇ

Saçma atan av tüfeği.:KAVAL

Saçma sapan söz.:YAVE

Saçma. : ABSÜRD

Sadist. : ELEZER

Sadrazam kavuğu.:KALLAVİ

Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan. : RİKABİYE

Saf yün,pamuk ve sentetik elyaf karışımı bir tür sert kumaş.:DRA

Saf,tatlı su.:ZÜLAL

Safra.Karaciğerin salgıladığı acı su. : ÖD

Safran,amber ve misk karıştırılarak yapılan güzel bir koku.:ABİR

Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi.:ZERDE

Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç.:ZERDE

Sagu’da denilen ve kimi hurma ağaçlarının özünden çıkarılan nişastalı bir maddeye verilen ad. : HİNT İRMİĞİ

Sağana benzer bir kuş. : SALANGAN

Sağanak sırasında atmosfer elektriğinin boşalmasındaki parlak ışık.:ŞİMŞEK

Sağır ve dilsiz. : AHRAZ

Sağlam ve sert taş. : ÇİNKE

Sağlam,kuvvetli. : EKİDE

Sağlam.:BERK

Sağlamlaştırılmış.: MÜSTAHKEM

Sağlamlaştırma. : TAHKİM

Sağlamlaştırmak.:BERKİTMEK

Sağlık yurdu,hastane.:DARÜŞŞİFA

Sahan altlığı. : NİHALE

Sahip çıkanlar,tutanlar. Hz Muhammed’in meclisinde bulunan kimseler. : SAHABE

Sahip,iye. : IS

Sahnede oynanmak için yazılmış oyun.:DRAM

Sahte,düzmece. : CALİ

Saka kuşu. :KUTAN

Saka Türklerinin ünlü destanı,: ŞU

Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı. : RUAM

Sakal. : LİHYE

Sakarya ovasının diğer adı. : AKOVA

Sakat,kötürüm,hasta.:AHNIT

Sakat,malul.: SÖKEL

Sakırga.:KENE

Sakızla tatlandırılmış rakı. : MASTİKA

Sakin deniz. : BONAÇA

Sakinler,bir yerde oturanlar. : SEKENE

Saklambaç oyunu. : EBEKAÇ

Salamuraya yatırılmış yiyecekler için kullanılan sözcük. : MARİNE

Salep bitkisi. : ASILMIŞ ADAM

Salepgillerden,bataklık yerlerde yetişen bir bitki.: DANAKIRANOTU

Salgın hastalık. : EPİDEMİ

Salisilik asidin tuzu. : SALİSİLAT

Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki. : LOBELYA

Salkımsöğüt. Baklagillerden,sıcak iklimlerde bir çok çeşitleri yetişen ve zamk,boya gibi maddelerinden yararlanılan bir ağaç. : AKASYA

Salya. : RİK

Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit.:ÇİTEN

Saman ve çamur karışımı ilkel tuğla. : KERPİÇ

Saman yığını.: TINAZ

Samanından ayrılmamış arpa,buğday yığınları. : NAMLI

Samanla karışık tahıl. : MALAMA

Samanlık. : MEREK

Samanyolu. : KEHKEŞAN

Samaryumun simgesi. : SM

Samit’de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı, dilsiz.:LAL

Samoa takımadaları devletinin para birimi.:TALA

San Marino’nun plaka.:FARAZİ

Sanal. : FARAZİ

Sanayi ve tarımda kullanılan,tekerlekler üzerine kurulmuş,istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesi.:LOKOMOBİL

Sanayi,endüstri. : URAN

Sancağı,yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.Yelken indirme. : ARİYA

Sancak. : LİVA

Sancı. : BURU

Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikmelere verilen ad.:MATAFORA

Sanma,zannetme.:ZEHAP

Sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık bir bitki.:KURTPENÇESİ

Sap yüklemede ve harman aktarmada kullanılan tahta tarım aracı.:ANADUT

Sapaklık,aykırılık. : ANOMALİ

Sapı veya ortası omuza geçirilebilen tek veya iki gözlü bir tür çanta. : HEYBE

Sapınç. : ABERASYON

Sapındaki liflerden halat,çuval gibi kaba örgüler yapılan bir bitki.:KENEVİR

Sapkınlık.:DALALET

Saplantı,sabit fikir.:İDEFİKS

Sapları ve yeşil çiçek tomurcukları sebze olarak yenen bir bitki.:BROKKOLİ

Saplı tencere.:KAÇARULA

Sara hastalığı. : EPİLEPSİ:TUTARIK: YİLBİK

Sararmayı gidermek için beyaz çamaşırların son suyuna karıştırılan mavi renkte bir toz boya.:ÇİVİT

Sararmış,solgun,sarı. : ZERD

Saray.:DARÜSSAADE

Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. : ENDERUN

Sardalye yavrusu. :PAPALİNA

Sardunya adasının kuzeybatı kıyısında İtalya’ya ait bir ada.:ASİNARA

Sarhoş olmak. : ESRİMEK

Sarhoşlar. : MESTAN

Sarhoşluk.:SEKR

Sarı çiçekli,acı ve kokulu bir ot.:ANDIZOTU

Sarı çiçekli,keskin kokulu bir bitki.(Turşulara lezzet ve koku vermek için kullanılır).:ÇÖRDÜK

Sarı humma virüsü. : AMARİL

Sarı renkli bir üzüm cinsi. : EMİRALİ

Sarı tüylü kedi.:SARMAN

Sarık.:DESTAR

Sarımsağın antibiyotik etkisini gösteren maddelerinden biri.: ALİSİN

Sarımsı yeşil renkli cam parıltılı magnezyum ve demirli silikat. : OLİVİN .: PERİDOT

Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ipek kumaş.:ABANİ

Sarısabır da denilen bir süs bitkisi. : AZVAY

Sarkıt.:STALAKTİK

Sarma tekniğiyle yapılan bir tür işleme. : ANAVATA

Sarmal. : HELİSEL

Sarmaşık,tırmanıcı bitki. : AŞAK

Sarp bölgede kurulmuş Kafkas dağ köyleri. : AUL

Sarp geçit. : AKABE

Sarp kayalık çıkıntı.:KORNİŞ

Sarp sıradağlar.:BALKAN

Sarp,dik.: YALMAN

Satıcının,mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik,satımlık. : PEYİKE

Satır aralığı.:ESPAS

Satışa başlamak.:SİFTAH

Satrançta bir değerlendirme ve klasman sistemi.:ELO

Satürn gezegeninin en büyük uydusu. : TİTAN

Satürn’ün bir uydusu. : REA

Savaş gemilerindeki asma yatak.:BRANDA

Savaş meydanı. : MAREKE

Savaşçı,okçu. : VAKKAS

Savaşlarda giyilen zırh. : ÇOKAL

Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanım hakkı bulunan kadın.:KARAVAŞ

Sayfa çevresine çekilen çizgi.: ZIH

Sayfa düzeni.: MİZANPAJ

Saygı ile ağırlama. : İZAZ

Sayı boncuğu,çörkü. : ABAKÜS

Sayı farkı. : AVERAJ

Sayılar,harfler ve semboller kullanılarak açılan bir çeşit fal.:CİFİR

Sayılmış. : MADU

Sayım. Toplanma. : TADAT

Sayısal. : DİJİTAL

Sayma,sayılma. : AD

Saymaca . : İTİBAR

Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. : DAİRE

Saz veya kamıştan yapılmış kulübe.:HUĞ

Saz,kamış,hasır otu. : KOFA : KİLİZ

Sazan balığı familyasından bir tatlı su balığı.:AKKEFAL

Sazan familyasından vücudu yandan basık,sarı pullu,eti tatsız,kılçıklı bir tatlı su balığına verilen ad. : ÇAPAK

Sazana benzer bir tatlı su balığı.: KARAKEÇİ

Sazı kurmaya yarayan burgu,kulak.: KÖK

Sazın en ince ses veren teli.: ZİR

Sazlık,kamışlık. : KİLİZMAN : BİŞE

Sebze bahçesi.:BOSTAN

Seçenek.:ALTERNATİF

Seçici kurul.: JÜRİ

Seçimin sonuçsuz kalması.:BALOTAJ

Seçkin bir sanat yapıtının taklidi. : PASTİŞ

Seçmecilik yanlısı,seçmeci.:EKLEKTİK

Seçmeli yemek. : ALAKARD

Seçmesiz yemek. : TABLDOT

Sedir. : DİVAN

Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.: ROMANS

Sekiz sesten oluşan ses dizisi.:OKTAV

Sekizer hecelik dört dizeden oluşan Hint edebiyatına özgü şiir türü. : ŞLOKA

Selam anlamında Latince sözcük.:AVE

Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket. : REVERANS

Selçuklu şehzadelerin eğitimiyle uğraşan öğretmen,lala.:ATABEY

Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli vezirlere verilen san.:ATABEK

Selenterelerden,toplu yada tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan. : POLİP

Selin getirdiği kumlu toprak. : MİL

Selülozun bir türevi.:KİTİN

Semazenlerin giysisi. : TENNURE

Semer,oturmalık. : EYER

Semirtme.:BESİ

Senegal’in başkenti.:DAKAR

Senet. : BELGİT

Senfonik şiirde küçük melodi parçası. : LAYTMOTİF

Sentetik bir kumaş. : PERLON

Sentetik polyester lifleri veya ipliği.:TERGAL

Sepicilikte ve hekimlikte kullanılan tadı buruk bir madde. : TANEN

Sepilenerek boyanmış ve cilalanmış deri. Özellikle ciltçilikte kullanılan bitkisel sepileme görmüş keçi derisi.: SAHTİYAN

Sepilenmiş koyun derisi.: MEŞİN

Serap,pusarık.:ILGIM:AL

Serap. :AL

Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler,azatlılar. : UTEKA

Serbest biçimdeki geleneksel Türk güreşi.: KARAKUCAK

Serbest vuruş.:FRİKİK

Serçegillerden küçük bir kuş.:BECET

Sert bir metal. : KORİNDON

Sert buğdaydan elde edilen,taneleri iri,glutence zengin un.:İRMİK

Sert kabuklu,iri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : KEÇİMEMESİ

Sert ve siyah renkli tahta. : ABANOZ

Sert,kaba. : ANİF

Sert,katı. : BERK

Serumda meydana gelen antikor.:AGLÜTİNİN

Servet.:NEVA

Servi ağacı.: ANDIZ

Servigillerden,dipten dallanan bir süs bitkisi.: MAZI

Seryum elementinin simgesi. : CE

Seryum filizlerinde bulunan,gri renkli bir element.:İTRİYUM

Ses yitimi:. AFONİ

Ses,ahenk,nağme.:NEVA

Seslerin aralarında hiç kesinti olmadan birbirini izlemeleri gerektiğini belirten müzik terimi. : LEGATO

Sessiz sinemanın üç büyük komedyeninden biri olan gülmeyen adam Buster Keaton’un Avrupa’da yaygın olarak bilinen adı.:MALEK

Sessiz,huzurlu.:ASUDE

Sevap.:ECİR

Sevgi,dostluk.:VEDAT

Sevgili,yar. : EMRE

Sevgilinin dudağı. : LAL

Sevgilinin saçı.: ZÜLÜF

Sevinçli. : ŞAD

Seyelan. : AKI

Seyhan ırmağının en uzun ve en önemli kolu. : ZAMANTI

Seyir işaretlerini taşımaya, bir geçidi bir tehlikeyi belirtmeye yarayan yüzer cisim. : ŞAMANDIRA

Seyrek dokunmuş delikli bir kumaş. : ETAMİN

Seyrek dokunmuş,astarlık ince bez.: SALAŞPUR

Seyrek taneli,kırmızı benekli bir üzüm cinsi. : YAPINCAK

Seyrek ve eğreti dikiş.: TEYEL : İLİNTİ

Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm. : DİMYAT

Seyrekçe örülmüş büyük torba.:ÇUVAL

Seyyar ızgara. : BARBEKÜ

Seyyar soba. : SALAMANDRA

Sezar’ın selamlama şekli. : AVE

Sıcağa ve soğuğa karşı dayanıklılığı kükürtle arttırılmış kauçuk. : EBONİT

Sıcak bölgelerde yetişen kerestesinden kaplamada yararlanılan çok sert bir ağaç.: TİK

Sıcak bölgelerde yetişen ve keçiboynuzu’na benzer meyveleri reçel ve şerbet yapımında kullanılan bir ağaç.:DEMİRHİNDİ

Sıcak bölgelerde yetişen yaşlı bir ağaç.:BAN

Sıcak iklimlerde yetişen bir bitki.İlaç olarak kullanılan bir baharat. : KAKULE

Sıcak parçanın ansızın suyun içine daldırılmasıyla elde edilen çatlak cam türü.:KRAKELE

Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç.:ANZAROT

Sıcak ülkelerde yetişen,dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren,odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç.:ÖD AĞACI

Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık. : İSPAROZ

Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir balık türü.:SARIKUYRUK

Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf. : KÜNEFE

Sıcak,kızgın,yakıcı.:HAR

Sıcak,nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak.:LATERİT

Sığ deniz. : NERİTİK

Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan altı düz tekne. : ŞAT

Sığ sulardaki çalılıkların dibinde yaşayan küçük balık.:ANABAS

Sığınak.:MELAZ

Sığır sürüsü. : NAHIR

Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer.:GEZEKLİK

Sığır tüccarı,kasaplık hayvan tüccarı.Koyun,keçi,sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.. : CELEP

Sığır vebası. : ÇOR

Sığır,öküz anlamında sözcük. : BAKAR

Sığırcık. : LALESAR

Sığırın öd kesesinden çıkan taş : HARAZA

Sığırın öd kesesinden çıkan taş. : HARAZA

Sığırtmaç,sığır çobanı. : BAKKAR

Sığla yağı’da denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam.:TIGALA

Sıhhi.:HİJYENİK

Sık dokunmuş yünlü bir kumaş türü.:ÇUHA

Sık gözlü ağ.: TOR

Sık sık hastalanan,sağlıksız kimse.: NANEMOLLA


Sıkı dokunmuş bir tür, ağır pamuklu kumaş. : DİMİ

Sıkı kapanan bir fermuar türü.:ZİP

Sıkılmış üzümün cibresinden yapılan sert bir Fransız içkisi. : MARK

Sıkıntı,dert. : GAİLE: BUN : KASVET

Sıkıntı,üzüntü.:KOYUNTU

Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılan mukavva yada tahta. : FİBER

Sıkıştırma aleti,pres.:CENDERE

Sıkma,sıkarak bağlama.: ŞET

Sınır boyu. : SERHAT

Sınır geçme izni. : PASAVAN

Sınır nişanı.:URA

Sınır,uç. : HAD

Sınırdan geçiş belgesi. : LESEPASE

Sır saklamayan.:BEYHAN

Sır,gizli tutulan şey.:RAZ

Sır.:GİZEM

Sıralaç. : KLASÖR

Sıraları geriye veya kenarlara doğru yükselen tiyatro salonu.:AMFİTEATR

Sıralayan. : RATİB

Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi. : ABERECİ

Sırlar. : SERAİR

Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. : BROKAR

Sırmayla işlenmiş,sırmalı.:ZERKAR

Sırsız seramik.Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde tuğla ve kiremitten çok daha düzgün,ince dokulu pişmiş toprak. : TERRAKOTTA

Sırt yüzgeci uzun ve geniş küçük bir balık.:HOROZBİNA

Sırtta taşınan yük.:ŞELEK

Sıska. : ARIK

Sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç.:ATEBRİN

Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç.:BRÜLÖR

Sıvılaştırılmış petrol gazı.:LPG

Sibirya Ren geyiği./Amerika Ren geyiği. : KARİBU

Sicilya kökenli Newyork mafyasına verilen ad. : COSANOSTRA

Sigara artığı. : İZMARİT

Sigortada yapılan değişiklikleri gösteren ve poliçeye eklenen belge.:ZEYİLNAME

Sih dininin kurucusu. : NANAK

Sihlerin Hindistan’da kurmak istedikleri bağımsız devletin adı. :HALİSTAN

Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad,/ Hindu üstadına verilen ad. : GURU

Siirt ve Diyarbakır yörelerinde düzenlenen “cigor” şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad. : ZİMBİLOK

Siirt yöresine özgü,kurut da denilen kurutulmuş yoğurt. : KEŞK

Silah olarak kullanılan ağır topuz.:GÜRZ

Silah,zırh gibi savaş aracı.:PUSAT

Silahlı. : MÜSELLAH

Silindir.:ÜSTÜVANE

Silindirik alet mili.Demir çubuk. : BARA

Silis grubundan değerli bir mineral. : OPAL

Simetri : BAKIŞIM

Simge,sembol. : TİMSAL

Simge. : REMİZ : REMZ

Simyacıların kurşuna verdikleri ad.: AABAMA

Sina yarımadasının ortasında yer alan çöl.:TİH

Sincap. : ÇEKELEZ

Sinek. : CİBİN

Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği’nin kısa yazılışı.:SESAM

Sinema filmlerinin kültür,eğitim amacıyla korunduğu,saklandığı yer. : SİNEMATEK

Sinema ve tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri.: TRÜK

Sinemacılıkta kamerayla geniş bir mekanın taranmasına verilen ad. : PAN

Sinir ağrısı. : NEVRALJİ

Sinir hücresinin gövde kısmından çıkan tek uzun uzantı.:AKSON

Sinir sistemini , duyu organlarını oluşturan ve embriyonun dış yüzünü örten tabakaya verilen ad. : EKTODERM

Sinir tellerini kesme ameliyatı. : LOBOTOMİ

Sinirbilim. : NÖROLOJİ

Sinop’un bir ilçesi. : AYANCIK

Siper. : KAZAMAT

Sir Alexander Fleming tarafından 1928’de bulunan,metabolizma ürünlerinden elde edilen antibiyotik.:PENİSİLİN

Sivas yöresinde yaygın halay türü bir halk oyunu.: AŞİRET

Sivilce. :AKNE

Sivrisineğe benzer bir böcek.:ÜVEZ

Sivrisineğe benzer çok küçük bir sinek türü.:KUMUK

Siyah kan damarı,toplardamar.:VERİT

Siyaha boyanmış Sibirya tilkisi kürküne verilen ad. : SİTKA

Siyaha yakın koyu yeşil. : NEFTİ

Siyasal erkin birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim.:OLİGARŞİ

Slav alfabesi.:KİRİL

Slayt. KahkahaİA: DİAPOZİTİF

Slovakya’nın plaka işareti.:SK

Soğan ve benzeri katmerli şeylerin iç kısmı.:CÜCÜK

Soğanlı bir süs bitkisi.:AMARİLİS

Soğanlı et yemeği. : YAHNİ

Soğuk denizlerde yaşayan bir fok türü.: OTARİ

Soğuktan donmak.:BUYMAK

Soğurma,emme. : MAS

Soğutma özelliği olan,soğutucu.:FRİGORİFİK

Soğutulmuş olarak sunulmak üzere içinde buzla kokteyl malzemelerin çalkalandığı çift çeperli kapalı maşrapa.:SHAKER

Sohbet toplantıları düzenleyen ve yöneten kişiye bazı yörelerde verilen ad.:YAREN

Sokakta bulunan sahipsiz eşya. : LUKATA

Sokakta bulunan sahipsiz eşya.:LUKATA

Sokulgan.:CİVELEK

Sola ait,sola ilişkin.:YESARİ

Soluk borusu. : TRAKEA

Soluk kahverengi,karnı beyaz tüylü,kısa kulaklı,postundan kürk yapılan memeli bir hayvana verilen ad. : KARSAK

Soluk tıkanımı: ASFİKSİ.

Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça.:RONDELA

Somurtkan.:ABUS

Son,işin sonu. : ENCAM

Sonbahar.:BAĞBOZUMU

Sonda. : KATETER

Sonradan çıkan adet.:BİDAT

Sonradan görme.:BULDUMCUK

Sonradan ortaya çıkan.:ARIZ

Sonradan,sonraları anlamında bir belirteç.:BİLAHARE

Sonsuz,ebedi.:CAVİDAN

Sonsuz,ucu bucağı olmayan.: NAMÜTENAHİ

Sonsuz. : HALİT

Sonsuzluk. : EBET

Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık. : SEHİV

Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık.:SEHİV

Sonucu önceden düşünüp önlem alan. : DURENDİŞ

Sorguç.: TUĞ

Soruşturma.: TAHKİK

Sosyal. : İÇTİMAİ

Sovyet edebiyat eleştirmeni Mihail Mihailoviç Bahtin’in takma adı. : VOLOŞİNOV

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin ilk yıllarında uygulanan Yeni Ekonomi Politikasını simgeleyen harfler.:NEP

Sovyetler Birliği döneminde para yerine kullanılmak üzere 1921 ve 1922’de kabul edilen emek hesap birimi. : TRUD

Sovyetlerde Gulag kamplarındaki tutuklulara verilen ad. : ZEK

Soy ağacı.: ŞECERE

Soykırım,katliam. : JENOSİT

Soylu Arap atı. : KÜHEYLAN

Soylular,aristokrasi.:ZADEGAN

Soylular. : KİRAM

Soyluluk,ululuk. : KEREM

Soyluluk.HASEP

Soymuk doku,soymuk borusu. : FLOEM

Soyoluş.:FİLOGENEZ

Soysuz,dejenere. : YOZ

Soytarı. : KAŞMER

Soyu karışmış Avrupalı.:LEVANTEN

Soyu tükenmiş bir kuş. : DODO

Soyunda şair yokken,hiçbir eğitim görmeden kendi kendine şair olan kimse.:NABİGA

Soyut bir şeyin,bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.: AMBLEM

Soyut,mücerret. : ABSTRE

Sömürge. : KOLONİ: MÜSTEMLEKE

Söndürme.,borcu ödeme. : İTFA

Sönmemiş kireç.: KİLS

Söylenti. : TEVATÜR

Söyleyiş özelliği. : ŞİVE

Söz dizimi. : NAHV : NAHİV

Söz geçirirlik,saygınlık.:FORS

Söz karışıklığı.:PARAFAZİ

Söz yitimi. : AFAZİ

Söz,konuşma. : HANEK

Söz,sözleşme. : KAVİL

Söz. : KELAM

Sözcü. : RAPORTÖR

Sözçatar. : STAND-UP

Sözle,bakışla,telkin yoluyla sağlanan bir tür uyku.:İPNOTİZMA

Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri.:OPERA

Sözlük yazarlığı,sözlük bilgisi.:LEKSİKOGRAFİ

Sözlükbilimci.:LEKSİKOLOG

Sözsel anlatım bozukluğu. :AKATAFAZİ

Sözü boş yere uzatma : ITNAP

Sözü boş yere uzatma : İTNAP

Sözü geçen,etkili olan.:NAFİZ

Steteskop kaşifi Fransız hekim.:RENE THEOPHİLE LAENNEC

Stoacılık. : REVAKIYE

Stronsiyum’un simgesi. : SR

Su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş. / İskele kuşuna verilen ad. : YALIÇAPKINI

Su bahçesi. : AKUALAND

Su baldıranı da denilen bir bitki.:SU REZENESİ

Su buharı gücüyle çalışan gemi.: VAPUR

Su buharı.:BUĞU

Su deposu. : SARNIÇ

Su dolabı. : NAURE

Su düzeyindeki sıra kayalar. : RESİF

Su geçirmez,kukuletalı kısa ceket. : ANORAK

Su kabağından yada ağaçtan oyulmuş maşrapa. : SUSAK

Su kabarcığı. : HABBE

Su kıyılarında setler kuran,kürkü değerli bir hayvan. : KUNDUZ

Su kıyılarında veya taşların altında yaşayan kınkanatlı böcek.:AGONUM

Su kıyılarında yaşayan çok iri bir kuş.:PELİKAN

Su kıyılarında yetişen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bir bitki.:EĞİR

Su kızağı. : JETSKİ

Su samuru ve kürkü. : LUTR

Su tavuğu. : KALİNİS

Su ve sulu şeyler koymaya yarayan kulplu,emzikli kap.: İBRİK

Su yolu : AKAÇ

Su yosunu. :ALG

Su yüzündeki sıra kayalar.:RESİF

Subaylar.: ZABİTAN

Suç.:CÜRÜM

Suçlama.:TÖHMET

Suçüstü.:CÜRMÜMEŞHUT

Suda büyük derinliklere dalabilen insanlı bağımsız araç.:BATİSKAF

Suda giyilen başlık. : BONE

Suda yaşayan,sevilen,beyaz eti için avlanan,iri bir böcek. : ISTAKOZ

Suda yüzdürülerek çekilen veya herhangi bir yere asılan cismin sağa sola çarpmasını önleyen donanım. : ACEVELE

Sulak yerlerde yetişen,yaprakları salata olarak kullanılan bir bitki.:KUZUKULAĞI

Sulamaya ve yangın söndürmeye yarayan araç. : AROZÖZ

Sularını bir denize veya göle gönderen bölge. : MAİLE

Sulavesi Adalarında yaşayan bir manda. : ANOA

Sulavesi adalarında yaşayan cüce bir manda.: ANOA

Sulfata,sıtma ilacı. : KİNİN

Sulu darı hamurunun ekşitilmesiyle yapılan bir içecek.:BOZA

Sulu,cıvık hamur.:BULAMAÇ

Suluboya resmi. : AKVAREL

Sunak. : ALTAR

Surinam plakası.: SME

Suriye kıyısında oturmuş Sami kökenli antik halk.:FENİKELİLER

Suriye,Filistin,Mezopotamya ve Irak Arap edebiyatında kullanılan bir rubai. : ATABE

Suriye’de oturan Samilerin büyük tanrıçasının yaygın adı.:İŞTAR

Suriye’nin plakası. : SYR

Susama benzeyen, tohumları acı olan,halk hekimliğinde tedavi ettiğine inanılan bir bitki.:ÜZERLİK

Susamın ezilmesiyle elde edilen yağlı besin.:TAHİN

Suşi gibi çiğ balıkla yapılan bir Japon yemeği.: SAŞİMİ

Suyu alınmış meyve artığı. : KÜSPE

Suyu emme,ıslanma anlamında eski sözcük.:NAK

Suyun buz tutması ile kaynaması arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcak ölçer. : REOMÜR

Suyun arklara paylaştırıldığı yer. : ANAVUL

Sülük yapıştırma. : İLAK

Sülük. : ALAK

Sülüngillerden soyu azalmış bir kuş türü.:TURAÇ

Sümerlerde gök tanrısı.:ANU

Sümerlerde sağlık tanrıçası. : BO

Sümerlerde toprak tanrısı. : ENKİ

Sümüksü doku.:MUKOZA

Sünger taşı.:PONZA

Sünnet etme. : HİTAN

Sünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde babaya yakın bir hak taşıyan kimse. : KİRVE

Süpürge otu,funda. : ERİKA

Süpürge otu.: PÜREN

Süpürge sapı. : TARA

Süpürge.:CARU

Sürat korkusu. : TAKOFOBİ

Süratli,en çabuk. : ESRA

Süre ölçer.:KRONOMETRE

Süreç. : VETİRE

Süreç.:VETİRE

Sürekli olarak aç kalma.KahkahaÖNGEL ORUCU

Sürekli su akan boru. : MASLAK

Sürekli,iyice yerleşmiş. : PAYİDAR

Sürekli,sonsuz.:DAİM

Sürgen doku.:MERİSTEM

Sürgün. : LİNET

Sürme.: RASTIK

Sürükleyerek götürme.:CER

Sürüldükten sonra nadasa bırakılan tarla. : HERK

Sürülmemiş sert toprak. : BAİRE

Sürülmemiş tarla.Bakımsız bağ,bahçe. : KELEME

Sürülmemiş,ot bürümüş toprak.: MALAZ

Sürüngen hayvanların genel adı. : KELER

Sürünün sıcakta dinlendiği gölgelik. : EĞLEK

Süryani takvimine göre sekizinci ay.:İYAR

Süs için yapılmış kumaş kıvrımı.:PLİ

Süs iğnesi. : BROŞ

Süs lalesi.:BÜRÇÜK

Süs olarak kullanılan ziynet,altın taklidi sarı tenekeden pul. : PENES

Süs. : BEZEK:PİRAYE

Süsleme,tezyin. : DONATA

Süslemecilikte kullanılan çok parlak,yeşil ve pembe dalgalı sedef.:ARUSEK

Süsleri olan kumaş. : FİSTO

Süslü taş mezar. : LAHİT

Süslü,güzel.:ZİBA

Süslü. : ZİBA

Süt kardeş. : RADİ

Süt kardeşi anlamında yerel bir sözcük.: EMİŞİK

Süt mamulleri imalathanesi. : MANDIRA

Süt şekeri. : LAKTOZ

Sütte bulunan protein. : KAZEİN

Sütten kesilmiş sığır yavrusu.:BUZAĞI

Süzgeç,kevgir. : AYIRT : İLİSTİR : ELESTİR

Süzülmüş et veya tavuk suyu. : KONSOME

Süzülmüş et veya tavuk suyu.:KONSOME 
     

 02-09-2007, 12:27 AM    #23 
KopiLL
Super Admin

 
 
 

Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Sinop
Mesajlar: 1.708
Blog Mesajları: 22
Rep Gücü: 155
 Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

--------------------------------------------------------------------------------

Ş

Şah İsmail’in şiirlerinde kullandığı mahlas.:HATAYİ

Şair bahşişi.:CAİZE

Şakaklardan sarkan saç lülesi. : ZÜLÜF

Şalgama benzeyen bir bitki.:ALABAŞ

Şalvarın üstüne giyilen ve önde uzun iki parçası olan bir giysi.:ÜÇETEK

Şaman. :KAM

Şamdan. : ÇIRAKMAN

Şampiyon : BÖKE

Şampiyon.Kahraman.Güçlü kimse. : BÖKE

Şanlıurfa yöresine özgü,dürüm gibi sarılmış yufka arasına ceviz doldurularak yapılan bir tür hamur tatlısı : ŞILLIK

Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde antik bir yerleşim merkezi.: NEVALİÇORİ

Şapka. : KAPELA

Şapka.: KAPELA

Şapkasının altında ışınsı levhacıklar,sapının üst kısmında bir yaka ve dip kısmında bir etek bulunan mantar.:AMANİTA

Şarap mahzeni.:KAV

Şarap rengi. : ŞARABİ

Şarap tadıcısı.:DEGÜSTATÖR

Şarap üretiminde kullanılan yerli bir üzüm cinsi. : KARASAKIZ

Şarap.: ÇAKIR : BADE

Şarapları inceleyen bilim dalı. : ENOLOJİ

Şarbon. : KARAYANIK

Şarkı demeti.: POTPURİ

Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste. : ROMANS

Şarkı,türkü,köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde,güftenin iki kıtası arasına,başına,sonuna da gelebilen,sözsüz çalınan parça.:ARANAĞME

Şarkılı kilise duası için bestelenmiş müzik parçası./Katolik kiliselerinde Hz İsa’nın çarmıha gerilmesini anmak için yapılan tören. : MİSSA

Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.:RAP

Şarlatan,yalancı,hileci.: KALTABAN

Şartlar,içinde bulunulan koşullar. : ŞERAİT

Şaşma. : TAACCÜP

Şatafat.:CAFCAF

Şeftalili,kremalı bir çeşit dondurma.:PEŞMELBA

Şehir dışı yolların iki tarafındaki toprak veya çakıl yol.:BANKET

Şehir. : ŞAR


Şehirle ilgili.: BELEDİ

Şehirlerarası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol.: BANKET

Şehre yakın çevre.:BANLİYÖ

Şehvet.: BAH

Şehzadenin hükümdar olarak tahta çıkması.:CÜLÜS

Şeker hastalarının şeker yerine kullandığı,maden kömürü katranından elde edilen beyaz bir toz.:SAKARİN

Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir tür şeker.: SAKAROZ

Şeker kamışı. : NAL

Şeker kamışından elde edilen sert bir içki.:KALİTEA

Şeker kamışından yapılan bir içki.:ROM

Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi.:MARMELAT

Şeker posası. : MELAS

Şeker ve nişasta ile yapılan bir tür tatlı. : REŞİDİYE

Şekerci boyası. : AMERİKAN ÜZÜMÜ

Şekeri çok bir tür yer elması.:BADAT

Şekerin yakılmasıyla yapılan şekerleme.:KARAMELA

Şekil,biçim bilgisi. : MORFOLOJİ

Şeriat gereği,nikahta erkeğin kadına verdiği mal yada para. : MİHR

Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından on birinci yüzyılda kurulan bir tarikat.:KADİRİLİK

Şık,lüks ve gösterişli,bir törene,bir davete uygun giyim tarzı.Fantezi ve öğleden sonra giyilebilecek kadın giysisi biçimi. : ABİYE

Şiddetli acı ve sıkıntı.:EZİNÇ

Şiddetli yağmur. : BORAN

Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.: RAFIZİLİK

Şiir. : YIR : POEM

Şili plakası.: RCH

Şimşek. : BALKIR

Şişman,semiz. : SEMEN

Şişmanca,kısa boylu,yapılı. : TIKNAZ

Şom ağızlı,kara haberci. : NAİ

Şubat sonlarında,sırayla havaya,suya ve toprağa düşerek oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE

Şüphe,kuruntu.: VESVESE

Şüphe.: ŞEK

Şüpheli,kuşkulu. : MEŞKUK 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 13 Ocak 2010, 16:19:21 »

T

Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış deri.:SAHTİYAN

Tabanı meşinden olan mest.Edik.: LAPÇİN

Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı.:GALOŞ

Tabiat,huy. : HASLET

Tabut. : SAL

Tac Mahal’in bulunduğu kent. : AGRA

Tadarak kontrol etmek.:DEGÜSTASYON

Tadı ekşimiş ve buruk olan. : KEKRE

Tadı ve kokusu karabibere benzeyen bir tür baharat.:KAKULE

Tahıl için kullanılan sekiz kiloluk ölçek. : ŞİNİK

Tahıl kuyusu. : SARPIN

Tahıl tepsisi. : EVSECEK

Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde.:GLUTEN

Tahıl yığını. : ÇEÇ

Tahılı aletler kullanarak başaktan ayırma işi.:HARMAN

Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan,kıldan veya kamıştan yapılmış elek.:TEPİR

Tahılın taş ve samanla karışması./Harmanda ürün kalıntısı. : AFARA

Tahin,nohut,patates ve soğanla yapılan meze.:TOPİK

Tahitili kadınlardan esinlenerek oluşturulmuş bir plaj giysisi. Üzerinde basılı büyük motifler bulunan ve Tahiti’de göğsün üstünde yada belde düğümlenerek giysi olarak kullanılan kumaş parçası. : PAREO

Tahminen.: TAKRİBEN

Tahsildar.:CABİ

Taht. : ERİKE

Tahta ayakkabı. Tek bir tahta parçadan yada tahta parça üzerine tutturulmuş kösele bir üstlükten oluşan ayakkabı. : SABO

Tahta kılıçlarla yapılan Japon dövüş sporu. : KENDO

Tahta maşa. : ŞAKŞAK

Tahta perde. : DARABA

Tahta ve kereste biçmeye yarayan,elektrik ve su gücüyle çalışan büyük bıçkı. : HIZAR

Tahtacılar da denilen konar göçer Türk topluluğu. : AĞAÇERİLER

Tahtadan parçaları uç uca takılı,uzun bir boru biçiminde,perdeli bir üflemeli çalgı.:FAGOT

Tahtadan topları,tokmaklar yardımıyla bazı kurallara uyarak ve belli bir yolu izleyerek küçük kemerlerin altından geçirmeye dayanan oyun.:KROKET

Taka’dan büyük,baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz teknesi.:ÇAPAR

Takadan büyük,baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz kayığı.:ÇAPAR

Takdim etme. : LANSE

Takım yıldız. : ALTIKARDEŞ

Taklit.:İMİTASYON

Takunya. : NALIN

Talih,şans, uğur.. : NEVAL : KUT

Tallı bitkilerin,çoğu sularda yetişen ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad.:: YOSUN

Tam olgunlaşmamış ekin.:ALACATEK

Tam tersine.:BİLAKİS

Tambura benzeyen maden gövdeli bir saz türü.:CÜMBÜŞ

Tan ağartısı.:SEHER

Tan. : SEHER

Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan ve mercimeğe benzeyen bir bitki.:BURÇAK

Taneleri için yetiştirilen ve dıştan bakıldığında mısırı andıran tarım bitkisi. : SORGUN

Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı.:RASTIK

Tanınmış,bilinen. : MARUF

Tanısızlık : AGNOSİ

Tanıtma filmi.:FRAGMAN

Tanıtma yazısı.: JENERİK

Tanıtmalık.: PROSPEKTÜS

Tanrı birliği.:VAHDANİYET

Tanrı korusun. : MAZALLAH

Tanrı saygısı ve ahret kaygısından ötürü günah işlemekten titizlikle kaçınma.:VERA

Tanrı yoluna girme. / Tövbekar olma. : İNABE

Tanrı,sahip,efendi,azat olmuş köle,terbiye eden. : MEVLA

Tanrı,tanrıça,evrenin doğuşu ile ilgili düşsel,alegorik anlatımı olan halk öyküsü. : MİTOS

Tanrı. : ÇALAP : OGAN : YEZDAN

Tanrıcılık.: TEİZM

Tanrının insan ruhlarını yarattığı zaman.:ELEST

Tanrıtanımaz(Ateist). : ATE

Tanrıya boyun eğme,gönlü saygı ve korkuyla dolu olma.:HUŞU

Tanrıya eş koşma. : ŞİRK

Tanyerinde güneş doğmadan önce beliren kızıllık. : FECİR

Tanzanya plakası. : EAT

Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar Türkiye’de kullanılan,yakası kapalı bir tür redingot.:İSTANBULİN

Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvanı.:RABİA

Tarım işçisi.:RENÇBER

Tarıma zararlı bir böcek. : MANAS

Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı.:REKOLTE

Tarih öncesi dinsel konu ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiire verilen ad. : DESTAN

Tarih öncesi çağlarda tanrılara adak olarak sunulan heykelciklere verilen ad.: İDOL

Tarihi olayların zaman bakımından sırası.:KRONOLOJİ

Tarihsel coğrafyada Anadolu’nun Lykia bölgesinde,kalıntıları Fethiye ilçesi yakınlarında bulunan antik kent.:TLOS

Tarihte Kırım Hanlığında veliahta verilen unvan.:KALGAY

Tarihte kölelerden kurulu bir asker sınıfı.:KÖLEMEN

Tarihte,demirden veya tunçtan dökülmüş,yuvarlak ve boş olan, içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya elle atılan yuvarlak bir tür bomba. : HUMBARA

Tarihte,Rumeli’de oturan Rumeli fatihlerinin torunlarına,bölge fethedildikçe Anadolu’dan getirilerek buraya yerleştirilenlere ve bunlardan oluşturulan askeri örgüte verilen ad.:EVLADIFATİHAN

Tarikat ehlinin başlığında bulunan kabarık dilimler. : TERK

Tarikatlarda şeyhlik makamı. : POST

Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve törenleri yaptıkları yer.: DERGAH

Tarla faresi. : GELENİ

Tarla,bahçe gibi yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. : ÇARDAK

Tarla,bahçe,bağ gibi yerlerden toplanan üründen arta kalanlar.:TARAŞ

Tarlada açılan su yolu,tarlayı sulamakta kullanılan tahta oluklar.: ABARA

Tarlada saban izi. : ABARA

Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen,ağaçtan geniş sürgü.:TAPAN

Tarsus yakınlarında dinlence yeri olarak kullanılan ünlü yayla. : NAMRUN

Tarz.:STİL

Tasarı. : LAYİHA

Tasavvuf ve tekke müziğinde bir form. : SAVT

Taslak. : ESKİZ

Tasvir. : BETİM

Taş bilimi.:LİTOLOJİ

Taş dibek.: SOKU

Taş kırıntısı. : MICIR

Taş levreği. : MİNAKOP

Taş silindir . : LOĞ

Taş veya ağaçtan yapılmış büyük havan.KahkahaİBEK

Taş veya mermerden oyma mezar.: LAHİT

Taş veya tuğladan yapılmış olan. : KAGİR

Taş.: SENG

Taşçı kalemi.: MİNKAR

Taşınabilir yatak.: SEDYE

Taşınır tahta perde. : PARAVAN

Taşıtlara yolun açık veya kapalı olduğunu göstermek üzere renkli levhalar ya da ışıklarla işaret veren dikme. : SEMATOR

Taşıtlarda lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü.:JANT

Taşıyan,yüklü. : HAMİL

Taşizm de denilen soyut resim anlayışı.:LEKECİLİK

Taşlama, iğneli söz. : TARİZ

Taşların yapısını inceleyen bilim.: LİTOLOJİ

Taşların yüzlerini düzlemede kullanılan çekiç.:BUCARDA

Taşlayarak idam cezası. : RECİM

Tatlı su ıstakozu.:KEREVİT

Tatlı su levreği.:PERKİ

Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı . : LOTA

Tatlı sülümen. : KALOMEL

Tatsız tuzsuz yiyecekler için kullanılan söz. Çürük yumurta gibi kokan. : SASI

Tavan tahtaları arasına konulan ince tahta.:ŞÜŞE

Tavla oyununda pul dizilen yer. : KAPI

Tavlada üç sayısı. : SE

Tavuğun göğüs etiyle hazırlanan ve pişmiş hamurla yenen bir tür çorba.:ARABAŞI

Tavuğun istenilen yere yumurtlamasını sağlamak için kullanılan beyaz taş. : FOL

Tavuk kümesi.: PİN

Tavuk yada dana etiyle yapılan bir tür yemek. : ŞNİTZEL

Tavuk,balık,dana ve kuzu etlerinin kemiklerinin çıkartılarak dilimlere ayrılması.:FİLETO

Tavukbalığı.:MEZGİT

Tayland’ın eski adı. : SİYAM

Tayland’ın para birimi.:BAHT

Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği.: KAPAMA

Tazelik,sevinç. : NÜZHET

Tecrübeli oyuncu. : VETERAN

Tecrübeye dayanan.:AMPİRİK

Tedirgin.:BİZAR

Tefecilik. Bir malı çok fazla karla satma. : MURABAHA

Tehlike durumu,imdat,yardım.:CAR

Tehlike sınırı.:RUBİKON

Tehlikeli durum.: VARTA

Tehlikeli son.:VEHAMET

Tehlikesiz salgı bezi uru. : ADENOM

Tek at koşularak çekilen,üzeri kapalı,yanları açık bir tür araba. : PARAŞOL

Tek başına oynanan bir iskambil oyunu.: SOLİTER

Tek bir mekanda geçen TV komedi dizilerine verilen ad. : SİTCOM

Tek deste kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. : PİNAKİ

Tek düze,monoton.:YEKNESAK

Tek hörgüçlü deve. : HECİN

Tek kağıt tabaka üzerine basılan 16 sayfalık kırılmış kitap parçası.:FORMA

Tek kişilik halk oyunu. : ALMADERE

Tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi. : FİNN

Tek kurşun atan bir çeşit tüfek.:MARTİN

Tek odalı daire.: STÜDYO

Tek parça hayvan postundan yapılan ceket. :GOCUK

Tek tip,küçük,tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi.:FİNN

Tek tohumluk kuru meyve. : AKEN

Tek tük ağaç bulunan kayalık. : GER

Tek ve belirli bir yıldız. : KEVKEP

Tek veya çok hücreden oluşan,vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku.:EPİTEL

Tek,eşsiz,biricik.:YEKTA

Tekelci sermayedarlığa dayalı ortaklıklar birliği.:TRÖST

Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri.:DALAK

Tekke edebiyatında,insanın Tanrıdan çıkıp tekrar Tanrıya döneceğini işleyen şiir türü.:DEVRİYE

Tekli. : SİNGLE

Tekne ziftleme. : KALAFAT

Teknelerde hamuru kazımaya yarayan araç.:ISIRAN

Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, geniş ağızlı balık ağı. : TROL

Tel durumundaki gümüşü,altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş.:TELKARİ

Tel,kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ.:KANGAL

Telgraf alfabesi. : MORS

Telgraf işaretlerini göndermek için,bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç.: MANİPLE

Telkin yolu ile uyutmak.:İPNOTİZMA

Telli balıkçıl. : OKAR

Telli bir Azeri çalgısı. : TAR

Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü.:EŞİK

Tellür’ün simgesi. : TE

Temel niteliğinde olan. :ASAL:ESASİ

Temel. : BAZ

Temeli taklide dayanan sözsüz oyun. : MİM

Temiz kalpli.:OĞUZ

Temiz,iffetli. : AKMAN

Temiz,namuslu anlamında yerel sözcük. : ARCA

Temiz,namuslu.:SİLİ

Temiz,temiz ahlaklı.: NEZİH

Teneşir,sedir,peyke. : KEREVET

Teneşir. : SALACAK

Tenis ve golfde,topa yanlamasına vurulan darbe.:SLİCE

Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.:BADMİNTON

Teniste hızlı,iyi,karşılanamayan servis atışı. : ACE

Teniste topun çizdiği yol.Topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş. : LOB

Teori. : KURAM

Tepelikli bir papağan. : MAKADU

Tepesi dar,kenarları geniş,kulak hizasına değin uzanan basık bir fes türü. : AZİZİYE

Tepki.:AKSÜLAMEL

Ter.: ARAK

Terazi gözü. : KEFE

Terazi. : MİZAN

Teraziyi denklemek için hafif gelen gelen kefeye konulan ağırlık.:ABRA

Terementi ağacının tohumu.: MENEVİŞ

Termofor. : BUYOT

Ters,aksi. : PAHAL

Tersinden de aynı şekilde okunan sözcük yada tümce (pay ederek iki kerede yap örneğinde olduğu gibi ) . : PALİNDROM

Terzilikte ölçü almak için kullanılan,genellikle 1,5 m uzunluğunda şerit metre.:MEZURA

Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim vermesi işi,kesim.:FASON

Tesadüf. : RAST

Tez canlı,içi tez,ivecen.:ACUL

Tezat.:ANTAGONİZMA

Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad.:RAMAD

Tıbbın sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen dalı.:GASTROENTOROLOJİ

Tığ.:BİZ

Tımar. : ZEAMET

Tınlama.: TANİN

Tıp dilinde akciğer veremine verilen ad. : FTİZİ

Tıp dilinde belsoğukluğu hastalığına verilen ad.:GONORE

Tıp dilinde bere ,morarma,çürük anlamında kullanılan söz. : EKİMOZ

Tıp dilinde bir ilacın ağızdan alınacağını belirten terim. : PEROS

Tıp dilinde ergenlik,buluğ anlamında kullanılan sözcük. : ADOLESAN

Tıp dilinde felçli anlamında kullanılan sözcük. : PARALİTİK

Tıp dilinde idrar salgısının azalmasına verilen ad.:ANÜRİ

Tıp dilinde ishal. : DİYARE

Tıp’ta kuvvetsizlik: ADİNAMİ

Tıpta deli dana hastalığının kısa yazılışı.: BSE

Tıpta iştahsızlık.:ANOREKSİ


Tıraş etme,kazıma.:YÜLÜME

Tırnak kemirme hastalığı. : ONİKOFAJİ

Tırnak,boynuz,kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde. : KERATİN

Tırnak.:CIRNAK

Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık. : RİNA

Tibet antilobu. : KİRU

Tibet öküzü. : YAK

Tibet ve Keşmir’de hircus türü keçinin tüyleriyle dokunan ve özellikle şal yapımında kullanılan çok yumuşak bir dokuma.: PAŞMİNA

Tibet’in merkezi olan kent. : LHASA

Tibetlilerin alfabelerine verdikleri ad.:DBUÇAN

Ticaret gemilerinde tayfaların başı.:LOSTROMO

Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo.: DOK

Ticari değer taşıyan yaprak tütünlerin düşük kaliteli olanı.:KAPA

Ticari malların geçici olarak konulduğu yer. :SUNDURMA

Ticari senetlerde,ödemeden sorumlu olanların ödememesi halinde üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. : AVAL

Tifo gibi bazı hastalıklara eşlik eden kas zayıflığı.:ADİNAMİ

Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş.:ŞALİ

Tilki,samur,tavşan gibi hayvanların karın taraflarından elde edilen kürk. : NAFE

Tilkinin ense postu kürkü. : CILKAVA

Tipo baskıda kullanılmak amacıyla,üzerine kabartma olarak bir kompozisyon yada resim kopya edilmiş madeni levha. : KLİŞE

Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu.: LEK

Tirsi balığı. : ALOSA

Titrek,titreyen. : LERZAN

Titreme korkusu.: TREMOFOBİ

Titreme,ürperme. : RAŞE

Titreştirilince ana seslerden birini veren çelik alet.KahkahaİYAPOZON

Tiyatro oyunları yazma sanatı.: DRAMATURGİ

Tiyatro sahnesine ilk çıkan Müslüman Türk kadını. : AFİFE JALE

Tiyatro ve sinemada teknik ustalıkla yapılan hile. : TRÜK

Tiyatroda sahne. : ŞANO

Tiyatrolarda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse. : KLAKÖR

Tohum için ayrılmış tahıl,tohum.:BİDER

Tohumda embriyonu kaplayan etli bölüm.: ÇENEK

Tohumlarından elde edilen yağ,yapay kauçuk yapımında kullanılan bir bitki.:KOLZA

Tohumlarından kandil yağı,çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki. : REZEDE

Tok ve kalın ses. : DAVUDİ

Tokat’ın Pazar ilçesinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:BALLICA

Tokat’ta yetişen ve kaliteli bir şarap elde edilen beyaz üzüm çeşidi. : NARİNCE

Tokyo kentinin eski adı. : EDO

Tombala kartı. : KARTELA

Ton balığı. : ORKİNOS

Topal,aksak. : LENG

Topallık,aksayarak yürüme. : ARECAN

Toplam olarak.:CEMAN

Toplama,toplanma.:CEM

Toplanma,birleşim. : İNİKAT

Toplar damar.:VERİT

Toplardamar genişlemesi. : VARİS

Toplardamarlarda iç zar iltihabı.:FLEBİT.:FİLİBİT

Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs.: OTOKAR

Toplu olarak.:CEMAN

Topluluk.:CUMHUR

Toplum yaşayışından uzaklaşarak tek başına yaşama.:UZLET

Toprağı derince kazarak altını üstüne getirmek. : KİRİZMA

Toprağı kazıp siper yapmak.:ORAMAK

Toprağın nemi. : ÖL

Toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç. : OKALİPTÜS

Toprak Aşınması. : EROZYON

Toprak evleri sıvamak için kireç yerine kullanılan bir tür toprak.:AKTOPRAK

Toprak içinde yumru biçiminde yetişen,yenilebilen bir bitki,yer mantarı,keme.:DOMALAN

Toprak nemi.:DARBIZ

Toprak ve kireçle karışık kırıntılar,yapı döküntüsü.:MOLOZ

Toprak yığını,küçük tepe.:HÖYÜK

Toprak,kum ve saman elemeye yarayan iri delikli kalbur :ABARA

Toprak.:TURAB

Topraktan çıkıp büyüyen. : NABİT

Topraktan yapılmış tencere.:ÇÖMLEK

Toptan,götürü iş,yazılı anlaşma. : KESENE

Topu kısa aralıklarla veya yavaş yavaş vurarak ileri götürmek.:DRİPLİNG

Topun gerisini kapayan kapak. : KAMA

Topuz biçiminde yaprakları olan,yapraklarının üst yüzeyi,böcekleri yakalayan yapışkan tüylerle örtülü bitki.:DROSERA

Torba biçiminde dikilmiş yorgan çarşafı.:NEVRESİM

Tornacılıkta,bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet.: FREZE

Torun,evlat.:HAFİD

Toryum’un simgesi. : TH

Toy,acemi.:ÇAYLAK

Toynaklı memelilerin bir çoğunun başında bulunan,sert maddeden oluşmuş uzantıya verilen ad. : BOYNUZ

Toz bulutu.NAK

Toz emici alet.: ASPİRATÖR

Toz fırtınası.: TOZAK

Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç.:NARGİLE

Töre bilimi,ahlak. Bir kimsenin davranışlarına temel olan ahlak ilkelerinin tümü. : ETİK

Tören ve alaylarda padişahın,vezirin yanında yürüyen görevliler.:ŞATIR

Tören yapılan taş masa. : SUNAK

Tören,merasim. Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü. : SEREMONİ

Tövbe etme.:İNABE

Trabzon hurması da denilen tropikal bir meyve. : KAKİ

Trabzon ilinde bir yayla. : LİŞER

Trabzon ve Rize yöresinde karabatak denilen deniz kuşuna verilen ad.: KUKARMA

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bir göl.: SERA

Trabzon’un Çaykara ilçesinde,1989’da tabiat parkı kaps***** da alınan,doğal güzelliğiyle tanınmış göl.:UZUNGÖL

Trafik. : SEYRÜSEFER

Traktör veya kamyonlara,daha çok yük taşımalarını sağlamak için takılan araba.:TREYLER

Tren istasyonlarında tren yolu boyunca uzanan,inilip binilen yüksekçe döşeme.:PERON

Triko eşyaların yakasını yapmada kullanılan makine. : REMAYÖZ

Tropik bölgelerde yetişen,bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapımında kullanılan bir çeşit reçine.:KOPAL

Tropikal bölgelerde yetişen ve yapraklarından değerli bir tekstil elyafı elde edilen bitki. :SİSAL

Tropikal Afrika’da yaşayan ve göbekli domuz da denilen hayvan.:PEKARİ

Tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç. : AZOBE

Tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç.: OKAN

Tropikal Afrika’da yetişen ve açık damarlı,siyahımsı esmere dönüşen esmer renkte,daha çok kaba dokulu,sert ve ağır bir odun veren ağaç. : VENGE

Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta marangozlukta kullanılan ağaca verilen ad. : EKABA

Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan bir ağaç. : LİMBALİ

Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu kolay işlenen büyük bir ağaç. : İROKO

Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu marangozlukta ve kaplamacılıkta kullanılan çok büyük ağaç.: MAKORE

Tropikal Afrika’da yetişen ve Ohi de denilen ağaç. : BA

Tropikal Amerika ormanlarında yaşayan bazı etçil küçük memelilerin ortak adı.:OLİNGO

Tropikal Amerika’da yaşayan kimi hafif gagalı kuşların ortak adı.:TUKAN

Tropikal Amerika’da yaşayan küçük bedenli akbaba.:URUBİ.:URUBU

Tropikal Amerika’da yaşayan tavuğa benzer bir kuş.: TİNAMU

Tropikal Amerika’da yaşayan,eflatunla karışık gri ve esmer renkte,15 cm boyunda büyük gece kelebeği cinsi.: EREBUS

Tropikal Amerika’da yetişen çok sert bir ağaç.:VERA

Tropikal bölgelerde bulunan asalak olmayan guguk kuşu.:KUKAL

Tropikal bölgelerde yaşayan kimi kertenkelelerin ortak adı.:VARAN

Tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç.:OBEŞE

Tropikal bölgelerde yetişen ve nişastaca zengin yumru kökleri yiyecek olarak kullanılan bitki.:YAM

Tropikal bölgelerde yetişen ve yumruları besin olarak kullanılan bir bitki.: TARO

Tropikal bölgelerdeki denizlerde kesiksiz esen bir takım rüzgarların adı.:ALİZE

Tropikal denizlerin az derin sularında yaşayan bir yengeç cinsi. : RANİNA

Tropikal ormanlarda yaşayan tavuğa benzer bir kuş. : TİNAMU

Tuğla ve harçla örülmüş,alttan obruk,yarım silindir biçiminde tavan örtüsü.:TONOZ

Tuğlaların harçla doldurulup düzeltilen aralığı. : DERZ

Tulum.:TULUK

Tumturaklı konuşma. : AYTA

Tuna nehrinde hafif savaş gemisi olarak veya yük ve insan taşımakta kullanılan bir çeşit gemi. : NASAD

Tuna ırmağında kullanılan bir çeşit yolcu gemisi. : ORANSA

Tunus kıyılarında kullanılan üç direkli yelkenli tekne. : ÇİTİHA

Tunus’un plakası. : TN

Turfanda zamanı. : MEYA

Turku’nun İsveç’teki adı. : AB O

Turna türü.:KARKARA

Turpgillerden,yağlı tohumlu mevsimlik bir bitki : KOLZA

Turşusu yapılan bir tür soğan. : INCALIZ

Turunçgillerden tadı acımsı bir meyve,greyfurt.:ALTINTOP

Tutak,sap.: KABZA

Tutam.:FİSKE

Tutturgaç:. ATAŞ

Tutuk dilli,pepe. : PEPEME

Tuzak,kapan. : FAK

Tuzlalarda deniz suyu çekilen bölüm. : TAVA

Tuzlanmış ve deri tuluma bastırılmış peynir. : OLAMAN

Tuzlu hamurdan yapılan ince uzun çubuk,tuzlu çubuk.:BATONSALE

Tuzsuz taze peynirden nişasta ve pirinç unu konarak yapılan bir helva.:HÖŞMERİM

Tüberküloz tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. : KANAMİSİN

Tüccar.:BEZİRGAN

Tüketici. : MÜSTEHLİK

Tükürükte bulunan ve nişastanın sindirilmesine yarayan enzim. : PTİYALİN

Tülbent ile patiska arası ince patiska arası ince pamuklu bir bez. :MERMERŞAHİ

Tümden çıplak olarak açık havada yaşamayı savunan öğreti.:NÜDİZM

Tümevarım. : ENDÜKSİYON

Tümör.: UR

Türk müziğinde bir makamı, kendi perdelerinden daha tiz yada pes perdelerde çalma işi.: ŞETARET

Türk aşıklık geleneğinin ve aşık edebiyatının etkisiyle Anadolu’da ve Azerbaycan’da yetişen,Türkçe ve Ermenice şiirler söyleyen,öyküler anlatan Ermeni asıllı aşıklara verilen ad.:AŞUK:AŞUĞ

Türk Halk Müziğinde bağlama ailesinden çalgıların en küçük boylusu.Tezene ile çalınan iki yada üç telli halk sazı. : CURA

Türk halk müziğinde bir türkü türü.:UZUNHAVA

Türk Halk Müziğinde kullanılan cura,bulgari,bağlama gibi telli ve çalgıçla çalınan çalgıların genel adı. : TAMBURA

Türk kentlerinin çoğunda,surla çevrili alanın dışında kalan yerleşmelere verilen ad.:TAHTAKALE

Türk lehçelerinden biri.:ÇUVAŞÇA

Türk müziğinde az kullanılmış pek az bilinen bir zurna türü.: ASAFİ

Türk Müziğinde bileşik makam. : NİKRİZ

Türk müziğinde bir makam adı. : KARCIĞAR : ARAZBAR : REHAVİ

Türk Müziğinde bir makam. : EVİÇ:EVCARA .: SUZİNAK

Türk müziğinde bir makam. : BAYATİ: ISFAHAN: MAYE: ACEMAŞİRAN

Türk müziğinde bir makam. : NEVA .: IRAK: SABA: SUZİDİLARA

Türk müziğinde bir makam.: ARAZBAR

Türk müziğinde bir makam.: CANFEZA.:NİKRİZ.:BUSELİK

Türk müziğinde bir makam.: HİSAR.:SUZİDİLARA.:UZZAL.:ZAVİL

Türk müziğinde bir makamdan yada bir usulden başkasına geçmek. : GEÇKİ

Türk müziğinde bir oyun havası.: SİRTO

Türk Müziğinde bir usul. : NEMEL .: REMEL

Türk müziğinde birleşik bir makam.:NEVESER

Türk müziğinde fasıl topluluğuna verilen ad. : İNCESAZ

Türk müziğinde iki makamın ortak adı.:REHAVİ

Türk müziğinde kullanılan zilsiz büyük tef.:BENDİR

Türk müziğinde oldukça kıvrak bir usul. : AKSAK

Türk tuluat tiyatrosunda baş komik görevindeki uşak tiplemesi. Hımbıl,alık. : İBİŞ

Türk Üniversitelerinde en az beş yıl profesörlük yapmış,bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimseye verilen unvan.:ORDİNARYÜS

Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısı. : ESENYAYLA

Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısı.:ALİCAN

Türkiye ile Gürcistan arasındaki sınır kapısı.:TÜRKGÖZÜ

Türkiye ile İran arasındaki gümrük kapısı.:GÜRBULAK

Türkiye’den göç eden Yunanlıların oluşturduğu müzik türü. : REMBETİKO

Türkiye’nin 4. Büyük gölü. : EĞİRDİR

Türkler anlamında eski sözcük. : ETRAK

Türklere özgü bir şekerleme.:LOKUM

Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap ve İranlılara verilen ad.: TAT

Türkmenistan’da bir kent. : MARİ

Türkmenistan’da dokunan değerli bir halıya verilen ad. : YOMUT

Türkmenistan’da eski Orta Asya kenti.:MERV

Türkmenler arasında oynanan bir halk oyunu. : TEREKEME

Türlü bitkilerin yaprak ve kabuklarıyla kokulandırılmış acımtırak bir içki. : AMER

Türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.:URGAN

Türlü eşya ve öteberinin satıldığı Pazar yeri.: SATAK

Tütsü kabı.:BUHURDAN

Tütün dumanının bıraktığı yağlı kir.: ZİFİR

Tütün fidelerini örtmek için kullanılan hasır veya ottan örtü.:KAPANCA

Tütün fidelerinin yetiştirildiği yatak. : ANDAL

Tütün hevengi,tütün dizmek,kurutmak ve işlemek için kullanılan üstü kapalı sergi. . :ARAN

Tütün yaprağı dizesi.:YONGA

Tütün yaprağı dizisi. : PASTAL

Tütün yapraklarından çıkarılan ve sigarada bulunan zehirli madde.: NİKOTİN

Tütünleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı.:FRİSA

Tüyleri kara,meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK

Tüylü kundura derisi. : SÜET

Tüylü,kıllı çuha,kebe. : BARAK

Tüysüz şeftali de denilen bir meyve. : NEKTARİN

Tüysüz,ince,sık dokunmuş yün kumaş.:ÇUHA 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

hazal
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 13 Ocak 2010, 16:20:26 »

U

Ucu yanık odun. : EKSİ: ESE

Ucu bucağı olmayan.:NAMÜTENAHİ

Ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan ağaç. : MİSVAK

Ucu halkalı cıvata.:MAPA

Ucuz,özenmeden ve bayağı cins ayakkabı yapan veya satan esnaf.:KAVAF

Uçabildikleri halde genellikle yürümeyi ve koşmayı yeğleyen 46 kuş türünün ortak adı.:TİNAMU

Uçaklarda pilot kabini . : KOKPİT

Uçakların yanaştığı yer. :APRON

Uçan avı bir noktaya çekmek için kullanılan içi doldurulmuş kuş.:PADALYA

Uçma korkusu.: AEROFOBİ

Uçuk sarı renkte,yağ kıvamında,güçlü patlayıcı özelliği olan bir madde.:NİTROGLİSERİN

Uçurum. : KALAR

Uçuş korkusu.:AVİOFOBİ

Uda benzeyen bir müzik aleti.. : LAVTA

Ufak ateş tanesi.:CENGE

Ufuk. :ÇEVREN

Ufuklar.:AFAK

Uğur Mumcu’nun Politika ve Çivi gazetelerinde yazdığı yazılarda kullandığı takma ad. :MEHMET FERDA

Uğurlama.:TEŞYİ

Uğursuz. : ŞOM : MERET

Uğursuzluk. : FATALİTE

Uğursuzluk.: ŞEAMET

Ukrayna’nın başkenti. : KİEV

Ukrayna’nın plakası. : UA

Ulaşım.:KORELASYON

Ulaştırma. : İSAL

Ulusal yada yöresel konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik yapıtı.:RAPSODİ

Uluslar arası af örgütü. : Aİ

Uluslar arası Basın Enstitüsünü simgeleyen harfler. : İPİ

Uluslar arası Gazeteciler Federasyonu’nun kısaltması.:FİJ

Uluslar arası hukukta vatandaşlık hakkını kaybeden ve bir yenisini kazanamayan kimse,vatansız.: HAYMATLOS

Uluslar arası Meteoroloji Birliği. : WMO

Umutsuz,karamsar. : MEYUS

Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü. : İTEĞİ

Un,süt ve balla yapılan bir tatlı.:MEMUNİYE

Un,süt,yumurta ile yapılan,ufak ve yuvarlak taneler biçiminde kurutulan hamur.:KUSKUS

Un,süt,yumurta,şeker veya pekmezle yapılan bir tatlı.:AKITMA

Un,yağ ve su ile elde edilen karışım,çorba sosu.(Süt ile yapıldığında ise beşamel adını alır).:MEYANE

Unutkan. : NESİ

Unutma. : NİSYAN

Ur Keklik’de denilen ve Doğu Anadolu’da yaşayan keklik cinsi. : KEVDERE

Ur.: NEOPLAZMA

Uranüs’ün bir uydusu.:ARİEL

Urları inceleyen bilim dalı. : ONKOLOJİ

Uruguay’ın başkenti.:MONTEVİDEO

Usanç,can sıkıntısı. : MELAL

Uskumru balığının kurutulmuşu. : ÇİROZ

Uskumru,sardalye,kolyoz gibi balıkların ufağı. : VONOZ

Uskumru’nun 8-10 cm boyunda olanı.:VONOZ

Uskumrugillerden bir balık.: ORKİNOS

Uskumrugillerden,eti esmer,kılçıksız ve pulsuz bir balık.: PALAMUT

Uskumrugillerden,genellikle Akdeniz’de yaşayan ufak pullu bir balık.:AKYA


Uşak halısı ismi. : SARPKİLİT

Uşak iline özgü,nişasta ve pekmezle yapılan bir tatlı.:PELVAZE

Ut,kanun,keman gibi çalgıların tellerini geren düğme.: MANDAL

Utanma duygusu. : UT : AR

Uyak,kafiye. : REDİF

Uyanık,gözü açık. : SAK

Uyanık,uyumayan.:BİDAR

Uyanıklık. : TEYAKKUZ

Uyarlama.: ADAPTASYON

Uydurma,gerçek olmayan,gerçekmiş gibi gösteren haber.: ASPARAGAS

Uygulanabilirlik.Yapılabilirlik. : FİZİBİLİTE

Uygun,yerinde,denk.:MEHEL

Uygur Türklerince 11. asra kadar Çin’de dokunan çok ince kalite ipek duvar halılarına verilen ad. : KESİ

Uygur hükümdarlarına verilen san. : İDİKUT

Uyku hastalığı. : NARKOLEPSİ

Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak,uyuklamak.: IMIZGANMAK

Uyku. : HAB: MENAM

Uyluk kemiğinin bilimsel adı.:FEMUR

Uyruk. : TEBAA

Uyuklayan. : IMIZGAN

Uyuşma,görüşme. : İTİLAF

Uyuşuk,miskin.:UYUNTU

Uz yazım. : TELEKS

Uzaduyum. : TELEPATİ

Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı. : KERVAN

Uzakdoğu’da yetişen amerikan elmasından çıkarılan bir tür zamk./Vernik. : LAK

Uzakta olan. : ÜCRA

Uzaya giden ilk canlı köpek cinsi. : LAYKA

Uzun ve tumturaklı konuşma .: TİRAT

Uzun ağızlı balık. : SARGANA

Uzun boylu,zayıf,ince kimse.:KİKİRİK

Uzun boyunlu,kulpsuz,küçük rakı sürahisi.: KARAFA

Uzun kavkılı deniz yumuşakçası.: OTİNA

Uzun kemiklerin iki ucundaki şişkin kısım. : EPİFİZ

Uzun süre kadınsız kalan erkek,cinsel açlık çeken. : ABAZAN

Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı.: ERZAK

Uzun süreli.:MEDİD

Uzun taneli bir pirinç türü. : BERSANİ

Uzun tecrübeler sonunda özel olarak ifade edilmiş ve halka mal olmuş söz,darbımesel.:ATASÖZÜ

Uzun tütün çubukların kullanıldığı çağlarda odanın ortasına yerleştirilen kül çanağı.:TAKATUKA

Uzun tüylü bir köpek cinsi. : EPANYÖL

Uzun tüylü bir süs köpeği. : LULU

Uzun tüylü İngiliz köpeği.:SETER

Uzun tüylü kalpak. : PAPAK

Uzun ve beyaz taneli bir üzüm cinsi.KahkahaİRMİT

Uzun yapraklı palmiye. : RAFYA

Uzun,çok ince,beyaz ve bol tüylü yapağısından dokumacılıkta yararlanılan bir koyun cinsi.:MERİNOS

Uzun,kıvırcık tüylü bir cins köpek.:KANİŞ

Uzun,sarı ve yumuşak saç. : LEPİSKA

Uzunca kadın ceketi. : TRUVAKAR

Uzunluğuna açılan yazma kitaplar : BEYAZİ

Uzunluğuna,boyun.:TULANİ

Ü

Ücretle çalışan kimse.:ECİR

Ücretli Osmanlı askeri.:KAPIKULU

Üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek.: SACAYAK

Üç Bergama Kralının ortak adı. : ATTALOS

Üç boyutlu sinema tekniği.:SİNERAMA

Üç direkli yelkenlilerde mizana direğinin en altta bulunan sereni. : FOA

Üç katlı bir balık ağı. : DİFANA

Üç telli bağlama.:YONGAR

Üç telli bir Rus sazı.:BALALAYKA

Üç telli ve perdesiz Japon lavtası. : SAMİSEN

Üç veya daha çok direği bulunan gemilerde arka direk. : MİZANA

Üç veya daha çok sayıda halat telinden elle örülerek yapılmış kısa ip. : TİRNELE

Üç veya dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

Üçüncü jeolojik çağın,memelilerin oluştuğu dönemi.:EOSEN

Üçüncü Selim’in şiirlerinde kullandığı mahlas.:İLHAMİ

Üflemeli bakır çalgılardan oluşan orkestra.:FANFAR

Üflemeli bir çalgı. : KEN : KENA

Üflemeli bir çalgı.:KORNO.:ZURNA

Üflenerek çalınan perdesiz çalgı.:BORAZAN

Ülkeler. :MEMALİK

Ülser hastalığına verilen bir başka ad.:KARHA

Üniversite diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece.:LİSANS

Üniversitelerde öğrencilerin ders seçme veya bırakma işlemi.:EKLESİL

Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden,yönetiminden,öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu kimse. : REKTÖR

Ünlü Meksikalı ressam.( 1907-1954 yılları arasında yaşamış, ilkel görünümlü,keskin hatlı ve parlak renkli kendi portreleriyle tanınmış, yaşam öyküsü sinemaya da aktarılmıştır).:FRİDA KAHLO

Ünlü,soylu. : ANGIN

Üreteç. : JENERATÖR

Ürkme.,insandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi. : REM

Ürkü. : PANİK

Ürünün üzerindeki fiyat etiketi. : BARKOT

Üst bitken. : EPİFİT

Üst derinin en dış tabakası.:KORUN

Üstü galeta unu veya rendelenmiş peynirle kaplanarak fırına verilen yemekler için kullanılan sözcük.:OGRATEN

Üstü toprakla örtülü saman yığını. : NODA

Üstün nitelikte kadın sanatçı. : DİVA

Üstünde hamur açılan,yemek yenilen tahta.:YASTAĞAN

Üstünde oturulan,yatılan,içi yünle,pamukla doldurulmuş döşek.:ŞİLTE

Üstüne kıyma,kıyılmış soğan ve baharat konularak fırında pişirilen pide.: LAHMACUN


Üstünkörü bir biçimde,geçici olarak onarma.:MERAMET

Üstünlük taslayan.:FODUL

Üstünlük. : FAİKİYET

Üşengeç. : ERİNCİK

Üzeri ekmek kırıntısıyla kaplanmış yiyecekler için kullanılan sözcük. : PANE

Üzeri kırmızı parafinle kaplanan bir tür peynir.:EDAM

Üzeri kırmızı,parafinle kaplı bir tür peynir. : EDAR

Üzeri meşin,halı gibi şeylerle kaplanmamış olan eyerin bölümü.:KALTAK

Üzerinde atlayarak ve sıçrayarak çeşitli hareketler yapılan,çelik yaylar üzerine gerilmiş bez ve bu bez üzerinde yapılan spor. : TROMBOLİN

Üzerinde bir çok fındık dalı bulunan dal.:ÇOTANAK

Üzerinde değişik renkler bulunan. : EBRULİ

Üzerinde döndüğü milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. : AVARA

Üzerinde film çevrilen stüdyo düzlüğü.:SET

Üzerinde gür ot biten,toprağı nemli düzlük.:ÇAYIR

Üzerinde kitap okunan,yazı yazılan,bazıları açılıp kapanabilen alçak,küçük masa.:RAHLE

Üzerinde kümbet biçiminde bir kapağı bulunan,oldukça büyük bir tür cep saati.Dil çıkaranİRYOL

Üzerinde maden dövülen,çelik yüzeyli,demir araç.:ÖRS

Üzerinde ölü yıkanan kerevet,salacak. : TENEŞİR

Üzerinde yazı yazmaya,arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık.:SÜMEN

Üzerinde yazıt veya kabartmalar bulunan dikilitaş. : STEL

Üzerine rayların yerleştirildiği , yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri. : TRAVERS

Üzerine besmele veya maşallah yazılı altın nazarlık.:ARMUDİYE

Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar,çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve.:GERGEF

Üzerine rayların yerleştirildiği,yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri.:TRAVERS

Üzerine resim yapılan bez. : TUAL

Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya.: GLASE

Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan sedir.:KEREVET

Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi. : RAK

Üzerleri noktalarla işaretli, dikdörtgen biçiminde, 28 taşla masa üzerinde oynanan bir oyun.:DOMİNO

Üzerleri noktalı 28 dikdörtgen taşla oynanan bir oyun.:DOMİNO

Üzülme,üzüntü.:TEESSÜR

Üzüm bahçesi. : BAĞ

Üzüm kütüğü.: TAK

Üzüm suyunun damıtılmasından elde edilen rakı,pirinç rakısı: ARAK

Üzüm taşımaya yarayan tahta kap.. : MAHRA

Üzüm yetiştiren.:BAĞCI

Üzüntü dert anlamında yerel sözcük. : GADA 
   
 
   
Logged
hazal'adli üyenin imzası



Sayın hazal İmza Seçmediniz.!

Chatzade.Com PayLaşım PLatformu
En Kısa Zamanda İmzanızı Düzenleyiniz.!

Kelime:
A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü Konusuna Ait Anahtar Kelimeler
A Dan Z Ye Bulmaca Sözlüğü
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Tags
Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC


Chatzade.Com PayLaşım Platformu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.